banner863

ABD’nin Türkiye’ye Bakışı ve AKP’nin Geleceği


Doç. Dr. Sait Yılmaz

Doç. Dr. Sait Yılmaz

28 Ekim 2013, 18:17

 Washington merkezli BipartisanPolicy Center düşünce kuruluşu, Ekim 2013’de “Retorikten Gerçekliğe” başlığıyla ABD’nin Türkiye politikası üzerine kapsamlı bir rapor(FromRhetorictoReality: Reframing U.S. TurkeyPolicy, Washington, October 2013) yayınladı.Eski Ankara Büyükelçileri MortonAbramowitz (1989-91) ve EricEdelman’ın (2003-05) başkanlığında, Henry Barkey ve Michael Makovsky gibi isimlerinde yer aldığı bir ekibin kaleme aldığı kapsamlı raporda ABD’nin Türkiye’ye bakışı ve ilişkilerin geleceği ile ilgili önemli ipuçları yer almaktadır. Raporda yer alan dikkat çekici yorumlar aşağıda özetlenmiştir;

- 10 yıl önce sessiz bir devrimle iktidara gelen AKP, Türkiye’nin Kemalist geçmişindeki askerlerin hâkim konumu, güçlü milliyetçilik, sıkı şekilde korunan laiklik ve Ortadoğu’ya karşı olan ilgisizliğine son verdiler, otoriter ve mezhepçi yolu seçtiler. (s.6)

- 2007 yılında Davutoğlu’nun başlattığı “sıfır sorun” politikası gibi 2010 yılından beri uygulanan ve bölgesel güç olmayı hedefleyen Sünni mezhepçi dış politika da başarısızlıkla sonuçlandı. Sünni merkezli politikalar nedeni ile Türkiye’nin Ortadoğu’da çok az dostu ve siyasi etkisi kaldı (s.6-7, 46)

- AKP’nin içeride ve dışarıda uyguladığı İslamcı politika gündemi ve Başbakan Erdoğan’ın kişiliği ve otoriter idare stili ülkeyi derinden derine kutuplaştırdı. Basın özgürlüğüne karşı uygulamalar yanında Ergenekon diye adlandırılan operasyonlar Türkiye’de sivil haklar ve yargının tarafsızlığı konusunda derin şüpheler yarattı. (s.7)

- Taksim olayları, AKP’nin artan otoriter eğilimleri ve hukuksuzluklarına karşı kutuplaşmanın bir sonucu idi ve AKP’nin vazgeçilmez olmadığını gösterdi. Bu olaylar Erdoğan’ın başkanlık hayallerine son vermek yanında, ülkenin siyasi geleceğini belirsiz kılan bir potansiyele sahiptir. (s.20)

- AKP’nin Kürtlerle görüşmeleri barış için üç safha öngörmekteydi; PKK’nın Türkiye’den çekilmesi, hükümetin istenen reformları yapması ve PKK’nın Türk toplumuna entegre edilmesi. Ancak, istenen Anayasal değişiklikleri yapmaya göze alamayan AKP, kritik eşiğe gelmiştir. (s.21)

- AKP, Mart 2014 seçimlerine kadar manevra alanı bulamadığından zaman kazanmakta, hapisten kurtulma beklentisi içindeki Öcalan ise sabretmek zorundadır. Demokratikleşme paketi, barış sürecinin çökmemesi için çıkarılmış olmakla birlikte daha çok AKP’nin İslamcı tabanına hitap etti. (s.22)

- (Küresel) Ekonomik krizinden başlangıcından beri ABD’de artan faiz hadleri nedeni ile geçen 5 yıl içinde Türk ekonomisi büyük miktarlarda para desteği gördü. Ancak, Taksim olayları ile bu trend tersine döndü. Türk Lirası ABD doları karşısında %10’dan fazla değer kaybetti. 2002 yılından beri Türkiye’nin dış borcu üç katına çıktı ve 350 milyar dolara ulaştı. (s.24)

- Türkiye, ABD ve AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’na (TTIP) katılmak istiyor. Ancak, tıpkı Türkiye’nin AB ile olan gümrük anlaşması gibi, TTIP yürürlüğe girerse ABD, istediği koşullarda Türk pazarına girerken, Türkiye’nin aynı koşullarda Amerikan pazarına girmesi mümkün değildir. Türkiye, Gümrük Birliği’nden ayrılarak ŞİÖ üyeliğini düşünüyor. (s.24)

