‘Yasal’ kontrgerilla


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

20 Nisan 2014, 15:53

Amerikan kanallarında ve Türkiye’de CNBC-e’de yayınlanan bir dizi var. Person of Interest adlı dizide kameralar her yerde, herkesi adım adım izler, dinler, kaydeder. İleride işlenecek suçları önceden önlemeyi hedefleyen bir bilgisayar programı geliştiren Bay Finch, resmi kayıtlarda ölü olarak geçen Reese adlı eski bir CIA ajanıyla birlikte gelecekte işlenecek olan suçları henüz suçlular eyleme geçmeden önleme amacındadır.

11 Eylül ve yeni ABD güvenlik doktrini

11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler’e saldırıdan sonra ABD ulusal güvenlik doktrinini değiştirdi. Bu değişiklik doğrultusunda ABD “demokrasi”si iki yeni kurumla tanıştı. Birincisi; İç Güvenlik Bakanlığı (The Department of Homeland Security), diğeri de şimdiki adı Terörizme Karşı Ulusal Merkez olan Terörist Tehdit Entegrasyon Merkezi (Terrrorist Threat Integration Center-TTIC) idi. TTIC, 11 Eylül’ün hemen ardından Kongre bünyesinde oluşturulan 9/11 Komisyonu’nun tavsiyeleri doğrultusunda kuruldu.

Her iki kuruluş da, İngilizce “Uniting and Strengthening America by Providing Appropriate Tools Required to Intercept and Obstruct Terrorism” sözcüklerinin başharflerinden oluşan ve “yurtsever” anlamına gelen “USA Patriot” yasasına dayanarak oluşturuldu.

Terörist Tehdit Entegrasyon Merkezi (TTIC- Terrorist Threat Integration Center), Ocak 2003’te ABD Başkanı Bush’un Ulusa Sesleniş konuşmasında ilk kez duyuruldu. 1 Mayıs 2003’ten itibaren ise operasyonlarına başladı. Bütün Amerikan istihbarat örgütlerinin ortak bir havuzda istihbarat ve operasyonlarını birlikte yürütmeleri temelinde oluşturulan kuruluş, 2004 yılında Terörizme Karşı Ulusal Merkez adını aldı.

TTIC’ın resmi kaynaklarda görevi, “ABD çıkarlarına karşı potansiyel tehditleri, bütün kaynaklarıyla etraflı bir şekilde ortaya çıkarmak” olarak tanımlanıyor.
Önce müslümanlar, sonra tüm yurttaşlar vatan haini

Tam açılımı, Türkçeye “Terörizmi önlemek için gerekli uygun araçları sağlayarak Amerika’yı birleştirmek ve güçlendirmek” diye çevrilebilecek olan Patriot yasasının ilk uygulaması ABD’de önce başta müslümanlar olmak üzere Ortadoğulular, sonra bütün Asyalı ve Kuzey Afrikalıların potansiyel terörist ilan edilmesi oldu.

Yüzbinlerce Amerikan vatandaşı, sırf kökenleri nedeniyle uzun süreli sorgulardan geçirildi.

Benimle değilsen düşmanımsın

Uygulama sadece Asya ve Afrika kökenlilerle sınırlı değildi. Bütün Amerikan vatandaşları “vatan haini” olabilirdi. O nedenle, her türlü haberleşme ve veri trafiği, vatandaşların her hareketi, yukarıda sözünü ettiğimiz İç Güvenlik Bakanlığı ve şimdiki adı NCTC olan derin göz tarafından izlemeye alındı.

Bu birimler, ABD Başkanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı’na bağlı olarak çalışıyor. Patriot yasasının temelini “Benimle değilsen düşmanımsın” sözü oluşturuyor. ABD’de neo-conların Başkanı George Bush zamanında, “terörizme karşı önleyici müdahale” doktrini adıyla bütün dünyaya ilan edilmişti.

ABD yönetimi, halen yürürlükte olan bu doktrine göre, dünyanın herhangi bir bölgesinde bir şahsın, ülkenin, örgütün ABD karşıtı herhangi bir eylemi, ulusal veya uluslararası yasalara uygun olsa bile “terörist” faaliyet olarak görülüyor ve buna karşı “önleyici müdahale” yapma hakkını kendinde görüyor.

Doktrin, Büyük Ortadoğu Projesi’ni uygulamak için gerekliydi. Afrika’dan Asya’ya kadar 22 ülkenin sınırlarının değiştirilmesi için “terörizm” bahanesi kullanıldı. Afganistan ve Irak işgalleri bu doktrinin uygulaması.

