banner863

24 Nisan açıklaması ve ABD-AKP ilişkisinde yeni dönem


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

25 Nisan 2014, 16:38

Van ve çevresindeki Ermeni isyanına karşı Osmanlı Devleti'nin Ermeni komitelerini yasaklayarak, öncü konumundaki 200'ü aşkın kişiyi tutukladığı tarih olan ve Ermeni soykırımı anma günü olarak ilan edilen 24 Nisan dolayısıyla Tayyip Erdoğan'ın, ilk kez bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla yaptığı açıklama ne anlama geliyor? Olayın uluslararası diplomasideki anlamını uzmanlarına bırakalım, biz bu mesajın yayımlanma zamanlaması üzerinde duralım. Bunun için biraz geriye, AKP'nin işbaşına geldiği ilk günlere dönelim.

Erdoğan ve Gül'ün yazılı taahhütleri

Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan Başbakanlık koltuğuna oturduktan 18 gün ve ABD'nin Irak'ı işgale başlamasından 12 gün sonra Ankara'da AKP Hükümeti adına, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile kendi ifadesiyle 2 sayfa 9 maddelik bir gizli sözleşme imzaladı. Gizli sözleşmenin ayrıntılarını İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 13 Temmuz 2003'te basın toplantısıyla açıkladı. Bu 9 madde, 12 yıllık AKP iktidarı döneminde adım adım uygulamaya sokuldu ve belli ölçülerde hayata geçirildi. En çarpıcı 3 madde, PKK'ya af ve federasyon, Denktaş'ın devre dışı bırakılarak Kıbrıs'tan Türk Ordusu'nun çıkarılması ve Ermenistan'la sınırın açılmasıydı.

Papa'nın resmi altındaki imza


Tayyip Erdoğan Başbakan olduktan 18 ay sonra, Abdullah Gül ile birlikte, Cumhuriyetin kuruluşunun 81. yıldönümünde 29 Ekim 2004'te Roma'da, AB Anayasası'na imza atarak Türkiye Cumhuriyeti egemenliğini Avrupa Birliği'ne devretme taahhüdünü verdi. 17 Aralık 2004'te AB Brüksel Zirvesi'nde adaylık müzakerelerinin 3 Ekim 2005'te başlayacağı ilan edildi.

2003, 2005, 2006 ve 2008 yıllarında AB tarafından Hükümet'in yapması gereken “ev ödevleri”nin yer aldığı Katılım Ortaklığı Belgesi, Hükümet tarafından da AB'ye uyum doğrultusunda Ulusal Programlar hazırlandı. 3 Ekim 2005'te ise bir Müzakere Çerçeve Belgesi kabul edildi. Her yıl yayaınlanan İlerleme Raporları da, Hükümet'in uyması gereken temel belgeler olarak kabul edildi. Bütün bu belgelere göre AKP Hükümeti, AB ile ilişkilerinde üç temel taahhütte bulunuyordu. PKK'ya af ve yerel yönetimlere özerklik, Kıbrıs'tan Türk Ordusu'nun çıkarılması, Ermenistan ile sınırın açılması.

ABD'nin zaman sıkıntısı

Aslında bu üç temel taahhüt, daha AKP'nin kuruluş döneminde ABD'nin derin koridorlarında yürütülen görüşmelerde Erdoğan ve Gül'ün yazılı olarak ellerine verilmişti. Fakat 12 yıldır işbaşında olan AKP, bu üç görev konusunda önemli adımlar atmasına karşın “görev”i tam olarak yerine getirememişti. ABD'nin ise acelesi vardı. 1990'lı yılların ikinci yarısından itibaren başlayan ABD ekonomisindeki durgunluk, 2008 kriziyle geri döndürülemez bir noktaya ulaşmıştı. Çin'in yükselişini ve Avrasya'da Rusya-Çin eksenli gelişmeyi durduramayan ABD yönetimi, askeri ve stratejik ağırlığı Pasifik'e kaydırma yönünde ulusal güvenlik stratejisini değiştirdi. Bunun için Ortadoğu'da yarım kalan işler tamamlanmalı ve ABD açısından göreli “istikrar” durumu yaratılmalıydı. Fakat ABD'nin Afganistan'da, Irak'ta, Mısır'da ardı ardına hedefinin tam tersi sonuçlar ortaya çıkıyordu. Üstüne Suriye'nin 3 yıllık direnişi eklenince ABD, geniş çaplı bir operasyonla işbaşına getirdiği AKP'nin 12 yılda bitiremediği görevleri bir an önce sonuçlandırması için sopa üstüne sopa sallamaya başladı. 17 Aralık'a işte bu koşullarda ulaşıldı.

