Açılım tiyatrosunda seçim perdesi ve Şah Fırat operasyonu


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

25 Şubat 2015, 17:14

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Elazığ'da toplu açılış töreninde “400'ü verin yeni Türkiye'yi kuralım, yeni anayasayı yapalım, Başkanlık sistemini kuralım, çözüm sürecine koşalım” dedi.
Pervin Buldan ise çözüm sürecinin şu anda beklediğini söyledi. Kandil'deki PKK yönetimi, sürecin 15 Şubat’la birlikte son derece tehlikeli ve kritik bir dönemece girdiğini, hatta bitme noktasında olduğunu ileri sürdü.
Bunun üzerine AKP medyasında “Öcalan ile anlaştık, Kandil önledi” propagandası başladı.

EĞİT-DONAT VE ŞAH FIRAT

Bu tartışmalar devam ederken, ABD ile Türkiye arasında Suriye'de “IŞİD'e karşı savaşma” bahanesiyle teröristlerin Türkiye'de eğitilip silahlandırılması için mutabakat imzalandı. Ardından, Şah Fırat operasyonu yapıldı ve gündemin en üst sırasına oturdu.
PKK, ortaya çıkan durum karşısında neredeyse zil takıp oynayacak! PKK'nın silahlı güçlerinin başındaki Murat Karayılan ve Suriye'deki temsilcileri art arda yaptıkları açıklamalarda, “TC bize mecbur oldu” fikrini yaymaya çalışıyor.
Hükümet ise bu görüntüyü bozma derdinde. “Kimseden izin de destek de almadık” açıklamalarının arkasından, Tayyip Erdoğan'ın danışmanı İbrahim Kalın “PYD terör örgütüdür” dedi.
PKK'nın haber ajansı, türbenin yeni yerinden Apo ve PYD bayrağını, Türk bayrağını aynı karede gösteren fotoğraflar servis etti. Sadece bu görüntü bile, AKP Hükümeti'nin Suriye düşmanlığının Türkiye'yi ve Türk Ordusu'nu nasıl bir noktaya sürüklediğini ortaya koyuyor.
Ancak bu resmin bir de başka anlamı var. Ortaya çıkan tabloyu yorumlayalım:
1. Türkiye, Erdoğan-Davutoğlu yönetiminin 4 yıldır Suriye'nin rejimini değiştirme operasyonunda üstlendiği rolle terör örgütleriyle pazarlıklar yapar hale getirildi.
2. Türkiye, ABD'nin Irak'ın kuzeyinden Suriye'nin kuzeyine bir Kürt koridoru oluşturmayı hedefleyen “IŞİD stratejisi”ne eylemli olarak katılmış oldu.
3. Hükümet'in politikası, Türk Ordusu'nu yıllardır mücadele ettiği, fakat açılım süreciyle “ateşkes” konumuna sürüklendiği PKK ile yan yana getirmiş oldu.

ABD AÇILIMI'NDA SIÇRAMA

Eğit-donat imzası ve Şah Fırat operasyonu öncesinde, günlerce “Öcalan istedi, Kandil ayak sürüyor” propagandası yürütüldü. Nasıl ki, geçmişte “PYD terör örgütüdür” açıklamaları yapıldığı sırada, PYD'nin Suriye'nin kuzeyinde oldu bittiyle ilan ettiği sözde fiili yönetimin temsilcileri MİT'te işbirliği görüşmeleri yapıyordu ise, bugün de Kandil'e karşı görünen propaganda sürerken Kandil'e bağlı PYD güçleriyle Şah Fırat operasyonu için görüşmeler yapılıyordu. Zaten Öcalan ile görüşmelerin en önemli gündem maddelerinden biri de Suriye'de zımni olarak MİT-PKK işbirliğini gerçekleştirmekti. Öcalan'ın bu yöndeki sözlerinden ve Ankara'da MİT'te ağırlanan PYD yetkililerinin beyanlarından bu durum açıkça görülebilir. Öcalan vasıtasıyla ve doğrudan MİT ile görüşmelerde Kandil'e verilen talimat şudur: “Suriye'de rejimle ilişkinizi kesin, MİT destekli ÖSO'yla birleşin, rejime karşı savaşın!”
Bunun karşılığında özerkliğe ses çıkarılmayacağı sözünün verildiği de PYD yetkililerinin beyanlarıyla sabittir. Nitekim PYD'nin özerkliğinin zemini de, Türkiye'nin Suriye'yi sınırdan iç bölgelere çekilmeye zorlayan yeni angajman kurallarından sonra oluşmuş, PYD de talimata uygun olarak ÖSO ve diğer MİT destekli örgütlerle işbirliği anlaşmaları imzalamıştır.

AÇILIM'IN BÜTÜNLEYENİ

Eğit-donat mutabakatı ile Şah Fırat operasyonu birbirine karşıt iki eylem değil! Tam tersine aynı politikanın birbirini takip eden adımları. Önümüzdeki günlerde, Türkiye'nin IŞİD'e karşı operasyonlara katılımı ve İncirlik'in kullanımı ile ilgili de çok şey duyacağız!
Peki Suriye konusunda eğit-donat imzası ve Şah Fırat operasyonuyla başlayan yeni yönelim ile “açılım süreci”nin ne ilgisi var?
“Akil adam” misyonuyla kamuoyu oluşturma görevi gereğince MİT'in “açılım sorumluları”nın servis ettiği bilgileri dolaşıma sokan ve AKP'den milletvekili aday adayı olan Hüseyin Yayman, “Görüntüye bakmayın, 21 Mart itibarıyla AKP ve HDP ortak açıklama yapacak" diyor. Ortak açıklamada PKK'nın “Türkiye'de silahları bıraktığı” açıklanacakmış. Yayman, “AKP de PKK da sürecin devamından güç kazanıyor” diyor.
PKK, görüntüde Türkiye'de silahları bıraktığını açıklayacak ama ABD projesinin enstrümanı olarak AKP ile birlikte Suriye'de, İran'da ve Irak'ta silahlı faaliyetini sürdürecek, hem de “cihatçı terörizme karşı ABD/Batı müttefiki” kabul edildiği için açıktan silahlandırılabilecek.
Ayrıca, Türkiye'de silah bırakmanın sözkonusu olmadığı, PKK'nın terminolojisiyle “klasik gerilla savaşı yerine şehirlerde öz savunma güçleri düzenine geçildiği”ni de hatırlatalım.
Böylece resim tamamlanıyor. Erdoğan-Davutoğlu yönetimi içeride ve dışarıda PKK ile işbirliği çizgisini derinleştiriyor ve Türkiye'yi, ABD ve PKK ile aynı, Suriye, İran ve bölge güçleriyle karşı cephede konumlandırıyor.


Fikret Akfırat
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.