Açtıkları yolda boğulacaklar


Can Ataklı

Can Ataklı

09 Nisan 2014, 01:17

İyi akşamlar sevgili izleyiciler; uzun seçim molasından sonra yeniden açılan Meclis’in ilk gününde ne yazık ki çok tatsız bir olay yaşadık. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yumruklu saldırıya uğraması neresinden bakarsanız bakın çok vahimdir, şiddetle kınanmalıdır.

Öncelikle saldırıyı yüzündeki bir şişlikle ve muhtemelen birkaç sürecek ağrılı bir dönemle atlatacak olan Kemal Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim.

Saldırganın yakalanması, kimliğinin ve sabıkalarının ortaya çıkarılması bir yana, üzerinde çok durulması ve endişe edilmesi gereken bir olaydır bu.

Meclis’in kuralları

Birincisi Meclis’in güvenliği demek ki şiddetle tartışılmaya muhtaçtır. Özellikle grup toplantılarının yapıldığı Salı günleri Meclis’in yolgeçen hanına döndüğü anlaşılıyor. Bunda iktidar partisinin rolü çok büyük. AKP Grup toplantılarını uzunca bir süredir amigoların tribünleri yönettiği bir stat haline getiren AKP yönetiminin tavrı nedeniyle Salı günleri Meclis’e girip çıkanların niteliği sorgulanamaz hale gelmiş belli ki. AKP bu çığırı 2007 seçimlerinden sonra açtı.

Meclis’in bir özelliği vardır. Genel Kurul salonuna ziyaretçi olarak girenler hiçbir şekilde yüksek sesle konuşamaz, Meclis çalışmalarına sözlü müdahalede bulunamaz, beğenilerini alkışla, tezahüratla belirtemez, beğenmediklerini de protesto edemez. Meclis Genel Kurulu’nun yasayla belirlenmiş bu kuralları teamül olarak partilerin grup toplantılarında da uygulanırdı.

AKP teamülü bozdu

Bunu bozan AKP oldu. AKP Grup toplantı salonunun seyirci bölümünü dolduranlar 2007’den sonra önce Genel Başkanın konuşmalarını alkışlamaya başladı. Sonra bu alkışlar giderek tezahürata dönüştü. O sıralarda meclis başkanı olan Bülent Arınç AKP toplantılarında amigolar eşliğinde başlatılan bu gösterilere önce tepki göstermiş ve bu tür gösterilerin yerinin meclis olmadığını söyleyerek önlem alacağını açıklamıştı. Ancak muhtemelen her zamanki gibi Başbakan Erdoğan’dan azar işitti ve konuyu bir daha dilden dudağa getirmedi.

Sonuçta Salı günleri giderek sadece AKP’nin değil diğer partilerin de amigolarının grup salonlarını doldurduğu ve her salondan değişik tezahüratların yükseldiği bir gün haline geldi.

Meclis güvenliği laçka

Şimdi diyeceksiniz ki Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğraması ile bunun ilgisi ne? İlgisi var. Meclis sıkı güvenlik önlemleriyle korunur. Giren çıkan çok sıkı aramalardan geçirilir, kimlik tespitleri yapılır, gelen kişinin kimi ziyaret edeceği öğrenilir ve o kişiye de haber verilir.

Ancak Salı günleri grup salonları bir tür tribünü andırdığından, gelenlerin denetimleri normal günlere göre belli ki biraz daha gevşiyor. Çünkü gelenler herhangi bir milletvekilini ziyaret etmek için değil grup toplantılarını izlemek için ve genellikle gruplar halinde geliyor. Bu da Meclis güvenliği için bir zafiyet yaratmış oluyor.

Nitekim bugün Kılıçdaroğlu’na yumruk sallayan saldırgan ve yanındakiler de muhtemelen grup toplantısı izlemek üzere topluca geldiler ve güvenlik önlemlerine fazla takılmadan içeri girmeyi başardılar. İçeri girebildikten sonrası kolay. Meclis koridorunda bir parti genel başkanının saldırıya uğrayacağı pek tahmin edilmediğinden, liderleri korumakla görevli güvenlik görevlilerinin de çok tetikte olmamaları garipsenecek bir durum değil.

