ABD'nin A Tipi aracı hâlâ Erdoğan'dır


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

10 Temmuz 2014, 12:53

Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı seçim sürecine Cumhuriyetçi bir adaydan yoksun girmesi, çıkmaz bir durum yarattı. 10 Ağustos tartışmasının sosyal medyada bu kadar "sert" yürütülmesi de bundan...

Boykot yerine "ne Erdoğan en Demirtaş" dememizi "ihanetle" değerlendirenlerin içinde, "Ekmeleddin'e oy vereceğime Tayyip'e veririm daha iyi" diyenler bile oldu.

CHP tabanını bu duruma sokan Kılıçdaroğlu yönetiminin oynadığı tarihi rol, kuşkusuz unutulmayacaktır!


ASIL RAKİP ERDOĞAN

"Ekmeleddin'e oy vereceğime, Tayyip'e oy veririm" diyenlerin gerekçeleri ilginç: Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ABD'nin yeni projesi olduğunu, o seçilirse toplumun gazının alınacağını, 12 yıldır çok yıpranan Erdoğan'a karşı mücadele etmenin daha kolay olacağını belirtmekteler.

Peki, öyle mi?

Erdoğan'a karşı mücadele etmek, Ekmeledin İhsanoğlu'na karşı mücadele etmekten daha kolay değildir!

Çünkü Erdoğan'ın toplumsal bir dayanağı var. Yüzde 40'lık bu dayanak, Erdoğan'ı her durumda ABD açısından "asıl seçenek" haline getiriyor.

Toplumsal dayanağı olmayan birine karşı mücadele etmek, yüzde 40'lık desteği olana karşı mücadele etmekten he zaman daha kolaydır.

Hatta denilebilir ki, CHP-MHP'nin Ekmeleddin İhsanoğlu isminde buluşması ve kazanacak bir adaya kapıyı kapatması, Erdoğan'ı ABD açısından daha da vazgeçilmez bir seçenek haline getirmiştir. Zira Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı Erdoğan'ı rahatlatmış, kazanma ihtimalini artırmıştır.

İlk günden itibaren bu ismin Erdoğan'a Çankaya yolu açmak anlamına geldiğini bu nedenle hep vurgulamıştık.


ABD'NİN SOPASI

30 Mart seçimleri öncesinde de çok tartışmıştık ve "ABD Erdoğan'ın üstünü çizdi" tezine karşı görüşümüz şu olmuştu:

1) ABD'nin düğmeye basarak, tasarım yapacak bir gücü artık yok.

2) Erdoğan zaman zaman çizgi dışına çıksa da, ABD açısından asıl seçenektir; çünkü bir tabanı vardır ve seçim kazandıkça ABD onunla çalışmayı sürdürecektir.

Yeni projelerin sahaya sürülmesi ya da AKP-Cemaat türü çatışmaların yaşanması ise iki yönlü gelişmelerdir.

1) Erdoğan'ı terbiye etme amaçlı sopalardır ve Erdoğan çizgi dışına çıkmaya çalıştığında, onu yeniden hizaya sokar.

2) Ama aynı zamanda, ona iktidarda kalma olanağı da yaratır.

Ve sonuçta hem ABD, hem de Erdoğan kazanır! 17 - 25 Aralık operasyonları bu perspektiften okunmalıdır.


ERDOĞAN HİZADA!

Nitekim 30 Mart yerel seçimleri ve 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçim süreci, Erdoğan'ın hizaya "tam olarak" girmesiyle sonuçlanmıştır.

ABD açısından ikisi, üçüncüsünü güçlendirmek için masada olan üç önemli konu vardır: Kıbrıs, Ermeni ve Kürt meseleleri...

Peki, bu üç önemli meselede son süreçte neler yaşandı?

1) Kıbrıs'ta müzakereler yeniden başladı!

2) AKP, 21 yıldır kapalı olan Ermenistan sınır kapısının açmaya hazırlanıyor!

3) Kürt Açılımı'nda 2. aşamaya geçildi!

Yani "Türk-Kürt Federasyonu" projesi yürürlüktedir ve üstelik IŞİD'in Musul işgaliyle hızlandırılmıştır.


10 AĞUSTOS'A MÜDAHALE EDEBİLMEK

Elbette son tahlilde projeleri gerçekleşmeyecektir ve hem Türkiye'nin milli kuvvetleri, hem de bölgesel kuvvetler, Ortadoğu'yu ateşe atacak bu Atlantik planını bozacaktır.

Planı bozabilmek ise öncelikle hemen önümüzdeki siyasi çarpışmalara müdahale edebilmekten geçmektedir.

Erdoğan'ı 10 Ağustos'ta seçtirmemek, ya da en azından meşruluğunun tartışılacağı bir oy oranında tutabilmek, bu nedenle önemlidir ve "ne Erdoğan ne Demirtaş" dememiz bundandır. 


Mehmet Ali Güller


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.