banner863

ABD’nin Ortadoğu hamlesine direnmenin yolu


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

25 Eylül 2014, 13:07

ABD “Soğuk Savaş”tan sonra bölgeye üçüncü kez geldi. İlkinde, yani 1. Körfez Savaşı’nda, en büyük uluslararası ve bölgesel desteği arkasına alarak gelmişti. Ancak bu destek, Türkiye’de ters orantılıydı. Dünyada ve bölgede ABD’ye ne kadar büyük destek varsa, Türkiye’de de o kadar itiraz vardı..
Cumhurbaşkanı Özal, partisi ANAP’ın bir bölümü ve sermaye sınıflarının bir kesimi dışında tüm Türkiye ABD’nin Irak’a saldırmasına ve Türkiye’nin bu saldırıya ortak olmasına karşıydı.
En sonunda Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay, Özal’ın Irak’a girme planına istifa ederek set çekmişti!

TEZKERE SÜRECİNİN DERSLERİ
ABD bölgeye 2003’te ikinci gelişinde biraz daha zorlandı. Bir kere Avrupa’dan istediği desteği alamadı, Rusya ve Çin’in BM’de ciddi engellemeleri oldu.
Ancak ABD yine de bölge desteğini arkasına alarak Irak’ı vurdu, rejimi yıktı ve ülkeyi işgal etti. Türkiye mi? TSK’ye 2001’de darbe yaptılar, Ecevit hükümetini finans operasyonlarıyla zayıflatıp “erken seçim baskısıyla” düşürdüler.
Washington, planına tam onay şartıyla Erdoğan’a destek verdi. 3 Kasım 2002 seçimindeki Amerikancı yığınak ve Erdoğan’a hukuk çiğnenerek başbakanlık yolu açılması bu nedenleydi.
Ancak, Erdoğan-Gül iktidarına rağmen, ABD’ye tam destek verilmesine, Pentagon’un işgaline ortak olunmasına, ABD’nin istediği tezkerenin geçirilmesine Türkiye karşı çıktı!
Çünkü Türkiye’nin milli kuvvetleri öyle büyük bir çıkış yapmıştı ki, bu AKP’nin içinde bile önemli bir etki yaratmıştı. Kimi AKP milletvekilleri, Erdoğan’ın kapalı grup toplantısında yaptığı sert uyarılara rağmen tezkereye red oyu verdi.

AKP İTİRAZ EDİYOR MU?
ABD’deki bölünme ve güç erozyonu sınırlı hale getirse de, Washington yine de IŞİD bahanesiyle 3. defa bölgeye girmeye çalışıyor.
Bu kez, ilk ikisinden daha az desteği var. Çünkü bölgede ciddi bir ABD karşıtı cephe var; İran ve Suriye var, Rusya ve Çin’in bu ikiliye büyük desteği var. ABD’nin açıkladığı destek listesinde 40 ülke var ama büyük çoğunluğunun koalisyona katkısı, Washington’un istediği düzeyde değil. Çoğu ayak sürüyor, geride durmaya çalışıyor. Benzer ayak sürüme AKP için de geçerliydi. Ancak AKP’nin itirazı, ABD’ye karşı konumlanmaktan ziyade, kendi özel hedeflerini plana dahil etmeye yönelikti.
“Hava harekatı yetmez, kara harekatı olsun” istiyordu, “Sadece Irak’taki IŞİD’i vurmanız yetmez, Suriye’deki IŞİD’i de vurmanız gerekir” diyordu, “IŞİD’ı vurmak yetmez, Esad’ı da devirmeniz gerekir” diyordu...
PYD ve kanton-özerklik tehdidinin ciddiyeti konusunda TSK’nin yaptığı basınç da ayrıca önemliydi... AKP, IŞİD’in elindeki rehineleri bahane, TSK’nin ana itirazını da kendisine kalkan edinerek ABD’ye ayak sürüdü. Ancak Erdoğan, ABD’nin IŞİD’i Suriye’de vurduğu gün, pozisyonunu ilan etti: “Askeri de dahil her türlü desteği vereceğiz.”

TÜRKİYE’Yİ AĞAYA KALDIRMA GÖREVİ
Önemli değil, Erdoğanların ne kadar direnip direnemeyeceğini geçiyorum.
Önemli olan Türkiye’deki çeşitli kuvvetlerin nasıl konumlandığıdır. Zira ilk iki ABD müdahalesinden farklı olarak, bu kez önümüzde bambaşka bir tablo var:
Daha önce iktidar dışındaki kuvvetlerin kökten karşı çıktığı ABD harekatları, bu kez muhalif kesimlerin desteğini, hatta zaman zaman AKP’den bile daha çok desteğini almaktadır:
Çünkü IŞİD tuzağı ve Kürt kuyrukçuluğu vardır! CHP, ABD’nin IŞİD’i vurmasını alkışlamakta ve AKP’nin bir an önce askeri destek vermesini istemektedir. MHP her zamanki gibi dolaylı destek vermektedir. HDP zaten ABD’nin bölgede bulunmasından yanadır. Kürt kuyrukçusu “sol” örgütlerin çoğu “IŞİD PKK’yi, ABD’de de IŞİD’i vuruyor” tezgahı içinde Atlantik cephesine yuvarlanmaktadır. Ve kimi aydınlar da “katliam var” diyerek katliamın kurtarıcısı ilan edilen ABD’nin yanında safa girmektedir.
Sendikaların, öğrencilerin, üniversitelerin, demokratik kitle örgütlerinin de sesi çıkmamaktadır.
Geriye esas olarak iki kuvvet kalmaktadır: İşçi Partisi cepheden ABD’ye karşı çıkmaktadır. Emekli askerler de “ABD’nin asıl hedefi Türkiye” diyerek önemli uyarılar yapmaktadır.
AKP’nin ne kadar direndiği sorunundan çıkıp, direnecek esas kuvvetleri nasıl ayağa kaldıracağımıza yoğunlaşmalıyız. 1990 ve 2003 deneyimleri de göstermiştir ki, Türkiye’yi beladan asıl uzak tutacak yol budur. Türkiye ayağa kalktıkça, AKP’nin ABD’ye katkısı mecburen sınırlanacaktır!


Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.