banner863

Ahlaksız çarpışma


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

20 Şubat 2014, 08:38

 AKP-Cemaat kavgasını uzun bir süredir çeşitli yönleriyle işliyoruz. Bugün iki ayrı yönüne daha dikkat çekeceğiz.

AKP-Cemaat kavgası hem gerici kuvvetlerin bir iktidar mücadelesini ne seviyede yürüttüğünü göstermesi bakımından, hem de ortaklık yaptığı yıllarda ele geçirdikleri kurumları nasıl bozduklarını ortaya koyması bakımından önemlidir.
Gelin ikincisiyle başlayalım:

Yazıdan söze dönüş
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erdoğan hükümetinin gönderdiği “internete sansür” yasasını, tüm tepkilere rağmen onayladı. Bunu sosyal medyadan duyuran Gül, iki madde konusunda kaygılı olduğunu, hükümetin bu kaygıyı giderecek yasal düzenleme yapacağını dile getirdi.

Açık söyleyelim: Bu tablo devletin yapısal çöküşünün ifadesidir!

Cumhurbaşkanı doğru bulmadığı yasayı onaylıyor ve özetle “onayladım ama arkadaşlar söz verdi, bazı yerlerini sonra düzeltecekler” diyor!
Yazının icadından bu yana erkler sözle değil, yazıyla çalışır! Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise 2014 yılı itibariyle yazıdan söze geçmiştir!

Hukukun iflası, devletin çöküşü
Sadece bu değil elbette, devletin yapısal çöküşünü ortaya koyan başka örnekler de var.

Örneğin Erdoğan’ın Kabataş kışkırtmasını sürdürürken kullandığı cümleler bunun göstergesidir. Başbakan halkın bir bölümünü bir bölümüne karşı kışkırtmak için söylediği “türbanlı geline taciz” yalanı görüntüyle belgelenince; yani iddia edildiği gibi türbanlı kadının dövülmediği, bebeğinin arabasının parçalanmadığı, deri eldivenli 80 sapığın üzerine idrar yapmadığı ortaya çıkınca, şöyle demeye başladı: “Görüntüye mi inanıyorsunuz, bacımın söylediklerine mi? Biz görüntüye değil, bacımın söylediklerine itibar ediyoruz.”

Sözü esas alan bu bakış, şeriatta bile yok! Orada da birden fazla tanık gerekiyor. Ama Tayyip Erdoğan sözü esas alarak, suçu saptıyor ve hüküm veriyor.
Kuşkusuz delile gerek duymayan, sözlü ifadeye göre karar verebilen bir hukuk, hukuk değildir; hukuk devleti hiç değildir!

Şantajlı siyaset
Gelin şimdi de AKP-Cemaat kavgasının ne seviyede yürütüldüğü meselesine değinelim...

Mutlaka bir televizyonda AKP ve cemaat sözcülerinin, taraftarlarının tartışmalarına denk gelmişsiniz. En seviyesiz sıfatların havada uçuştuğu bu programlarda bir konu tartışılmıyor, adeta sokak kavgası yürütülüyor...

Örneğin cemaatçi Nazlı Ilıcak, yandaş Nagehan Alçı’ya “asıl tetikçi senin kocandır” diyebiliyor. Alçı da muhatabına buraya alamayacağımız sıfatları sıralayabiliyor.

Tarafların seviyesi budur. Peki ya patronlarının seviyesi?

İmam Hoca’ya “ajan, çete lideri, haşhaşi” diyor, Hoca da İmam’a beddua okuyor!

İmam’la Hoca böyle yapınca, sözcüleri de ağızlarını açıp, gözlerini yumuyor.

En kötüsü ise her iki tarafın da tarafsızlara uyguladığı “ahlaksız çarpışma” yöntemidir.

Örneğin bir yandaş, cemaatin işine gelecek şeyler söyleyen gazeteci muhatabına hemen şu suçlamayı yapıştırıyor: “Cemaati savunuyorsun, çünkü seni kasetle korkutup teslim aldılar.”

Cemaatçi de yandaşın işine geldiğini düşündüğü şeyler söyleyen muhatabına şu suçlamayı yapıyor: “Erdoğan’ı savunuyorsun çünkü patronlarını vergi silahıyla korkutup teslim aldı.”

Temizlik hârekatı lazım

Uzatmayalım. Zaten bu “ahlaksız yöntemler” hiçbirimizi şaşırtmıyor.
Ordusuna kumpas kuran, en parlak subaylarını “yeğenini pazarlayan” türden gizli tanıkların önüne atan, ülkenin en birikimli aydınlarına sahte belge tezgâhı kuran bir zihniyetten başka ne beklenir!
Haziran’da başlattığımız Türkiye’yi güzelleştirme hamlesi, işte bu kirleri öncelikle temizleyecek. Yoksa pislikten boğulacağız!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.