50 yıllık yanlışın son noktası


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

07 Şubat 2015, 12:38

 1970 yılına doğru Türkiye solunda ilk bölünmeler başladı. Milli Demokratik Devrim – Sosyalist Devrim ayrışmasını diğerleri takip etti. 1980’e kadar irili ufaklı 64 grup ortaya çıktı.
Zaman en büyük hakemdir. Aydınlıkçılar dışında kalan sol grupların büyük çoğunluğu bugün artık siyaset sahnesinde bulunmuyor. Hala varlığını sürdüren diğer bütün sol parti ve grupların ise toplamı, güç ve siyasal etki bakımından İşçi Partisi ile kıyaslanamaz.
Oysa 1980 öncesinde en az 10 kadar grup sayısal olarak Aydınlıkçılardan daha büyüktü. Ama ideolojik ve siyasi olarak yanlış yerdeydiler. Pratikleri halka karşıydı. Geçen yıllar, onlar açısından sınıf mücadelesinin dışına düşmek ve erimek anlamına geldi.
Aydınlıkçılar dışındaki Sol’un 50 yıllık serüvenine kısaca göz atmak, 7 Haziran seçimlerinde “sol” etiketli Parti ve grupların izleyecekleri politikayı anlamamıza katkıda bulunacaktır.

1970’lerde maceracılık
1970’li yıllarda sola damgasını vuran eğilim maceracılıktı. Maceracılığı eleştiren Aydınlıkçılar “pasifist” olmakla suçlandılar.
Üye ve taraftarları yüzbinlerle ifade edilen Sol gruplar ise, bu büyük potansiyeli maceracı eylemlerde heba ettiler.
Aynı dönemde Aydınlıkçıların Partisi olan Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin 1980 yılında yapılan kongresinde 10 bin kadar üyesi vardı. TİKP, maceracı grupların aksine doğru bir eylem çizgisi izledi. Kendi kitlesini korudu. Bu kitlenin tamamına yakını, 1980 sonrası mücadeleleri içinde yer aldı.
Ama örneğin Dev-Yol grubunun aynı dönemdeki 300 – 400 bin kadar taraftarından çok azı, sonraki yıllarda mücadele saflarındaydı.

80’lerde Neoliberalizm ve teslimiyet
1980’li yıllarda Aydınlıkçılar, emperyalist merkezlerden ve yerli işbirlikçilerinden kaynaklanan ağır saldırılar karşısında örgütlü yapılarını koruyarak mücadele ettiler. Neoliberal ideolojik saldırıya karşı Devrimci teori ve pratiği kararlılıkla savundular, uyguladılar.
Solun geri kalan kısmı ise aynı yıllarda örgütsel bakımdan tam bir dağınıklık içine düştü. İdeolojik olarak neoliberalizme teslim oldu.
1960’lı ve 70’li yıllarda devrimci saflara kazanılan büyük kitle, bu dönemde adım adım gericiliğin ideolojik ve siyasal etkisine terk edildi.

90’larda ve 2000’lerde kuyrukçuluk
1980 öncesinde gençlik içinde etkili olan sol gruplar bu etkinin serpintilerini 1990 sonrasında meslek odalarına ve kamu sendikalarına taşıdılar. Yüzbinlerce gençten geriye kalan birkaç bin kişi, bu grupların söz konusu örgütler içinde etkili olmalarını sağladı.
Kamu emekçilerinin örgütlenme ve hak arama talebine yanıt veren bir örgüt olarak KESK, kısa sürede 500 bine yaklaşan bir üye kitlesine sahip oldu. Kamu emekçileri, sendikalarda ilk defa örgütlenen taze bir kuvvet olarak sınıf mücadelesine yeni bir ivme kazandırdılar.
1970’lerde maceracılıkla devrimci kitleyi harcayan “Sol”, bu sefer de Batı Destekli Bölücülük ile kolkolaydı ve bundan dolayı emperyalist senaryolarda kullanılan bir kuvvet durumuna düştü. Bu konumlanış, söz konusu “Sol”un emekçileri adım adım kaybetmesine yol açtı. KESK 2010’lu yıllara gelindiğinde üye sayısı 100 bin ile ifade edilir bir noktaya geriledi.
Meslek odaları özel hukuki düzenlemelerinden dolayı üye sayısı bakımından aynı erozyonu yaşamadı ama aynı nedenlerden dolayı bu örgütlerin de, gerek kendi kitleleri gerekse genel olarak halk üzerindeki etkilerinin önemli ölçüde azaldığını söyleyebiliriz.

Son nokta
Söz konusu sol örgütlerden bugün hala ayakta olanlar, şimdi “Solun birliği” adı altında CHP – HDP işbirliğini gerçekleştirmeye soyunmuş bulunuyorlar.
Daha doğrusu malum merkezlerden CHP-HDP ortaklığı kotarılmış durumdadır. Solun malum kesimine ise, emperyalizmin istediği söz konusu seçim ittifakını; “CHP’nin Sosyalistlerle ittifakı” adı altında halka kabul ettirme görevi verilmiş bulunuyor.
Bu açıdan bakıldığında Sol’un malum kesiminin oynamaya soyunduğu rol, 1970’lerden bu yana oynadıkları rolle uyumludur.
1970’lerde maceracılıkla, 1980’lerde teslimiyet ve sivil toplumculukla, 1990’larda ve 2000’lerde Batı destekli bölücülüğe ve emperyalizme yamanarak bir görev yaptılar. Devrime yönelen emekçileri ve aydınları sistem adına adım adım tasfiye etmek için çalıştılar.
Şimdi Türkiye Haziran 2015’te bir kader seçimine giderken ve halkın önemli bir kesiminin sistem partilerinden koptuğu ve devrimci bir seçeneğe yöneldiği koşullarda, birer milletvekili karşılığında CHP – HDP işbirliğine örtü olmak görevini üstlenmeleri, 40 yıldır sürdürmekte oldukları yanlışın son noktasıdır.
Gerçi gelinen aşamada artık bir “yanlış”tan bahsetmek doğru değildir. Artık söz konusu olan “yanlış” yapmak değil, Bölgemizde ABD adına asker olmayı kabul eden bölücülüğe kalkan olmaktır.
Ve bu eylemin “Sol”un bu kesiminin siyasi ömrünün sonu olduğunu söyleyebiliriz. Yarım yüzyıllık bir parantez kapanmaktadır.


Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
özeleştiri - 2 yıl önce
keşke bütün siyasi akım ve partiler böyle içten ve komplekssiz özeleştiride bulunabilseler.
Avatar
Ali Fuat - 2 yıl önce
bu yazı kendisine "sol" diyen gurup mensupları tarafından bir kaç defa okunmalı... ama altı çizilerek okunmalı...