Çin'in atağı ABD'nin savunması


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

08 Haziran 2014, 16:50

Geçen hafta Singapur'da yapılan Asya-Pasifik Güvenlik Zirvesi, ABD ile Çin'in karşılıklı meydan okumasına dönüştü.

ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Çin'i bölgede istikrarı bozmakla suçladı.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korg. Wang Guanzhong, Hagel'in sözlerini provokatif olarak niteldi ve kabul edilemez olduğunu belirtti. Askeri üniformasıyla konuşan Wang Guanzhong, ABD ve Japonya'nın Çin'e saldırabilmek için birbirini teşvik ettiğini ancak bunun düşünülemeyeceğini kaydetti.

Ardından Tümg. Zhu Chenghu, ABD medyasına çok sert bir açıklama yaptı: "Amerikalılar bir düşman olarak Çin'i ele alırsa, biz Çinliler, kendimizi ABD'nin 'nitelikli bir düşmanı yapmak için' adımlar atacağız."

ABD statükonun korunmasını savunuyor


Bu sertlikteki açıklamalar, ABD'nin son güvenlik doktrinine dayanarak Çin'i çevrelemeye çalışmasının doğal bir sonucuydu. Sık sık belirttiğimiz gibi, ABD, birincisi Tayvan'a destek vererek, ikincisi Japonya ve Güney Kore'den silah göstererek, üçüncüsü Hindistan-Güney Kore-Japonya yayına yaslanarak, dördüncüsü Avustralya-Filipinler-Tayland hattını kaldıraç yaparak ve beşincisi ASEAN'a dayanarak Çin'i bölgede çevrelemeye çalışıyor.

Ancak Washington bunda başarılı olamıyor. Hatta Singapur'daki Güvenlik Zirvesi'nde de ortaya çıktığı gibi ABD aslında "statükonun korunmasını" savunuyor!

Nitekim Hagel, konuşmasında özellikle "Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik dengeyi koruyacaklarına" vurgu yaptı.

Zaten Singapur'daki Zirve, ABD ile Çin'in güvenlik doktrinlerinin çarpışmasıydı aslında. Çin'in Rusya ile örtüşen güvenlik doktrininin temeli şu: "Asya'daki bazı devletlerin güvenliğinin sağlanması için başka devletlerin çıkarlarının feda edilmesi kabul edilemez."

ABD ise buna karşı, Asya'da güvenliğin sağlanması için eski blok yaklaşımını öneriyor. Asya basını Zirve'yi bu nedenle, "ABD Çin'le soğuk savaşa hazırlanıyor" şeklinde yorumladı.

ABD-Çin makası kapanıyor


Sonuçta Singapur, ABD ile Çin'in dünya çapında karşı karşıya gelmesinin yeni bir sahnesi oldu. O sahnede daha çok destek toplayan ise Çin oldu. ABD'nin gittikçe telaşlanması da bundan...

Washington, Pekin ile arasındaki makas daraldıkça, Pekin'in ekonomik büyüklüğünün satın alma paritesine göre bu yılın sonunda kendisini geçeceğini gördükçe, kendisi savunma harcamalarını kısmak zorunda kalırken Çin'in savunma harcamalarını açıkladığının bile üzerinde yaptığını gördükçe, endişelenmektedir.

ABD devleti içindeki "gerçekçiler" ile "müdahaleciler" arasındaki çarpışma da bu nedenle büyümektedir.

Çin-Rusya ortaklığı, ABD'nin yenilgisidir


ABD'yi asıl endişelendiren ise Çin ve Rusya'nın 30 yıllığına yaptığı 400 milyar dolarlık doğal gaz anlaşmasıdır. Zira Washington bu anlaşmanın sadece bir ekonomik anlaşma olmadığını, ötesinde Moskova ile Pekin arasında sürekli geliştirilen bir stratejik bağ olduğunu bilmektedir.

Çin ile Rusya'nın bu yıl içinde hem Doğu Akdeniz'de, hem de Güney Çin Denizi'nde ortak askeri tatbikat yapması işte bu bağın sonuçlarıdır.

Çin ile Rusya arasında yapılan her yeni anlaşma, aslında ABD'nin nihai yenilgisinin bir göstergesidir. Şundan: ABD devlet aygıtına yön veren stratejistlerden Zbigniew Brzezinski, güç erozyonuna uğrayan ABD'nin dirilişinin başarısını "daha büyük Batı" inşa edebilmesine bağladı. "Daha büyük Batı" ise Rusya'yı da o havuza dâhil etmekten geçiyordu.

ABD'nin AB ile serbest ticaret anlaşmasına yönelmesi işte bu "daha büyük Batı" inşası içindi. Ancak Washington, bu dönemde değil Rusya'yla yakınlaşmak, önce Suriye'de, sonra da Ukrayna'da, Moskova'yla daha fazla karşı karşıya gelmiş oldu. Ve en sonunda da Moskova ile Pekin'in 30 yıllık dev anlaşmasını izlemek zorunda kaldı.

Kısacası Doğu-Batı savaşında güç dengesi artık geri dönülmez bir şekilde Asya'nı lehine kaydı.

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.