“Beceremedin, batıyorsun, acele et”


Son 2 yıldır AKP yönetimine ABD yönetiminin gönderiği mesajların ortak noktası, “beceremedin, batıyorsun, acele et” şeklinde özetlenebilir. Tayyip Erdoğan'ı başbakanlığa hazırlayan, ABD'nin 1989-1991 yıllarındaki Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ile 2003-2005 yıllarındaki Büyükelçisi Eric Edelman'ın eşbaşkanlığında hazırlanan, Bipartisan Policy Center (Partilerüstü Politika Merkezi), raporunda ABD ile AKP yönetimi arasında senkronizasyon sorununa dikkat çekiliyor. Fakat, “Laftan gerçekliğe: ABD'nin Türkiye politikasını yeniden biçimlendirme” başlıklı Ekim 2013 tarihli raporda bu sorunun çözülebileceği belirtiliyor. Hem ABD hem AKP yönetimi için yol haritası niteliğindeki raporda “ABD’nin bölgede dayanabileceği, Türkiye gibi yapıcı potansiyele sahip başka ülke yok” denilerek AKP yönetimindeki Türkiye'nin ABD için vazgeçilemez olduğu saptanıyor. Raporun öneriler bölümünde Kürt meselesinde ABD yönetiminin AKP Hükümeti'ne “yardım” etmesi gerektiği vurgulanıyor. Buna ek olarak, Kıbrıs ve Irak politikalarında yakın çalışma gereğine dikkat çekiliyor ve Türk-İsrail ilişkilerinin normale dönmesi için ortak çalışma öneriliyor.

ABD'ye “görevimi yaparım” mesajı


Dershane tartışmasıyla başlayan süreçte Tayyip Erdoğan'ın attığı üç önemli adım, Irak, Kıbrıs ve Ermeni konularında oldu. Erdoğan Davutoğlu'nu 10 Kasım'da Irak'a, 12 Aralık'ta Ermenistan'a, 13 Aralık'ta Atina'ya, 14 Aralık'ta KKTC'ye 15 Aralık'ta New York'a gönderdi. Davutoğlu'nun ziyaretinden sonra Irak ile ilişkilerin normaleştiği, hatta Irak Başbakanı Nuri Maliki'nin Türkiye'ye geleceği iddiası Başbakanlık kaynaklarınca servis edildi. Kıbrıs konusunda, Davutoğlu taahhüt üstüne taahhüt açıkladı. Ve en sonunda Tayyip Erdoğan'ın 24 Nisan mesajına gelindi.

Tayyip Erdoğan'ın açıklaması, ABD ile AKP arasındaki ilişkiler açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi? Bunu zaman gösterecek. Ancak, ABD yönetiminin hedeflerine ulaşmak için AKP'yi sonuna kadar kullanacağı bir gerçek. AKP'nin bu görevleri yapabilme kabiliyeti ise, Atatürk Türkiyesi'nin kuvvetlerinin ortak hedef için ortak mücadelesine bağlı. Ve ilk muharebe Cumhurbaşkanlığı seçimi.

uluslkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
lale akcan - 3 yıl önce
tayyip erdoğan ve hükümeti; türkiye, amerikan tarihinde önemli bir yer tutacak.