29 Ekim’de El Ele: Güç Birliği


Barış Tınay

Barış Tınay

15 Eylül 2015, 11:28

Memleket pür-ü perişan bir halde iken, gerçekleri dile getirmemek ve bu gerçekliklere göre davranmamak siyasi bir tercih değildir. Devrimcilik hiç değildir. Gerçekçi olmayan vaatler üzerinden yükselen politik söylemlerin de günümüz siyasetinde artık hiçbir karşılığı kalmamıştır. Nitekim 7 Haziran seçim sonuçlarını başarı olarak nitelendirmek, gerçeklerin üzerini örtmekten ibarettir.

Seçimlerin akabinde AKP’nin göstermelik koalisyon görüşmeleri ve sarayın demokrasi dışı müdahaleleri sonucu, 1 Kasım tarihinde erken seçime gidiyoruz. Erdoğan'ın bu süreci daha ilk günden itibaren, erken seçime taşımaya çalıştığı biliniyordu. Bu isteğini de pek bir sıkıntı ile karşılaşmadan, rahatça başardığını söyleyebiliriz. Yani artık 1 Kasım, bizler için köprüden önce son çıkış...

Şimdi Bizler Ne Yapacağız, Ne Yapmalıyız?

Neredeyse her seçim dönemi, solda ittifak-güç birliği senaryoları ile karşılaşıyoruz. Yıllardır da dile getirilmesine rağmen ne yazık ki, şimdiye kadar bir başarı sağlanmış değil. Geçtiğimiz günlerde değerli gazetecilerimizden Rahmi Turan, Soner Yalçın ve Uğur Dündar, güç birliği konusunda yazılar yazdılar, bir nevi CHP’ye çağrı yaptılar. Bu çağrılara ise toplumun büyük bir kesiminden destek geldi. Halk artık bir çıkış yolu arıyor ve siyasetçilerden güçlü bir cephe yaratmasını istiyor.

Güç birlikleri genellikle siyasi partilerin aldıkları oy oranı üzerinden şekillense de oluşturulan birliklerin halktaki karşılığı, oy oranlarından tamamen bağımsızdır. Yani, daha genel bir ifade ile siyasette iki artı iki, dört eder gibi mutlak bir sonuç beklenemez. Nitekim cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP-MHP ittifakının sonuçları ortadadır. İki artı iki, dört etmemiştir. Bu ittifak halk üzerinde hiçbir heyecan yaratmadığı gibi, tam aksine seçimleri daha en baştan zihinlerde kaybettirmiştir.
Yaratılacak güç birliklerinin oy oranlarından ziyade, halk nezdindeki etkisine bakmak gerekmektedir. Bugün, Türkiye'de halk yılgındır, umutsuzdur, yorgundur. Seçimlerden umudu kalmayan ve sayıları giderek artan, ciddi bir "oy kullanmayan" kesim oluşmuştur. 7 Haziran seçimlerinde, tam olarak 9 milyon 101 bin 350 kişi oy kullanmamıştır. Bu seçmenin önemli bir kesiminin de Cumhuriyetçi hassasiyetlere sahip olduğu bilinmektedir. Bu hali ile oy kullanmayan seçmenler, meclis aritmetiğine göre 3.parti konumundadır. İşte bu seçmeni sandığa yönlendirmek, büyük bir çaba ve de en önemlisi büyük bir heyecan gerektirmektedir. Denenmiş yöntemler ile, denenmiş isimlerle ile toplumda bir hareketlenme sağlamak mümkün değildir. Bunu biz değil, geçmiş seçimlerin başarısız sonuçları söylüyor. İşte bizler, bu yüzden "güç birliği" diyoruz. Samimi ve de açık bir şekilde.

Güç Birliği Bu Kadar Zor Mudur?

Birleşmekten öte sürekli bölünen bir sol kültürden bahsediyoruz. Nitekim bu bölünmelerin sonucunda, AKP zihniyeti İstanbul Belediye Başkanlığı'ndan, Cumhurbaşkanlığı'na kadar taşınmıştır. AKP diktatörlüğünün yoluna taş döşeyen isimler, bugün güç birliğine de cansiperane karşı çıkıyor. Bunlar kimdir diye baktığınızda, hep tanıdık yüzleri görüyoruz. Bunlar eskinin yetmez ama evetçisi, cemaat artıklarıdır. Bunların sözüne itibar etmek dahi, halka hakarettir. Aldırmayın, görmezden gelin.

Seçimlere yaklaşık 40 gün kalmışken, gerçek anlamda büyük bir birleşmenin sağlanabilmesi zaten mümkün değil. Şu koşullarda, hiçbir partinin de bu yönde bir talebi yok. Lakin bu denli pervasızlaşan, hak hukuk tanımayan, demokrasiyi kendi işine geldiği gibi kullanan, anayasayı her fırsatta ihlal eden bir yapıya karşı başarı elde edilebilmesi için seçmen/taban ilişkileri yakın olan partilerin, STK ve odaların ortak bir manifesto etrafında, CHP çatısı altında bir araya gelmelerini sağlamalıyız.
CHP çatı partisi olarak Demokratik Sol Parti ve Vatan Partisi gibi taban ve seçmen olarak yakın olduğu partilerle bir an önce güçlü bir işbirliği yapmalıdır. TGB gibi organize ve güçlü bir gençlik örgütünü yanına almalıdır. Aydınlık ve Ulusal Kanal gibi güçlü medya organlarının desteğini sağlamalıdır. Metin Feyzioğlu, Ümit Kocasakal, Sadettin Tantan, Hasan Atilla Uğur, Turgut Okyay, Mehmet Ali Çelebi, Elif İlhamoğlu gibi toplumsal karşılığı olan yurtsever isimleri listelere taşımalıdır.

29 Ekim’de El Ele Verelim, Bu Filmden Çıkalım…

Bukowski’nin bir repliği vardır: “Hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum... Repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok... Yine de çıkamıyoruz filmin içinden! Ve film kötü.”

13 yıldır aynı filmin içerisindeyiz. Bir şeyler yapmazsak da, filmin sonu gerçekten kötü. Rejimin fiilen değiştirildiği, ekonomik krizin kapıda beklediği, Türk-Kürt düşmanlığının alabildiğine körüklendiği, özerklik ilanlarının ardı ardına geldiği, terör örgütü PKK'nın sivil-asker-polis ayırt etmeden alçakça saldırdığı, şehit cenazelerinin omuzlardan inmediği bu günlerde; tarih omuzlarımıza büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Siyasi erklerin sorumluluğu ise bugün hepimizden daha fazladır. Bu zamanlar, fedakarlık zamanıdır. Bu zamanlar, ben değil biz deme zamanıdır.

***

Seçimlerden tam üç gün önce, 29 Ekim'de Cumhuriyet’in 92.yıl dönümünü kutlayacağız. İşte bu güç birliği, Cumhuriyet ruhunu yeniden ayağa kaldıracaktır. Silivri’de barikatları yıkan, Tandoğan’da milyonlar olup Anıtkabir’e akan, Gezi’de özgürlük için ayağa kalkan yurtseverler, AKP’yi alaşağı etmek için hazır kıta beklemektedir. Yeter ki yüzümüzü özümüze, bu cesur yürekli insanlara dönebilelim.

Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
serpil demirci - 1 yıl önce
ulusal kanali geziden beri takip ediyorum. dogrulugunuzdan hic supheye dusmedim. ayni fikirdeyim. birgun herseyin eskisinden cok daha iyi olacagina dair umut oluyorsunuz varolun.
Avatar
bektaş - 1 yıl önce
Yüreğine sağlık