IŞİD bahanesiyle PKK’ye alan açmak


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

30 Mart 2014, 14:38

Önce şu olgulara dikkat çekelim:

1) Suudi Arabistan bu ayın başında terör örgütü listesini güncelledi. Riyad, Suriye’de çarpışan El Kaide türevi Nusra ile IŞİD’i terör örgütü listesine aldı. (Yakın Doğu Haber, 7 Mart 2014)

2) İçeriği sızdırılan Dışişleri’ndeki dörtlü toplantıdan öğrendiğimize göre ABD TSK’yle yaptığı Suriye konulu toplantıya “uçuşa yasak bölge” planıyla geldi.
3) New York Times, “El Kaide, Suriye’yi Batı’ya saldırı üssü yapacak” diye yazdı. (26 Mart 2014)

4) Washington Post, Obama yönetiminin Suriye’ye gizli operasyonları artıracağını yazdı. David Ignatius imzalı makaleye göre, güneyden CIA ve Özel Operasyon Kuvvetleri destekli saldırı planı Riyad’daki Obama-Abdullah görüşmesinde karara bağlandı. (28 Mart 2014)

5) Şam Yönetimi’nin kontrol ettiği Türkiye sınırındaki son bölge olan Kesep, AKP’nin desteğiyle muhaliflerin eline geçti. Böylece Suriye sınırında 15-20 km derinliğinde, 900 km uzunluğunda bir bölge oluştu!

Suriye uçağının düşürülmesi, IŞİD’in Türk toprağı olan Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik gerçekleşmeyen tehdidi, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Suriye’ye girebilmek için üretmeye hazır olduğu Türbe’yi bombalamak ya da Suriye’ye adam sokup Türkiye’ye 8 füze attırmak gibi gerekçeler, işte bu 15x900 km karelik alan içindi...

Esad’dan önce hedef El Kaide mi?


Kuşkusuz yukarıda yazdığımız bu olgular Rafet Ballı’nın dün Aydınlık’ta yazdıklarını güçlendiriyor.

1 Şubat’ta “Gül, El Kaide bahanesiyle TSK’yı Suriye’ye sürmek istiyor” ve 3 Şubat’ta “Türkiye, Irak’tan sonra Suriye’nin kuzeyinde ‘tampon’ tuzağına çekiliyor” diye yazan Ballı, dün de tezine devam etti ve ABD’nin “Esad’dan önce El Kaide’yi hedef alan” bir saldırıyı düşündüğünü belirtti.

Bu arada Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan “Suriye’ye kumpas” toplantısı, Ballı’nın kaynaklarından edindiği somut bilgileri fazlasıyla destekliyor.

Peki, ABD’nin Türkiye’yi, Suudi Arabistan’ı, Katar’ı kullanarak yeniden Suriye’ye abanması mümkün mü?

ABD’nin silahı: İHA ve gizli operasyon

3 yıldır yazdığımız gibi ABD’nin uluslararası koşulları yani Rusya, Çin ve İran faktörünü yok sayarak Suriye’ye doğrudan bir kara saldırısı yapması mümkün değil. ABD’nin AKP, Katar ve Suudi Arabistan gibi araçlarını yönlendirerek ve muhalifleri destekleyerek sürdürdüğü saldırı türü ise sonuç getirmedi: Beşar Esad ayakta ve hatta CIA raporlarına göre durumunu gün geçtikçe sağlama alıyor.

Geçen yılki 700 milyar dolarlık savunma bütçesini bu yıl 490 milyar dolara düşüren ve asker sayısını 1940 yılındaki 450 bin seviyesine çeken ABD’nin elindeki tek silah İHA saldırıları ve gizli operasyonlardır!

Yeni olgulardan ABD’nin bu iki silahını daha fazla kullanacağı anlaşılmaktadır.

IŞİD ile mücadele sınır kapatmaktan geçer

Ancak Türkiye açısından asıl tehdit başkadır. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Güler dörtlüsünün yaptığı “Suriye’ye kumpas” toplantısının deşifre olması sonrası Ankara iki savunmaya yöneldi:
Birincisi içeriğin sızdırılmasını ulusal güvenlik sorunu olarak koydu, ikincisi de toplantıda aslında “Suriye’ye değil, IŞİD’e operasyonun” konuşulduğunu savundu.
İşte meselenin kritik yeri burasıdır. IŞİD’e operasyon ne anlama gelmektedir?

Hiç kimse kendisini kandırmasın. ABD’nin ya da tuzağa düşen Ankara’nın IŞİD’e yapacağı sözde saldırı, son tahlilde PKK’ye yarayacaktır. IŞİD’le mücadele IŞİD’i Suriye’de vurarak değil, sınırları IŞİD’e kapatarak olur!

Suriye’nin kuzeyini Esad’a kapatmak da, El Kaide’yle mücadele bahanesi de, son tahlilde bölgenin PKK’nin denetimine girmesini sağlar. Nitekim ABD’nin asıl hedefi budur ve Kürt Koridoru ancak böyle kurulur.

Dolayısıyla Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından asıl yapılması gereken Ankara ile Şam’ın el ele vermesidir; Türkiye sınırı kapatınca Suriye’nin kuzeyde denetim kurması kolay olacaktır!

ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.