banner863

ABD’ye güvenerek iş tutmanın sonu


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

05 Eylül 2016, 12:07

HDP Diyarbakır milletvekili Altan Tan, Kuzey Irak’ta yayın yapan Rudawtv’ye, PKK’nın Suriye politikasının sonuçlarına ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu:

“Gelelim Kürt siyasetine: PKK’ya,PYD’ye… Onlar da maalesef Suriye ve Ortadoğu siyasetini yanlış okudular. Ve bugün PKK’nın, PYD’nin Suriye politikası da çöktü. Yani bir Kürt koridoru kurup Hatay’a, İskenderun’a ya da Lazkiye’ye kadar uzanma. Amerika’nın da buna sonuna kadar destek vereceği hesaplandı. Bunun böyle olmadığı ortaya çıktı.”

Altan’ın söylediklerinde küçük ama çok önemli bir düzeltme yapmak gerekiyor. Akdeniz’e uzanacak “Kürt koridoru” politikasının asıl sahibi PKK değil ABD’dir. PKK; ABD’nin bu planını, kendisi açısından “tarihi bir fırsat” olarak gördü ve üzerine atladı.

Sonuç, Altan Tan’ın dediği gibidir. Emperyalist plan, bölge milletlerinin direniş kayasına çarpmış ve çökmüştür. Altında kalan ise PKK’dır.
 
ABD’nin önüne konan “beyaz kâğıt”

Yabancı bir güce dayanarak mücadele etmek ve önüne koyduğu hedefe bu şekilde ulaşmak anlayışı, PKK’nın mayasında vardır. Bu örgütün, ortaya çıktığı ilk günden bu yana değişmeyen özelliği budur.

1974 – 75 yıllarında, daha Ankara’da daha küçük bir öğrenci topluluğu iken MİT ile başlayan ilişkile,r 1980 sonrasında Suriye muhaberatı ile devam etmiştir.

PKK’nın sırtını dayadığı yabancı güç 1991 Birinci Körfez Savaşı’nın ardından ABD olmuştur. PKK- ABD ilişkisini, bir zamanlar Öcalan’ın en yakınlarında bulunan ve ayrıldıktan sonra örgüt tarafından infaz edilen Kani Yılmaz (Faysal Dunlayıcı) anılarında şöyle anlatır:

‘Güney Kıbrıs’ta CIA görevlileriyle görüşecektik. Görüşmede ABD tarafına neler söyleyeceğimizi yazıp onay için Öcalan’a verdik. Öcalan kendisine verdiğimiz metni alıp yırttı. Sonra önümüze beyaz bir kâğıt koydu ve;“ABD’lilerin önüne bir beyaz kâğıt koyacaksınız ve“Ne yazarsanız kabulümüzdür” diyeceksiniz. ABD gibi bir güçle ilişki, bu şekilde olur’ dedi.

Bu anekdot, ABD PKK ilişkilerini çok güzel özetliyor. PKK, Birinci Körfez Savaşı’nın ardından kendisini, bütünüyle ABD’nin bölge planlarına bağlamıştır. Abdullah Öcalan, 1999 yılında Türkiye’ye getirildikten sonra CIA tarafından nasıl yönlendirildiklerini büyük bir “samimiyetle” anlatmıştır.
 
PKK’nın pusulası: ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi”

Sonrasında Örgütün belli başlı hamlelerine bakacak olursak, ABD’nin “Büyük Ortadoğu” çıpasına bağlı PKK gerçeğini daha iyi görebiliriz.

ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003 Nisanından tam bir ay sonra PKK, daha önce Irak’a çektiği silahlı güçlerini yeniden Türkiye’ye geçirmeye başladı. Çünkü ABD öyle istedi.

ABD’nin Irak’ı işgalinin hemen ardından PKK, İran’da PJAK’ı, Suriye’de ise PYD’yi kurdu. Irak’tan sonra hedef alınacak olan bu ülkelerde, PKK’nın örgütleri düşmanla işbirliği yapacak “iç unsurlar” olarak görev yapacaklardı.

ABD, Ergenekon ve Balyoz tertipleriyle Türk Ordusu’nu ve yurtsever devrimcileri hedef alırken, bir yandan da AKP ile PKK’yı “Açılım masasında” buluşturdu. Ordu ve Polis kışla ve karakollara hapsedilirken PKK’nın önü ardına kadar açıldı. ‘Şehirleri patlayıcılarla doldurması’ sağlandı.

Son olarak ABD Suriye’nin kuzeyinde koridor hamlesine girişirken, PKK’ya da Türkiye’de harekete geçme talimatı verdi.

Haziran seçimlerinin biricik galibi olan ve önünde bütün yolların sonuna kadar açık olduğu koşullarda PKK, kendisi için intihar anlamına gelen ABD talimatına uydu.

Çünkü, daha en başında ABD’nin önüne “beyaz kâğıdı” koymuştu.

Özerklik ilanı ve hendek siyaseti işte bu koşullarda uygulamaya kondu.
 
Her yerde kaybediyor

ABD planları uyarınca kurulan PJAK, bağımsız İran devletinin kararlı mücadelesi sonucu ezildi. PJAK, en sonunda 2011 yılında İran içindeki faaliyetini durdurmak ve kalan adamlarını İran dışına kaçırmak zorunda kaldı.

Türkiye’de özerklik ve hendek politikası ise tam bir hezimetle sonuçlandı. Beş binin üzerindeki taraftarı, Türkiye ABD’nin Suriye planını kabul etsin diye feda edildi. Ama istediklerinin tam tersi oldu.

Türk Ordusu PKK’yı Güneydoğu’da hendeklere gömdükten sonra Suriye’deki ABD koridoruna da girdi.

PKK şimdi “Açılım Masası”nda elde ettiği bütün kazanımları bir bir kaybediyor.
 
Yolun sonu

Toplam olarak bakıldığında ABD çıpasına bağlanan PKK, ABD’nin kaderini paylaşıyor.

Ama ABD bir dünya gücüdür ve Atlantik ötesindedir.

Batı Asya’da yenilmek ABD için herşeyin sonu değildir. Ama ABD’nin Batı Asya yenilgisi, bu coğrafyada siyasi geleceğini ABD’ye bağlayan bir etnik siyasi hareket açısından dünyanın sonu anlamına gelir.

PKK açısından yolun sonu gelmiş bulunuyor.
 
Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.