Saldırganın garipliği

Ama beklenmeyen oldu ve Kemal Kılıçdaroğlu yumruklu saldırıya uğradı. Tabii burada saldırganın kimliği de önemli. İlk gelen bilgilerde Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin bir CHP’li olduğu ve seçim sonuçlarından rahatsızlık duyarak sorumlu olarak gördüğü Genel başkana saldırdığı ileri sürülmüştü. Ancak gerçek kısa sürede ortaya çıktı. Saldırgan Erzurumlu ve Alperen üyesi. Alperenlerin BBP ile organik ilişkileri olduğu biliniyor. BBP bu seçimlerde AKP’den yana tavır koymuştu. Tıpkı muhalefet gibi onlar da “oyların bölünmemesi” gerektiğine inananlardandı.

Her olayda varlar

Alperenler sayıca çok olmamalarına rağmen kimi önemli olaylarda ortaya çıkıyorlar. Hırant Dink cinayetinde de Aleperenlerin parmağı vardı hatırlarsanız. Yine bazı hristiyan din adamlarına yönelik saldırılarda da Alperenlerin rolü biliniyor.

Peki bu olay neyin nesi? Yakalanan saldırgan Kılıçdaroğlu’na saldırıyı önceden planladığını ve fırsat kolladığını söylemiş. Amaç ne peki?
Bunu şu anda bilmiyoruz. Ancak yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi ülkede gerginlik yaratmak, güvensiz bir ortam oluşturmak böylelikle kamuoyunda bir korku ve dehşet saçmak amacıyla karışıklıklar çıkarmaya çalışıldığını düşünmek hiç de saçma değil herhalde.

Amaç halkı sokağa dökmek

Bakın sevgili izleyiciler, Başbakan bugünkü grup toplantısında da tekrarladı, CHP’nin seçim hilelerini bahane ederek halkı sokağa dökmek istediğini ileri sürdü. Sizlere dün de söyledim, ne CHP’nin ne de AKP muhaliflerinin sokağa dökülmek gibi bir niyetleri yok, hatta tam tersine bu tuzaklara düşmemek için de büyük özen gösteriyorlar. Halkı sokağa dökmeye çalışan bizzat AKP. Seçim akşamından bu yana öyle provokatif işler yapıyorlar ki, halkın sokağa nasıl dökülmediğine de şaşıyorlar sonra. Örneğin Ankara’da Melih Gökçek çok çabaladı halk sokağa dökülsün diye. Hatta seçim gecesi çıktığı bir ekranda CHP’lilerin sokaklara koştuğunu bile söylemekten çekinmedi, oysa böyle bir şey yoktu.

Gösterilerden nemalanıyorlar

Neden böyle? Çünkü AKP masum ve demokratik olsa bile sokaklardaki protesto gösterilerini önce şiddetle, vahşetle bastırdıktan sonra bunu kendi kitlesi üzerinde çok etkili bir propaganda aracı olarak kullanabiliyor, bunu başardılar açıkçası. Şimdi çok nemalandıkları bu hareketlerin sürekli olmasını istiyor, diliyor ve hatta tahrik ediyorlar ki, bir yandan mağduriyet edebiyatı yapsınlar bir yandan da sanki ülkeyi kendilerinden başka seven yokmuş gibi davranabilsinler. Ama olmuyor işte. Ülkenin aklı başında insanları AKP’nin kaba tahriklere kapılıp da sokaklara dökülmüyor.

Meclis’teki bu saldırının arkasındaki gerçek hemen ortaya çıkarılmalı ve eğer varsa önümüzdeki günlerde düzenlenmesi düşünülen tezgâhların önüne geçilmelidir. CHP’ye düşen görev budur.

Günün ikinci büyük olayı

Gelelim günün diğer önemli gelişmesine… Sevgili izleyiciler, bu sabah Türkiye’de yeni bir dönemin başladığının ilk sinyallerini alarak uyandık. Bu sabah önce Adana’da sonra Ankara’da bir dizi operasyon yapıldı. Operasyonun hedefinde bu kez polisler vardı. Öyle sanıyorum ki başbakan’ın “inlerine gireceğiz” diye söz ettiği cemaat operasyonu resmen başladı.

Aslında bu operasyonlar hiçbirimiz için şaşırtıcı değil. Hatta öyle ki bundan sonra olacakları tahmin etmek bile zor değil.

Önce bir köşede küçük bir operasyon başlatılır. Sonra bu operasyonlarda ele geçen bazı belgelerden hareketle iş büyütülür. Derken ortaya çok kapsamlı bir suç planı çıkarılır. Birkaç hafta sonra bir bakarız ki yüzlerce kişi tutuklanmış, dalga dalga sürdürülen yeni operasyonlarda adlarını bildiğimiz nice ünlü kişi hakkında davalar açılmış.

