banner863

AKP güçleniyor mu?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

12 Ağustos 2016, 15:02

Geleneksel CHP tabanı, Alevi yurttaşların ve malum “Sol”un önemli bir kesimi, 15 Temmuz’dan sonra yaşanan gelişmelerin AKP’yi daha da güçlendirdiğini ve “Şeriat tehlikesi”nin daha da güçlendiğini düşünüyor.

7 Ağustos İstanbul mitingi ise bu kesimlerde “paniği” iyice büyütmüş görünüyor...

CHP ve MHP’nin, AKP’nin oyununa geldiklerini, AKP’nin şimdi bütün muhalifleri de peşine taktığını ve karşı konulamaz bir diktatörlüğüne doğru yol aldığını söylüyorlar.
 
İçerde ve dışarda yeni dayanaklar

Unutulan çok önemli bir gerçek var:

15 Temmuz sonrasında herkesin üzerinde birleştiği tespit, Türkiye’nin Batı’dan (ABD’den) uzaklaştığıdır.

Emperyalizm çağında dikta rejimlerinin “Tunç Yasası”dır.  Gelişmekte olan dünya ülkelerinde dikta rejimleri ancak sırtlarını emperyalizme dayayarak var olabilirler.

Emperyalizmle çatışmaya giren bir iktidar ise ayakta kalabilmek için hem içerde hem dışarda yeni müttefikler, yeni “dayanak noktaları” aramak zorundadır.

AKP’nin 15 Temmuz sonrasında içerde ısrarla muhalefet partilerinin desteğine ihtiyaç duyması nasıl bir gelişmenin işaretidir? Dikta rejiminin mi yoksa dışardan gelen tehdide karşı içerde geniş bir mutabakat arayışının mı?

Erdoğan’ın son olarak; Türkiye, Rusya, İran, Irak ve Lübnan’ın bir araya gelerek Suriye konusunda ortak bir çözüm üretmeleri şeklinde görüş belirtmesi de sözünü ettiğimiz zorunluluğun sonucudur.
 
Zorunlulukların AKP’yi getirdiği yer

Gelişmeleri doğru değerlendirmek açısından dikkate değer bir diğer gelişme ise Erdoğan’ın ve AKP’nin, son zamanlarda Atatürk’ü dillerinden düşürmemeleridir.

Binali Yıldırım, eğer konuşmasında Nazım Hikmet’e, Ahmet Arif’e göndermeler yapmak ihtiyacı duyuyorsa bu da bir işarettir.

“Türk Milleti” ve “Vatan” kavramları şimdi AKP’lilerin konuşma dilinde en revaçta olan sözcüklerdir.

Bütün bunlar şu çarpıcı gerçeğin ifadesidir:

Erdoğan ve AKP, gelinen aşamada ancak Atatürk’ün arkasına geçerek veya Türk Milleti, Türk bayrağı ve Vatan kavramlarına sarılarak ayakta kalabileceklerini hesaplamakta ve ona göre hareket etmek ihtiyacını duymaktadırlar.
 
Güven duymak

AKP iktidarının PKK’nın üzerine gitmesi, FETÖ’cü çeteyi tasfiye yolunda attığı adımlar, İran ve Rusya’dan başlayarak komşularımızla ilişkileri düzeltmesi halkımız tarafından olumlu karşılanıyor ve destekleniyor.

Ama öte yandan AKP iktidarı,bugüne kadar yaptığı her hamlenin bir adım sonrasını hesaplayamayan bir iktidar olarak hafızalara kazınmıştır. ABD’nin BOP eşbaşkanlığı,  PKK ile açılım politikası, FETÖ ile koalisyon ortaklığı, Ergenekon ve

Balyoz tertipleriyle Türk Ordusu’na yapılan operasyon, Suriye’deki terör çetelerine yardım ve yataklığın Türkiye’ye çıkardığı fatura vb. vb.

Bütün bunlar bütün milletimizin gözü önünde gerçekleşti.

Son olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komuta birliğini bozmayı hedefleyen KHK da böyle bir hamledir. Halkımız Yenikapı mitinginde en büyük tezahüratı Genelkurmay Başkanı’na yaparak bir anlamda Hükümetin TSK ile ilgili kararname atağına cevap vermiş oldu.

Halkımız yanlıştan dönüşe sevinir ama sürekli yanlış yapan bir iktidara da güven duymaz.

Bütün bunlara rağmen kamuoyu yoklamalarında AKP neden hala yüzde 50’lerde görünmektedir?

Çünkü karşısındaki muhalefet AKP’den daha beter, daha güven vermez durumdadır. Ve AKP’nin en büyük şansı budur. Millet kötünün iyisini seçmektedir.
 
AKP güçlenmiyor, zayıflıyor

Bugünün Türkiye’si ile ilgili olarak yapılabilecek en önemli tespit, halkımızın Cumhuriyet tarihinin en büyük arayışı içinde olduğudur. Sadece CHP, MHP ve HDP seçmeni açısından değil, AKP seçmeni açısından da durum budur.

Büyük arayış, iktidar alternatifi olacak yeni seçeneğin ortaya çıkması açısından iklimin uygun olduğu anlamına gelir.

Bu durum aynı zamanda şu gerçeği getirir, önümüze koyar. Güven verici bir alternatif ortaya çıktığı gün AKP’nin başaşağı gidişi başlayacaktır.

Yani AKP düne göre daha güçlü durumda değil, aksine daha zayıf durumdadır. Bugün içerde ve dışarda uygulamak zorunda kaldığı program, kendisinin yıllardır uygulamaya çalıştığı program değildir.

İçerde bölücü terörün ve irticanın üzerine gitmenin, dışarda bölge merkezli dış politikanın sahipleri vardır ve bu program uygulandığı zaman gelişecek olan o programın asıl sahipleri olacaktır.

Bütün bu veriler Türkiye’nin bir dikta rejimine gidişinin işaretleri olamaz. Tam tersine bütün farklı kesimleri ile birlikte Millet ve Vatan olgularının yeniden öne çıkması, demokrasi açısından koşulların olgunlaşacağı anlamına gelir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.