- Başkanlık hayali suya düşen ve emekliliği düşünmeyen Erdoğan için iki seçenek var; mevcut Anayasa dâhilinde 2014’de Cumhurbaşkanı olmak ya da 2015’de genel seçimlere katılıp dördüncü dönemde de Başbakan olmak. Cumhurbaşkanı olmasında iki sakınca var; partisi elinden gidecek, Cumhurbaşkanlığı’nın ikinci dönemini parti içindeki Gülen hareketinin lideri Abdullah Gül desteklemeyecek. (s.26-27)

- AKP’nin Suriye’deki savaşta El Kaide ile bağlantılı direniş grupları ile işbirliği yapması ve Mısır, Hamas, Tunus ve Suriye ile ilgili mezhepçi politikaları, aynı şekildeIrak’ta Maliki’yi dışlaması ABD’yi Türkiye’nin “ılımlı” model rolü konusunda şüpheye soktu. (s.35-36)

Raporun son bölümünde ABD için Türkiye ile ilgili politika tavsiyeleri yer almaktadır;

- ABD, Türkiye’deki Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklar kadar Kürtler ve Alevileri de desteklemelidir. (s.28, 49)

- ABD, Türkiye’nin bölgede oynayacağı roller için iç istikrarına ve demokratikleşmesine daha çok çaba harcamalı, Kürt barış sürecine yardım etmelidir. (s.46)

- Amerikalı yetkililer Türk toplumunun azınlıklar, gençlik, NGO’lar, insan hakları takipçileri, medya ve siyasi partiler gibi tüm katmanlarına angaje olmalıdır. (s.50)

- Türkiye’de başarılı reformlar yapılmasına yol açan AB üyeliği teşvik edilmelidir. (s.50)

Değerlendirme

AKP’nin ABD ile olan ilişkileri ve kirli ittifakının uzun zamandır bir yol ayırımına geldiği ve köşeye sıkışan Erdoğan’ın başta terör örgütü ile yürüttüğü müzakere süreci olmak üzere, seçimlere kadar zaman kazanmaya çalıştığı bugünün gerçeğidir. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı, -Amerikalıların da açıkça belirttiği gibi, parti bağlarının ve (Hakan Fidan ile olduğu gibi)özel ilişkilerinin kopmasına, böylece cemaatin önünün açılmasına ve Erdoğan için öngörülemeyen bir sona yol açacaktır. ABD, Türkiye’de başta Kürt meselesi olmak üzere azınlıklar konusunu bundan sonra daha fazla baskı unsuru yapmaya ve bu yoldan içeriye daha derinden nüfuz etme niyetindedir. Basın özgürlüğü, hukukun bağımsızlığı gibi söylemler daha çok içerideki Amerikan kurgusu için sorun olduğunda önemli hale gelecektir. 2011 seçimleri öncesi ABD için AKP; A Planı, CHP-BDP Koalisyonu; B Planı idi. O dönemde ABD elçisi CHP yönetimine önce AKP ile koalisyon önermiş ancak BDP için mutabık kalınmıştı. Nitekim o tarihten beri CHP, tam da ABD’nin istediği yönde Kürt ve Alevi konularında AKP ile yarışan söylemler içine girdi. Bugün de CHP, ABD için B Planı’dır. Mesele cemaat bağlantısının muhtemel bir CHP iktidarında nasıl korunacağı olmuştur. Baykal’ın partiden ayrılırken son kertede cemaate selam vermesi ve Kılıçdaroğlu’nun bugünlerde ABD’ye davet edilmesi boşuna değildir. Bu bağlantı, cemaatle bağlantıları zaten sağlam olan ve CHP Başkanlığına hazırlanan Sarıgül üzerinden de kurulabilir. 22 Kasım’da Cenevre’de yapılacak Suriye görüşmeleri sonrasında Türkiye iç siyasetinde yeni kaset rüzgârları başlayabilir, AKP içindeki kırılmalar daha belirgin hale gelebilir.


Doc. Dr. Sait Yılmaz
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.