Bu operasyonlar sürerken ekranlarda “yasaldı, değildi, hukuka uyuldu, uyulmadı, tezgahtı gerçekti” türü tartışmalar yaşanır.

5 yıldır anlatıyorum

Sevgili izleyiciler, 5 yıl önceki Ergenekon operasyonları başladığından bu yana ekranlarda, gazete sayfalarında, halk toplantılarında, konferans ve panellerde iktidarın kendine muhalif ve tehdit-tehlike olarak gördüğü herkese karşı bir yıldırma-sindirme operasyonu başlattığını, düzmece belgelerle, oluşturulmuş dijital verilerle, gizli tanıklarla, sahte evrakla saldırdığını, insanların küçük düşürüldüğünü, itibarlarının yerle bir edildiğini, karalandığını anlatmaya çalışıyorum.

Bunları yapanların kim olduğunu biliyorduk. “Dokunan yanar” sözü bir tahmin değil gerçekti. O zamanlardan beri “Bu tür oyunları oynuyorsunuz ama hukuk ve demokrasi dışına çıkarak yürüttüğünüz bu operasyonlar yol olur, gün gelir aynısı size karşı da yapılır” diyordum.

Şimdi her şey gerçek

İşte şimdi başlarına geliyor. Zamanında bu ülkenin vatanseverlerine, aydınlarına, akademisyenlerine, gazetecilerine, yazarlarına, sanatçılarına, askerlerine yapılanlar şimdi yapanların başına geliyor.

Ama arada bir fark var. Daha önce yapılan her şey düzmeceydi, sahteydi, oyundu. Oysa şimdi her şey gerçek.
İktidar zamanında tehdit ve tehlike olarak gördüğü herkese, elinde tuttuğu maşa ile saldırırken, şimdi o maşa iktidara batmaya başladığı için, aynı akıbete uğruyor.

Şimdi göreceksiniz, ülkenin en kıymetli evlatlarına en kötü en pis en rezil operasyonları reva görenler, kendi açtıkları yolun akıntısına kapılarak bertaraf olacaklardır.

Bu kez hukuka uyulmalı

Burada tek umudum ve dileğim, bu sefer eskisi gibi sahteciliğe, ahlaksızlığa sapılmadan, hukuk ve yasalar neyi emrediyorsa o yolda gidilmesi ve Türkiye’nin geleceğini çalmaya kalkanlardan en ağır biçimde hesap sorulmasıdır, sorulabilmesidir.
Ve tabii en önemlisi, iktidar da, daha önce maşa kullanarak yaptıklarının hesabını vermelidir, verecektir. Bugün hala gücü elinde tutarak pis işlerini yaptırdığı kesimlerden kurtulmak için operasyon başlatan iktidar, bilmelidir ki, o pis işler kendi emriyle, kendi denetiminde yapılmıştır ve sorumluluğu çok ağırdır.

Asıl patrona da sıra gelecek


İktidar, hepimiz adına pis işleri yapanlardan hesap sorsun. Bize düşen ise sabırla beklemek, önce hiçbir ahlaki, vicdani kaygıya kapılmadan Türkiye’nin en kıymetli insanlarına hayatı zindan edenlerin tasfiyesini ibretle izlemek, ama ondan sonra bütün bunları yaptıran gerçek patrondan hesap sormaktır.

Sevgili izleyiciler, artık tüp macundan çıktı. Bugün iktidar kendi çıkarı için pis işlerini yaptırdığı kirli bir örgütten kurtulmak için bir tasfiye hareketi yapacaktır, ancak onlar da biliyor ki tarihin akışını değiştirmek, gerçekleri sonsuza kadar saklamak ve işlenen günahların sorumluluğundan kurtulmak mümkün değildir.

Gün gelecek, o kirli örgüt tasfiye edildikten, etkisiz hale getirildikten sonra Türkiye’ye yapılan bütün kötülüklerin asıl sorumluları da bu halka hesap verecektir.

Kimse son seçim sonuçlarına bakarak umutsuzluğa karamsarlığa kapılmasın. O hesabın sorulacağı günler hiç de uzak değildir. Bunu bilelim, bunun yarattığı ivme ile bekleyelim ve mutlu sona ulaşalım.

Bugün de süremizin sonuna geldik. Yarın aynı saatte yine birlikte olmak dileğiyle hoşça kalın.

CAN ATAKLI İLE GÜNÜN YORUMU. 8.4.2014.SALI. paylaşan: ulusalkanal
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.