17 Aralık'ta gerçekte ne oldu?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

24 Aralık 2014, 17:53

14 Aralık’ta F Tipi Çete’ye karşı önemli bir operasyon gerçekleştirildi. Cumhuriyet yargısının son yılların en büyük suçlarını işlemiş bir örgüte karşı harekete geçmesi, değişik çevreler tarafından “17 – 25 Aralık operasyonlarını gölgeleme girişimi” olarak değerlendirildi.
Benzer yorumlar devrimci yurtsever kişiler tarafından da yapılabiliyor. Yani gerçekte onlar da, F Tipi Çete’ye yapılan operasyonun AKP’nin hırsızlıklarını gizleme amaçlı olduğunu düşünüyorlar.

17 ve 25 Aralık’ta yapılan operasyonlar ile AKP’lilerin hırsızlıklarının ortalığa döküldüğü bir gerçektir. Ama söz konusu operasyonun esas amacı, gerçekten de AKP’nin hırsızlıklarını açığa çıkarmak mıydı?

CHP’nin önüne atılan olta


Öncelikle şu gerçeği kalın çizgilerle saptamakta yarar var. 17 Aralık operasyonunun gerçek sahibi ABD’dir. Operasyonu gerçekleştiren F Tipi Örgüt’ün ABD’den bağımsız hareket edemeyeceği açıktır.

ABD’yi 17 Aralık operasyonunu yapmaya yönelten esas neden, Haziran Halk Hareketi’nin, bir Milli Hükümet seçeneğini gündeme getirmesi ve bu yönde sağlanan gelişmelerdir.

Haziran ayaklanmasında, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganında ifadesini bulan program temelinde Türkiye’nin milli güçlerinin bir araya gelmesi ABD’yi ürküttü. Yerel seçimlere doğru giderken CHP ile İP arasındaki görüşmeler, güçbirliği yolunda atılan olumlu adımlar, ABD açısından tehlike çanlarının çalınması anlamına geldi.

17 Aralık operasyonu ile ABD, YCHP yönetimine şu mesajı verdi:

“İP ile ittifakı düşünme. Bak, AKP’nin hırsızlıklarını ortaya dökerek sana iktidar yolunu açıyorum. 76 Fethullahçı milletvekili AKP’den ayrılacak. Ayrıca hırsızlıklarının açığa çıkması sonucu AKP’nin oy oranı yerel seçimlerde yüzde 40’ın altına düşecek ve Gül’cü milletvekilleri de ayrılacaklar. Böylece seçim sonrasında CHP; Fethullahçılar ve Abdullah Gül taraftarı milletvekilleri; birlikte yeni hükümeti kurabilecekler.”
YCHP yönetimi önlerine atılan bu oltaya balıklama atladı. İP’ye ve diğer milli güçlere sırtını döndü. Birgül Ayman Güler’in de saptadığı gibi, yerel seçimlerde F örgütü ile işbirliği yaptı.

YCHP yönetimi sonraki süreçte, içine girdiği yönelimi daha da pekiştirdi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, CHP olağanüstü kurultayı ve ardından F Tipi Örgüt’e karşı yapılan operasyonlara kalkan olması, onun ABD’nin iktidar vaadine ne kadar bağlandığının kanıtıdır.

İran’dan alınan ders

17 Aralık’la birlikte iktidar bloğu içinde gün yüzüne çıkan çatışma da, Haziran ayaklanmasının sonuçları arasındadır. ABD, Türkiye’de milyonların ayağa kalkmasının ardından AKP ile Türkiye’yi yönetemeyeceğini gördü. Ve en azından ABD yönetim çevrelerinden bir kesimi, AKP yerine bir alternatif bulma arayışlarına girdi.

Bu kesim özetle şöyle bir değerlendirme yaptı: “1978’de İran’da Şah’ı sonuna kadar destekleyerek hata yaptık. Oysa İran halkı ayağa kalktıktan sonra Şah’ı bırakmak gerekiyordu. Şah’tan vazgeçmedik, İran’ı bütünüyle kaybettik. Onun için Erdoğan’da ısrar etmenin bir anlamı yoktur.”
ABD bu anlayıştan hareketle F Tipi Örgüt’ü harekete geçirdi. AKP’nin yolsuzluklarını hırsızlıklarını biliyorlardı. Bütün bunları açığa çıkararak seçimlerde AKP’nin oy oranını aşağıya çekeceklerini ve ardından bölerek alternatif iktidar olanağı üretebileceklerini düşündüler.

ABD’nin minderinde çırpınmak

ABD, 28 Mart seçimlerinde AKP ile ilgili hedeflerine ulaşamadı. Çünkü ABD, eski ABD değil. Her yerde, her alanda kaybediyor.
Tayyip Erdoğan ise YCHP ile MHP’nin, ABD ve F Tipi Çete’yle birlikte kendisine yaptıkları saldırıyı iyi değerlendirdi. “Atlantik ötesinden Türkiye yönetilemez” söylemi ile milliyetçi pozlara büründü ve böylece YCHP ve MHP’nin yardımı ile gerçekte kaybettiği seçimi kazanabildi.

ABD, 28 Mart seçimlerinden sonra durum değerlendirmesi yaptı. “Benim yerime koyabileceğin bir alternatifin yok” diyen Tayyip Erdoğan’la yürümeyi çıkarlarına uygun buldu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin’i YCHP ve MHP’nin önüne koyarak Tayyip Erdoğan’a en büyük desteği sundu.
17 Aralık operasyonuna bu gerçekler ışığında bakmak gerekiyor. Esas, gözden kaçırıldığı zaman, sonuç olarak çerçevesini ABD’nin belirlediği minderde çırpınmak kaçınılmaz oluyor.

Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]
ulusalkanal.com.tr



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali Kaya - 2 yıl önce
Çok doğru tesbit katiliyorum.