ABD ile Türkiye arasında yapılan pazarlık neyin pazarlığı?


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

26 Kasım 2014, 17:58

ABD’ye yakın kalemler (ABD’nin güdümünde demek de mümkün), gözünü kulağını ABD’den gelecek talimatlara dikmiş olanlar ve ABD/Batı medyası tarafından ABD’nin bölgede Türkiye yerine kürtleri müttefik olarak yanına aldığı, Türkiye’nin NATO’dan çıkartılmasının tartışıldığı vb. hususlar konuşulmaya, yazılmaya başladı. Amaç Türkiye’yi bölgede ABD politikaları doğrultusunda kullanmak ve bunları uygulatmak için sıkıştırmak. Peki söz konusu taktik başarılı oluyor mu? Buna evet cevabı verebiliriz. Çünkü başta AKP ‘nin iktidar hırsı, çözüm adı altında ''açılım'' ısrarı, yanlış dış politikaları ülkeyi zaten kullanıma hazır hale getirmektedir. Bunun dışında iktidarın ABD’nin bazı isteklerine hayır demesinin altında yatan ana neden bu konuda yapılan pazarlıklardır.
ABD ile Türkiye arasında yapılan pazarlıktaki ana sorun ABD’nin Suriye’de uygulamaya başladığı strateji ile ilgili. ABD’nin önceliği IŞİD’in bertaraf edilmesi, bunu yaparken de öncelikleri Irak’daki harekat. Böylece Irak’da yaratılan Kürdistan’ı koruyacak ve yaşatacak. Çünkü IŞİD saldırısı karşısında bu devletçiğin ne kadar zayıf olduğunu ve ancak ABD desteği ile ayakta durabileceğini anladı. Bu konuda Türkiye’nin Barzani’ye verdiği destek de açık olarak görülüyor. Suriye’ye gelince Türkiye’nin IŞİD yerine Esad’ın düşürülmesinin hedef alınması ısrarı temel sorun olmaya devam ediyor. ABD’nin bölgeye kara gücü göndermek istememesi ve bu maksatla mahalli güçleri kullanma stratejisi Türkiye’yi bu konuda kritik ülke konumuna sokuyor. Her ne kadar Esad’a karşı kara gücü olarak PKK, PYD ,Peşmerge ve eğitilecek ÖSO’nın kullanılması projesi esas alınmışsa da sadece bunlarla ve ABD’nin hava saldırılarıyla bu işin kotarılamayacağını bilen ABD, Türkiye’yi sahaya sürmeye çalışıyor.
Peki ABD’nin öncelikle Esad’ın hedef alınmasını kabul etme durumu olabilir mi? Bu konuda karşısında Rusya ve İran var. ABD bu aşamada bunu göze alacak durumda değil. Türkiye önerisinin kabul edilmesinin Rusya’yı ve İran’ı karşısına almak olduğunu ABD hesapladığına göre Türkiye’deki siyasi yönetim ve ilgililer bu değerlendirmeyi yapacak durumda değil mi? Esad’ın hedef alındığı bir askeri harekatta Türkiye kuvvet vermeyi ya da üslerini kullandırmayı kabul edecek mi? Esad’ın devrilmesi için ülkenin bekasını tehlikeye atacak böyle bir hareket tarzını uygulamak için gönüllü mü? Esad sonrası oluşacak Suriye’deki ortamın nasıl olacağı konusunda bir analizi var mı? Bütün bu sorulara cevap vermeden bir iktidar ülkenin istikrarını nasıl tehlikeye atmayı düşünebilir ve bu politikada ısrarcı olabilir anlayabilmek mümkün değil.
ABD’nin Suriyedeki hedefinin Suriye’yi etnisite, inanç ve mezhepsel bazda küçük devletçiklere ayrıştırmak istediği açık. IŞİD saldırılarını bahane ederek bunu zamana yaymak istediği de belli. Yaptığı hava saldırıları ile Suriye’nin alt yapısını da tahrip etmeyi sürdürdüğü de görülüyor.Bütün bu faaliyetleri sürdürürken de Suriye’deki işbirlikçilerini, kürtler ve diğer muhaliflerini güçlendiriyor. Suriye’den sonra sıranın Türkiye ve İran’a geleceğini anlamak için sratejist olmaya gerek yok. ABD’nin bütün bunları yapabilmesi ancak Türkiye’nin yardımı ve sahaya sürülmesi il mümkün olabilir. Türkiye bu konuda ABD isteklerine hayır diyerek, ideolojik ısrarından vazgeçerek, taşeronluğu reddederek ve komşularıyla ittifak yaparak, bölgenin ABD planlarına göre şekillendirilmesinin önüne geçebilir. Bölgenin güvenlik, istikrar ve refahına önemli katkılar yapabilir. Mevcut politikalar ülkeyi içinden çıkılmaz bir sarmala sokmuş durumda. Türkiye’yi bu sarmaldan çıkaracak ve geleceğimizi kurtaracak bir yönetime ihtiyacımız var Hem de gecikmeden.



İsmail Hakkın Pekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.