banner863

15 Temmuz’un laiklik dersi


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

15 Ağustos 2016, 14:16

FETÖ’cü darbe girişiminin üzerinden bir ay geçti. Türkiye büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Şimdi önemli olan, gereken muhasebeyi yapıp doğru tedbirleri alabilmektir.
FETÖ’nün Ordu, Yargı ve Milli Eğitim başta olmak üzere sızdığı bütün devlet kurumlarından köklü bir temizlik operasyonu ile kazınması, hiç şüphe yok önemli bir tedbirdir.
Elbette Türkiye, darbenin arkasındaki güç olan ABD ve emperyalist müttefikleri ile olan ilişkilerini de gözden geçirmeli, bağımlılık durumuna köklü tedbirlerle son vermelidir.
Ortaya çıkmıştır ki Türkiye, Atlantik sistemi içinde kaldığı müddetçe, darbe tehlikesinden kendisini kurtaramaz.
Ama “darbeleri önleyeceğim” diyerek Türk Ordusu’nun savaşma yeteneğini yok eden düzenlemeleri yapmak ise, darbeleri gerçekte önlemek bir yana, Türkiye’yi; varlığına yönelen dış tehditler karşısında savunmasız duruma düşüreceği için daha büyük tehlikelerin içine atacaktır.
Buna ders çıkarmak değil, ancak “tersine ders” denebilir.
Bütün bunların yanısıra üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konulardan biri, emperyalizmin güdümündeki bir cemaat yapılanmasının yıllar içinde devletin bütün birimlerine ve Ordu içine nasıl olup da sızabildiği ve darbe girişiminde bulunma olanağına nasıl kavuştuğudur.


Laiklikten adım adım uzaklaşma
Bu sorunun cevabı açık ve nettir: Türkiye, 1950’li yıllardan itibaren Cumhuriyet Devrimi’nin laiklik politikasını adım adım terk etti ve 65 yılın ardından dinci bir yapılanmanın kanlı darbe girişimine sahne oldu.
Laiklikten uzaklaşma yolunda atılan adımların başlıcalarını hatırlayalım.
  • Din derslerinin okullarda zorunlu hale getirilmesi.
  • Cumhuriyet Devrimi’nin yasadışı ilan ettiği cemaat ve tarikatlara adım adım
özgürlük tanınması ve bu örgütlerin devlet içinde yuvalanmalarına göz yumulması.
  • Dini siyasete alet eden bazı partilerin eylemlerinin cezasız kalması.
  • Emperyalist devletlerin 1950’li yıllardan başlayarak “Komünizmle Mücadele
Dernekleri” ve “İlim Yayma Cemiyetleri” vb benzeri örgütler aracılığı ile tarikat ve cemaatlerle ilişki kurmalarına olanak verilmesi.
  • Önceleri din adamı yetiştirmek gerekçesiyle açılan, giderek Cemaat ve Tarikatların
eleman kaynağı olmaya dönüşen İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültelerinin zaman içinde bütün devlet kurumlarına kadro yetiştiren temel eğitim kurumlarına dönüştürülmesi.
  • Devletin resmi ideolojisinin Türk İslam Sentezi olması gerektiğini savunan 12
Eylül’ün “bizim oğlanları”nın laik sisteme verdiği zarar.


Darbe zemini
İşte bütün bu gelişmelerin sonucu olarak son derece elverişli hale gelen ortamda büyük hareket ve örgütlenme serbestisi kazanan ve arkasında da “Büyük Müttefik”in desteği olan bir dinci yapılanma 15 Temmuz darbe girişiminde bulunabilmiştir.
ABD emperyalizmi daha 1960 ve 70’li yıllardan itibaren F Tipi Örgütü, işbirliği yapacağı grup olarak seçtiği için ülke içinde ve dışında kendisine yol verilen, gelişen FETÖ olmuştur.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın başka bir cemaat seçilseydi darbe girişimini o cemaat yapacaktı.
Günümüzde Ortaçağ yapılanmaları ve Emperyalizm iki doğal müttefiktir. Biri doğal ömrünü tamamlamış, dünyanın geri bölgelerinde deyim yerindeyse uzatmaları oynuyor; diğeri ise ömrünün sonuna gelmiş olan iki sistemin güçleri doğal müttefiktirler.
Dolaysıyla Tarikat ve Cemaatlerin beslendiği verimli toprak muhafaza edildiği müddetçe Türkiye, 15 Temmuz benzeri girişimlere sahne olmaktan kurtulamayacaktır. Bugün F Cemaati, öbür gün M, sonraki gün İ Cemaatinin sahne almasını kimse önleyemez.
Çünkü Ortaçağ ideolojisi tekçidir ve koşulları uygun gördüğü an devletin ve toplumun mutlak hakimi olmak için harekete geçecektir.


Çare
Dolaysıyla 15 Temmuz gibi gerici kalkışmaları önlemenin biricik çaresi ele aldığımız konudan hareket ederek söyleyecek olursak; esası din ve dünya işlerini birbirinden ayırmak olan laiklik ilkesini sulandırmadan hayata geçirmektir.
Bunun için alınacak tedbirler bellidir. Son 60 yılda laiklikten uzaklaşma yoluna atılan adımların tam tersi adımlar atılmalıdır. Elbette en büyük tedbir, Türkiye’nin Atlantik sisteminin dışına çıkması, tam bağımsızlık politikasını bütün boyutlarıyla hayata geçirmesidir.
Yanısıra; özgür bireyin ve demokrasinin düşmanı olan Cemaat ve Tarikat yapılanmalarına izin verilemez.
Laik devletin okullarında zorunlu din öğretimi olamaz. Din dersleri seçmeli olmalı ve öğrencinin isteğine bağlı olarak verilmelidir.
Eğitimin Birliği İlkesi yeniden hayata geçirilmelidir.
İhtiyaç fazlası İmam Hatip Liselerinin tamamı normal devlet lisesine çevrilmeli, kalan okullara ise sadece İmam Hatip mesleğini tercih edecek gençler gitmelidir.
Laik sistemde dini bir politika aracı olarak kullanan Parti olamaz.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.