ABD vatandaşının canı, Türk vatandaşının canından daha mı değerli?


Barış Tınay

Barış Tınay

15 Mart 2016, 12:21

Beş ayda üçüncü büyük terör eylemi, başkent Ankara’da gerçekleştiriliyor. Ne yazık ki iki gün önceki saldırıda, şu ana dek 37 vatandaşımız hayatını kaybetti, 71 vatandaşımız ise halen tedavi altında. Failler üzerinden bir tartışmaya girmenin de, bu vahim durumlara nasıl düştüğümüzün de şu aşamada bir önemi yok. An itibari ile esas sormamız gereken soru, bu saldırıların neden engellenemediğidir. Cevabı aslında biliyoruz; eğer ki bir ülkenin istihbaratı iktidarın güvenliğini, halkın güvenliğinden daha öncelikli görüyorsa, üzülerek belirtelim ki bu bombalar ne ilk ne de son olacaktır.
 
Günümüz dünyasında istihbarat teşkilatlarının önceliği, kendi ülkelerine gerçekleştirilecek terör saldırılarını önlemektir. Yani amaç; bombalar hazırlanmadan, araçlara yüklenmeden ve de teröristler eylemi gerçekleştirmeden müdahale edebilmektir. Lakin ülkemizdeki istihbarat yani MİT, ancak eylem sonrası failler ile ilgili tahmin yürütmeyi ve liseli çocukların attığı iktidar karşıtı tweetleri takip etmeyi kendine görev edinmiştir. Böylesine yozlaştırılmış, iktidara güdümlenmiş bir istihbarat teşkilatının, bu büyüklükteki terör saldırılarını engellemesini beklemek iyimserlikten öte bir durumdur.
 
ABD Büyükelçiliği Kendi Vatandaşlarını 11 Mart’ta Uyarıyor…
 
MİT'in içine düştüğü acziyeti bir kenara bırakalım. Bu saldırı öncesi yaşanan olaylara dikkat etmemiz gerekiyor. Öncelikle, bütün kamuoyunun dikkatini çeken 11 Mart tarihinde ABD Büyükelçiliği’nin kendi vatandaşlarına yönelik yayınladığı uyarı mesajıdır. Mesajda Ankara’da Türk devlet binalarına karşı yapılabilecek bir terör saldırısına karşı, ABD vatandaşlarının bu bölgelerden uzak durması isteniyor. Bu mesajı okuyunca insanın aklına şüphesiz, hayatını kaybeden vatandaşlarımız geliyor. Halkımız hiçbir tedbir alınmadan, öylece teröristlerin kanlı ellerine bırakılıyor. ABD Büyükelçiliğine bu istihbaratın Emniyet Teşkilatı tarafından verildiği iddia ediliyor. Peki, bu iddia doğruysa haklı olarak soruyoruz; ABD vatandaşının canı, Türk vatandaşının canından daha mı değerli?
 
Terör saldırısı öncesi, dikkat çeken bir diğer gelişme ABD’nin eski Ankara Büyükelçileri Mort Abramowitz ve Eric Edelman tarafından Washington Post'ta yayınlanan yazıdır. Erdoğan'ı otoriterlikle suçlayan iki eski büyükelçi, Türkiye'nin çözüm sürecine geri dönmesini, Erdoğan'ın reform yapmasını ya da istifa etmesini istediler. Bu yazıyı yurtdışından herhangi bir yazarın yazması ile iki eski Ankara büyükelçinin yazması arasındaki farkı belirtmeye gerek yoktur. Her ne kadar bu istifa çağrısına sevinenler olsa da, Türkiye ABD’nin bir eyaleti değildir. Bu tarz açıklamalar, Türkiye halkının iradesini hiçe sayan sömürge çağrılarıdır. Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin düşüncesinin götüreceği yer, ya Amerikancı darbedir ya uluslararası müdahaledir. Bunu da hiçbir gerçek yurtsever kabul etmez.
 
Geçtiğimiz günlerde bir de, ABD’nin kara kuvvetim dediği PKK; dokuz silahlı örgüt ile Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı birlikte mücadele etme kararı aldı. Mart ayında eylemlerin artacağı ve iç savaş çıkartılacağı senaryolarının konuşulduğu bir dönemde, bu işbirliği dikkate alınmalıdır. TSK’nın operasyonları ile büyük güç kaybına uğrayan PKK, halkı infiale sürükleyecek terör eylemleri ile yeniden güç kazanmaya çalışıyor ve görülen o ki Kızılay saldırısı ile sivil yurttaşları hedef alma alışkanlığına da geri dönmüş duruyor. 17 Şubat tarihinde askeri servis araçlarına düzenlenen terör eylemini ve ölen teröristi öven milletvekillerinin hala mecliste olduğu düşünülünce teröristlerin nasıl teşvik edildiğini, nasıl cesaretlendirildiğini daha iyi anlayabiliyoruz!
 
AKP'yi Göndermesi Gereken ABD Değildir; Türk Milleti'dir, Türkiye’nin Emekçi Halkıdır...
 
Türkiye, 1980 öncesinin koşullarına benzer durumlar yaratılarak yeniden dizayn edilmek istenirken, şu gerçeğin altını tekrar çizmemiz gerekiyor. Erdoğan ve AKP'yi göndermesi gereken, onları iktidara taşıyan ve de yıllarca iktidarda tutan ABD değildir. AKP'yi göndermesi gereken ve de gönderecek olan Türk milletidir, Türkiye’nin emekçi halkıdır. Sömürülen taşeron işçilerdir, dövülen kadınlardır, doğası çalınan köylülerdir, geleceği yok edilen çocuklardır, hakları gasp edilen öğrencilerdir, evlatları şehit düşen analardır, sokağa çıkmaya korkar hale getirilen milyonlardır…
 
Yaratılan bu kaos ortamından yararlanmak isteyenler ancak yeni Tayyip Erdoğanlar, yeni Abdullah Güller, yeni AKP'ler yaratır.
 
Buna bir daha geçit veremeyiz, vermemeliyiz.

Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.