banner863

10 Kasım’ın mesajı


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

11 Kasım 2016, 14:31

Türkiye ancak Atatürk’e sarılarak altından kalkacağı sorunlarla boğuşmaktadır.

15 Temmuz’dan sonra AKP Genel Merkezi binasını boydan boya kaplayan Atatürk posteri işte bu gerçekliğin kendisini dayatmasının sonucudur.

Aynı gerçeklik 10 Kasım günü kendini bir kez daha gösterdi. Abdülhamit’i anma günü düzenleyenler, Misak-ı Milli’yi tartışmaya açanlar, “Lozan’ı bize ‘zafer’ diye yutturdular” diyenler; Mustafa Kemal’in önünde bir kez daha saygıyla eğilmek durumunda kaldılar.

Çünkü son ayların gelişmeleri defalarca ve tartışmasız bir şekilde ortaya koymuştur ki Türkiye ancak Atatürk’le ve Atatürk politikaları ile var olabilir.
 
Tam bağımsızlık

Türkiye yeniden tam bağımsızlığı hatırladı. Yarım yamalak tedbirlerle emperyalist küstahlığa “dur” denilemeyeceği ortaya çıktı.

TBMM çatısı altında bölücü teröre açıktan destek veren büyükelçilerin, hâlâ Ankara’da “görevlerini icra etmeye” devam etmeleri, Mustafa Kemal’in “İstiklali tamme” ilkesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi.

Aynı ilkenin uygulanmasından vazgeçmenin sonuçlarını; bölücü terör örgütüne ağır silahlar da dahil olmak üzere her türlü silahı veren emperyalist ülkenin, Türkiye topraklarını askeri üsleri için kullanmaya devam etmesi örneğinde de görüyoruz.

Tekrar tekrar kendini gösteren gerçek şudur: “Tam bağımsızlık” olmadan bölücü ve yıkıcı tehdide karşı mücadele edilemez.
 
Bölge Merkezli Dış Politika

Rusya ile ilişkilerde artık şimdi dillendirilen, “stratejik ortaklık”tır. “Türk akımı” anlaşması, basit bir enerji anlaşmasının ötesinde anlamlar taşıyor.

İran ile iyi ilişkilerin ardından şimdi Bağdat ve Şam ile ilişkilerin iyileştirilmesi konuşuluyor.

Türkiye bölge merkezli dış politikaya yöneliyor. Sadabad Paktı ile başlayan, II. Dünya Savaşı ile birlikte sekteye uğrayan ve ardından terk edilen politika şimdi yeniden hatırlanıyor.
 
Laik Demokratik Cumhuriyet

İslam dünyasının yaşadığı büyük trajedi, laikliğin önemini ortaya koydu. Laiklikten uzaklaşan her İslam ülkesi kan deryasına döndü.

Ortaçağın hortlatıldığı her coğrafya sonu gelmez bölünmelere sahne oldu.

Akdeniz’in derinliklerinde boğulan binlerce Müslüman, dinci yobazlığın kurbanları olarak büyük bir gerçeği İslam Dünyasına tekrar tekrar hatırlattılar.

Barış ve birlik sadece ve sadece laiklikle mümkündür.

Laik Demokratik Cumhuriyet; Türk Milleti için birliğin, bütünlüğün, barışın, temel hak ve özgürlüklerin olmazsa olmazıdır.
 
Halkçı devletçi ekonomi

Borçlanma ekonomisinin iflası üretim ekonomisini, halkçı devletçi ekonomiyi yeniden gündeme getirmiş bulunuyor.

Bütün olarak bakıldığında 60 yıllık, özel olarak ise 15 yıllık borçlanma ekonomisinin sonuna geldik.

Yeniden üretim ekonomisine dönmenin Türkiye için biricik çıkış yolu olduğu artık herkes tarafından dile getiriliyor.

Üretim ekonomisinin nasıl mümkün olacağını Mustafa Kemal, 1930’ların halkçı devletçi ekonomi modeliyle, zamanının en başarılı uygulamalarından biri olarak bütün dünyaya gösterdi.
 
Mustafa Kemal ihtiyacı

Mustafa Kemal tam Bağımsızlıktır, Bölge merkezli dış politikadır, Ortaçağ yobazlığının yok edilmesidir, laikliktir ve halkçı devletçi ekonomidir.

Yani bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan her şeydir.

İşte bundan dolayı bugün Atatürk, hiç kimsenin aklından bile geçirmediği yerlerde bile kendini gösteriyor.

Varlığını ve geleceğini Türkiye Cumhuriyetinin varlığında gören herkes kaçınılmaz olarak Atatürk’e sarılıyor.

10 Kasım 2016’da Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan görüntülerle bu mesaj, bir kez daha başta Türkiye olmak üzere bütün dünyaya verildi.
 
Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.