30 Mart’ta neye oy veriyoruz?


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

19 Şubat 2014, 08:22

Yüksek Seçim Kurulu’na bakarsak, başlıktaki sorunun yanıtı açık: Türkiye genelinde belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini seçiyoruz...

Ancak AKP ve PKK’den gelen açıklamalara bakılırsa öyle değil...

Örneğin Başbakan Erdoğan, hem de birkaç kez, 30 Mart’ta halkın aslında yolsuzluk olup olmadığına oy vereceğini belirtti. Yani bu hükümetin üyelerinin yolsuzluk yapıp yapmadığına mahkemeler değil, halk karar verecek!

Demek ki Erdoğan polisleri sürerek, savcıları görevden alarak, HSYK’yi doğrudan Adalet Bakanı’na yani kendisine bağlayarak yolsuzluk suçlamasından kurtulamayacağını görmüş ve ayrıca böyle hukuk dışı bir “çözüm” yaratmaya çalışmaktadır!

Yolsuzluk iddiası altındaki bir hükümetin bulduğu bu “çözüm” sadece bir hukuk katliamı değil, daha önemlisi aslında seçmenin iradesini yok saymaktır! Geleceğiz...

BDP: 30 Mart Öcalan için referandum

Diğer yandan BDP’nin Mardin Belediye Başkan Adayı Ahmet Türk ise 30 Mart seçimlerinin Öcalan için referandum olacağını savundu. (Taraf, 18 Şubat 2013)

Hatta diğer BDP’lilerin açıklamalarıyla bileştirdiğimizde 30 Mart seçimleri aynı zamanda açılımın ve özerkliğin referandumu olacak!

Yani BDP istediği bölgede istediği oyu alırsa, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da belirttiği gibi fiili özerkliği ilan edecek, AKP ortaklığı ile birlikte bölünme açılımı sürecek ve Öcalan terör örgütü lideri olmaktan çıkıp özerk bölgenin başı olacak! BDP’ye göre 30 Mart seçimi bu!

Bunu o kadar pervasızca dile getirebiliyorlar ki, örneğin yine Ahmet Türk, “Mardin Ortadoğu’nun başkenti olacak” diyebiliyor. Tıpkı Erdoğan’ın “Diyarbakır ABD’nin BOP’unun merkezi olacak” demesi gibi...

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, “Diyarbakır’da Kürdistan’ı, Ankara’da hükümeti yönetmeye hazırız” diyebiliyor...

AKP iradeye engel oluyor

Gelelim meselenin “seçmenin iradesi” boyutuna...

Erdoğan sık sık ve doğru olarak sandıkta kendisine “milli iradenin” teslim edildiğini belirtir ama yanlış bir şekilde bu teslimata dayanarak her şeyi yapabileceğini savunur! Kendisine yöneltilen diktatör suçlamasının dayanağı da bu anlayışıdır.

Tamam, sandıktan normalde “milli iradenin” çıkacağı doğrudur ama milli irade gerçekte çıkmakta mıdır?

1) Erdoğan’ın “Alo Fatih” hattından öğrendik ki, Başbakan TV’lerde muhalefetin sesine, haberine, açıklamasına, propagandasına ambargo uygulayabilmektedir.

2) Yine “Alo Fatih” hattından öğreniyoruz ki, anketlerde manipülasyon yapılıyor ve bir partinin oyu alınıp, bir başka partiye yazılabiliyor. Böylece anket sonuçları üzerinden seçmenin iradesi yönlendiriliyor!

3) İktidar ile muhalefet, seçimlere eşit olanaklarla katılamıyor. Örneğin TBMM dışı partiler hazineden yardım alamıyor ama AKP en büyük yardımı aldığı yetmezmiş gibi devlet işlerini mitinge çevirerek seçim masraflarını vergilerimize yıkabiliyor.

4) Yüzde 10 barajına yapışan AKP, bu yöntemle seçimde baraj altında kalanların oyunu kendisine yazmış oluyor. Az oyla çok sandalye kazanıyor. Böylece milletin bir bölümünün iradesi TBMM’ye ya da Belediyelere yansımamış oluyor.

5) Bağımsız anketlerde TBMM’de bulunan partiler dışında en çok oyu alan ve beşinci parti durumunda bulunan İşçi Partisi, seçimlere “zindanda” giriyor. İşçi Partisi’nin Genel Başkanı Doğu Perinçek ve önemli yöneticileri, artık AKP’nin kendi itiraflarında da görüldüğü gibi kumpas olan bir dava nedeniyle seçimlere parmaklıklar arasından katılıyor.

Türkiye’nin birliği oylanacak

Dolayısıyla artık soru şudur: Bırakın 30 Mart’ta AKP’nin dürüst olup olmadığının oylanması saçmalığını; bu şartlar altında adil bir seçim olur mu, bu şartlarda milletin iradesi sandığa gerçekten yansır mı?

Kuşkusuz açıklamalardan da görüldüğü gibi aslında 30 Mart’ta Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü oylanacaktır. O nedenle sandığa gitmek dünden daha önemlidir.

AKP’nin lehine olan adaletsizliği ise sandığa daha çok sahip çıkarak azaltabiliriz. Bunun yöntemlerini Ufuk Ötesi’nde hep birlikte tartışacağız...

Mehmet Ali Güller 
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.