banner863

Akdeniz’de boğulan kim?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

25 Nisan 2016, 13:08

2015 yılı sonlarında ve 2016’nın ilk aylarında hemen hemen her gün gazetelerde, Türkiye’den Yunan adalarına geçmek isterken boğulan Müslüman mültecilerin haberleri yer aldı.
Mart ayının ilk günlerinde televizyonlar, Yunanistan-Makedonya sınırına yığılan onbinlerce mültecinin dramını gözönüne serdi.

Son olarak Mısır’dan İtalya’ya gitmek üzere yola çıkan, çoğunluğu Somali’li 400 kadar mültecinin, botlarının alabora olması sonucu Akdeniz’de boğuldukları haberleri gazetelerde yer aldı.

Suriye, Irak, Afganistan ve Somali başta olmak üzere şeriatçı terörün yerinden yurdundan ettiği insanlar, can güvenliklerinin olacağı ve karınlarının doyacağı bir ülkeye sığınmak umuduyla hayatlarını tehlikeye atıyorlar.

Bu olay bir çok açıdan ele alınabilir. Bir açıdan bakıldığında emperyalist ülkelerin, İslam ülkelerinde yürüttükleri parçala, böl ve yönet politikasının kendilerine yansıyan sonuçları ile yüzyüze kaldıklarını söyleyebiliriz.

Gelişmekte olan dünya ülkelerinde kışkırttıkları terör şimdi kendi metropollerindedir. Hortlatılması için çalıştıkları Ortaçağ hayaleti sadece İslam dünyasını vurmuyor.

Bütün bunlar üzerine epey şey söylenebilir.  Ama biz mülteci dramına İslamcıların iddialarıaçısından bakacağız.
 
Cehennemden kaçanlar

Şeriatçıların etkin oldukları ülkelerde, neden mutlu olan tek bir insan yoktur? Ve bu ülkelerden kaçmak için insanlar, neden sadece kendileri için de değil, en sevdikleri varlıkları olan çocuklarının ölümünü bile göze alabilmektedirler?

Bugünlerde sosyal medyada dolaşan güzel bir tespit var:

‘Müslüman ülkelerde kimileri, kendileri için cenneti istediklerinden dolayı İslamcı oldular. Daha sonra başkalarını da İslamcı yapmak için dünyayı cehenneme çevirdiler.’

İşte insanlar, İslamcıların cehenneme çevirdiği o dünyadan kaçıyorlar.

Bu gerçeğe Müslümanların İslamcılardan kaçışı da diyebiliriz.
 
Sığınılan kucak: Hristiyan Batı ve Laik Türkiye

Bir diğer gerçek şudur: Neden Müslüman ülkelerden kaçan insanlar kendilerine İslamcıyım diyen ülkeleri değil de Hristiyan Batı ülkelerini seçmektedirler.

Suudi Arabistan’a, Kuveyt’e ya da Katar’a sığınan tek bir Müslüman yok. Ama Hristiyan ülkelerine sığınabilmek için ölüm yollarına düşen milyonlar var.

Hristiyan Batı ülkelerinin yanısıra biricik istisna olarak Türkiye var. Şeriatçı terörden kaçan milyonların, Atatürk’ün laik Türkiye’sinde sığınılacak bir kucak bulmaları, üzerinde düşünülmesi gereken bir başka noktadır.

Şimdi İslamcılar, Müslüman ülkeler içindeki o biricik “sığınılan kucağı” da yok etmek için çalışıyorlar.
 
Siyasal İslam’ın intiharı

Sonuç olarak şeriatçılık ya da Siyasal İslam, özellikle son yılların ortaya çıkan tablosu ile birlikte gerçekte intihar etmiştir.

İnsanların kaçmak için çoluk çocuğu ile birlikte ölümü göze aldıkları bir siyasal programın geleceği olamaz.

Siyasal İslam, gericiliğin dünya çapında atağa geçtiği son kırk yıl içinde adım adım güçlendi.

Kimi İslamcı ülkelerin petrol ve doğalgaz zengini olmaları onların şansı değil şansızlığı oldu.

Emperyalist gericiliğin desteği ve petro-dolarların sunduğu olanaklar, bir yandan Suudiler, Kuveyt ve Katar gibi Ortaçağ kalıntısı gericilere hayat verdi. Öte yandan gene emperyalist planlar çerçevesinde IŞİD, El Kaide, Boko Haram gibi terör örgütlerinin ortaya çıkmasını sağladı.

Ama bütün bunlar bir yere kadardır. Müslüman halklar ilanihaye, İslamcıların yarattığı cehennemden kaçmak için ölüm yollarına düşmeyeceklerdir.

Suriye, Irak, Mısır ve Tunus’ta son birkaç yıldır yaşanmakta olan gelişmeler, Siyasal İslam açısından yolun sonuna gelindiğini gösteriyor.

Müslümanlar, İslamcıların dünyalarını cehenneme çevirmelerine artık daha fazla izin vermeyeceklerdir.

Bu açıdan baktığımızda Akdeniz’de boğulanın gerçekte Siyasal İslam olduğunu görürüz.
 
Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.