Model ABD’den uygulama AKP’lilerden

ABD daha sonra, bu doktrini Teröre Karşı Küresel Koalisyon adıyla başta NATO ülkeleri olmak üzere, müttefiklik ilişkisi içinde olduğu ülkelere dayattı. BOP’un Irak işgalinden sonraki uygulaması olarak AKP işbaşına getirildi. ABD’nin önleyici müdahale doktrini, AKP Türkiye’sinde, “terörle mücadelede işbirliği” adıyla adım adım adeta ABD’nin bir eyaletindeki gibi hayata geçirilmeye başlandı. 5 Kasım 2007’deki Bush-Erdoğan görüşmesinden sonra yeni bir seviyeye ulaşan “terörle mücadelede ABD-Türkiye işbirliği” başında doğrudan ABD karargahından gönderilen Gladyo ekibinin bulunduğu ekip, Türkiye’deki Erdoğan Özel Örgütü-F Tipi işbirliğiyle ABD karşıtlarına dalgalar halinde operasyonlar yürüttü. Aynı dönemde ABD İç Güvenlik Bakanlığı Ankara’daki Büyükelçilik içinde, ABD’deki bir eyalette olduğu gibi bir temsilcilik açtı.

Avcıyken av olmak

Son söz: ABD, bütün bu anlattığımız süreci, 1990’ların ikinci yarısından itibaren içine girdiği gerileme sürecini durdurmak için uygulamıştı. Ancak ABD gerilemeyi durduramadığı gibi, hızla çöküşe doğru gidiyor. Nereye elini atsa başarısız olan bir ABD ile karşı karşıyayız artık. Türkiye’deki takipçileri olan ve en sonunda birbirine düşen Erdoğan-Gül-Gülen liderliğindeki BOP eşbaşkanlığını da aynı akıbet bekliyor. Bir diziyle başladık, bir filmle bitirelim: Tom Cruise’in başrolünde oynadığı 2002 yılı yapımlı Azınlık Raporu filminde Dedektif John Anderton, özel güçlere sahip medyumlar ve teknolojik aygıtlar sayesinde, suçluları daha suç işlemeden önce farkedip yakalayan özel bir polis ekibinin başındadır. Dedektif, parçası olduğu sisteme tapmaktadır. Fakat bu sistem, birdenbire tersine döner. Anderton’ın başında olduğu kendi birimi, onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur...

Gladyo rejiminin yasaları

Bu süreçte AKP Hükümeti, önce Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nı kurdu. Müsteşarlık devletteki diğer müsteşarlıkların üzerinde, Bakanlık seviyesine yakın bir konuma yükseltildi ve Başbakan Yardımcılığı’na bağlandı. Model, ABD’deki İç Güvenlik Bakanlığı’ydı. Sıra MİT Müsteşarlığı’na geldi. Başbakanlık’ta fiili olarak Süper Başkanlık yetkisi kullanan Tayyip Erdoğan MİT’i kendine, devleti de MİT’e bağlayan bir Özel Örgüt’e dönüştürüyor.

Yeni yasayla;
* MİT’e bütün devlet kurumlarının üstünde bir yetki, dokunulmazlık zırhıyla kuşatılarak getiriliyor.

* Bakanlar Kurulu’nun vereceği her türlü görevi yapar” tarifiyle MİT’e ucu açık yetki veriliyor.

* İstihbarat, terörle mücadele ve ulusal güvenlik konularında süper yetkilerle donatılan MİT’in tek patronu Başbakan oluyor.

* MİT’e terör örgütleriyle görüşme yetkisi yasallaştırılıyor.

* Yasanın teklif gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, MİT’e operasyonel yetki ve “örtülü operasyon” yapma görevi veriliyor.

Kontrgerilla, doğası gereği bir yeraltı örgütüdür. NATO ülkelerinde devletin yasama, yürütme ve yargı organları içinde paralel bir örgütlenme olan kontrgerillanın karargahı, yine doğası gereği, esas olarak güvenlik ve istihbarat kurumları içindedir. Bir NATO icadı olan Kontrgerilla’nın tepe karargahı ise ABD’dir.

Kontrgerilla, faaliyetlerini “örtülü operasyonlar”la sürdürür. 11 Eylül’den sonra ABD’deki uygulama, biçimsel demokrasiden kontrgerillanın “yasallaştığı” bir
devlet sistemine geçiştir. Şimdi aynı süreci Türkiye’de de yaşıyoruz.

Bay Finch’in kişiliğinde dizide meşrulaştırılan “yasal kontrgerilla” rejimi, ABD’den sonra, Türkiye’de BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın saltanatının da biçimi haline getiriliyor.

Fikret Akfırat
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.