15 Temmuz darbe girişiminin sonuçları ne olacak?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

18 Temmuz 2016, 17:36

Girişimin ilk sonucunun Türkiye’nin Asya’ya yönelişinin daha da güçlenmesi olacağını söyleyebiliriz. İlk günden Başbakan’ın açıklamasında belirttiği “Fethullah Gülen, iade talebinde bulunduğumuz bir isim. Dün akşamki olaydan sonra bu adamın arkasında duracak ülke göremiyorum. Bunun arkasında duracak ülke Türkiye'ye dost değildir. Türkiye'ye karşı ciddi bir savaşın içindedir.” şeklindeki sözleri Türkiye’nin geldiği yeri gösteriyor.
Fethullah Gülen 15 Temmuz darbesine kendi inisiyatifi ile girişmedi. Bu gerçek de er ya da geç görülecek ve gereği yapılacaktır.
Darbe girişiminin olduğu gece ABD’den ilk olarak “taraflara itidal” çağrısı yapıldı. Obama, ancak saat 2.30’da yani girişimin başarısızlığa uğrayacağı belli olduktan sonra, Darbe’nin karşısında oldukları açıklamasını yaptı.


Nedenler
Türkiye bir yola girmiştir. Attığı her adım Türkiye ile ABD arasındaki mesafeyi açmaktadır.
FETÖ’ye karşı kararlılıkla sürdürülen tasfiye operasyonu, ABD’nin Türkiye’deki beşinci kolunu yok etmektedir.
24 Temmuz’dan bu yana PKK’ya karşı yürütülen operasyon, “ABD’nin kara gücünü” hendeklere gömmektedir.
İran’la, ardından Rusya ile düzeltilen ilişkiler, aksi yöndeki bütün gayretlere ve provokasyonlara rağmen, Türkiye’nin ABD’den tamamen farklı bir dış politika yönelimi içine girdiğini göstermektedir.
Bütün bunların üzerine Hükümet’in son günlerde Suriye devleti ile ilişkileri düzelteceğini ve önümüzdeki günlerde bunun için gerekli adımları atacağını söylemesi, deyim yerindeyse bardağı taşıran damla olmuştur.


Olası Suriye hamlesinin anlamı
Suriye’yle ilişkileri düzeltmek demek, savaş alanında ABD ile karşı karşıya gelmek demektir.
ABD, Suriye sahasında savaştadır. Kuzeyde PYD’nin kontrol ettiği alanlarda hâlihazırda üç üssü ve 3 000 kadar askeri bulunmaktadır.
Bunun da ötesinde ABD, son Menbiç saldırısında da görüldüğü üzere, savaşta askerleriyle PKK ile aynı mevzidedir.
Şam ile ilişkilerin düzelmesi demek, Suriye Ordusu’nun adım adım çok kısa süre içinde PYD (PKK)’nin de kontrol ettiği alanlar dahil, ülkenin tamamında kontrolü ve güvenliği sağlaması demektir.
Şam ile ilişkileri normalleştirmek, Türkiye’nin Rusya, İran, Irak ve Suriye arasında geçen Kasım ayından oluşturulan güvenlik işbirliğine dahil olmasını getirecektir.
ABD’nin böylesine bir bölgesel güçbirliği karşısında durması mümkün değildir.


Erken doğum
Bütün bu gelişmeleri yakından izleyen ABD’nin ve FETÖ’nün, Ordu’daki gizli örgüt yapılanmasının üzerine gidilmesi üzerine harekete geçtiğini söyleyebiliriz.
Kumpas davalarında yer alan çete üyelerinin tutuklanmaya başlaması, Ordu’daki 1600 kadar FETÖ üyesi hakkında soruşturma yürütülmesi (13 Temmuz 2016 Aydınlık), açıklanan FETÖ iddianamesinde örgütün üzerine sonuna kadar gidileceğinin anlaşılması, terör örgütünü panikletmiş, daha sonrası için düşünülen darbe için gerekli hazırlıklar yapılmadan harekete geçilmesine yol açmıştır.
Deyim yerindeyse FETÖ’cü darbeye “erken doğum” yaptırılmıştır.
Bununla birlikte FETÖ’cü darbe, TSK’nın ezici çoğunluğunun bilinçli olarak “Vatan Savaşı” mevzisinde olduğunu ortaya koymuştur.
Darbe girişimi, TSK’nın, polisin ve halkın elbirliği ile boşa çıkarılmıştır.
Vatan Partisi, aylar öncesinden ABD’nin Türkiye’de bir “Turuncu Darbe” peşinde olduğunu ısrarla açıkladı. Son olarak 1 Temmuz günü Türkiye çapında yüzbinlerce dağıtılan bildirisinde, ABD’nin her bakımdan kendisine bağlı bir hükümeti iş başına getirme planlarına karşı Orduyu ve Milleti birleştirme gerekliliğine işaret etti. Bütün bu gayretlerin FETÖ’cü darbenin boşa çıkarılmasında çok önemli katkısının olduğu açıktır.


Sonuçlar
Sonuç olarak ABD, umutsuzca giriştiği bir hamlenin altında kaldı. Kaybetmekte olan güç olarak ABD, ünlü yasanın hayat tarafından bir kez daha doğrulandığını gördü. Kaybetme sürecine giren güçler açısından atılan her adım, biraz daha batmaktan başka sonuç vermiyor.
Türkiye’nin Asya’ya yönelişi daha da belirginleşti. Somut olarak şimdi Şam ile el sıkışmanın daha da yakın olduğunu söyleyebiliriz.
Bütün bu gelişmelerin kaçınılmaz olarak iç politikaya da yansımaları olacaktır. Dünyanın en büyük askeri gücü ile karşı karşıya gelmişseniz, içerde “Millet-Ordu birliği” ve tüm milletin birliği yönündeki politikaları benimsemek zorundasınız.
Ve gidişat, dışarda; bölge merkezli dış politikayı, içerde üretim ekonomisini ve laik-demokratik cumhuriyeti öngören programa sahip milli güçlerin iktidarına doğrudur.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil Aydın - 5 ay önce
Türkiye yobazlardan kurtulunca halkımızın gözleri açılır ; kararsızlıktan ayrılır, mantıklı düşünür. Atatürk'ün " Devrimci Devlet "i inşa edilir.
Avatar
Hatice - 5 ay önce
Ülkemiz için birlik zamanıdır ATAMIZIN her sözü bugünde yarında çok anlamlıdır dış güçler bugünde bundan sonrada yenilmeye mahkumlar bizler gerçekten çılgın Türkleriz