AKP hizadan çıktı mı?


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

19 Eylül 2014, 13:10

Günlerdir işliyoruz: Obama’nın açıkladığı IŞİD stratejisine AKP’nin ne “tam desteği” var, ne de toptan bir karşı çıkışı...

Dolayısıyla “tam destek” olmadığına bakarak ne AKP’nin hizadan çıktığı saptanabilir ne de “toptan bir karşı çıkış” olmadığına bakarak Türkiye’nin direnmediği söylenebilir...

Ve Wall Street Jornall’ın “Ankara ile ABD’nin artık müttefik olmadığı” anafikirli yazısı da tek başına bir yönelim ifade etmez. Zira “eksen kayması” tartışmaları sırasında da ABD’nin etkili yayın organlarında buna benzer pek çok yorum çıkmış ama son tahlilde AKP’nin konumu değişmemişti!

Kaldı ki ABD’nin Ankara Maslahatgüzerı Ross Wilson da WSJ’nin yorumunu “saçmalık” olarak niteledi ve üstelik şu önemli esasa dikkat çekti: “ABD dış politikasını yapan Amerikan basını

değildir.”

ABD KONGRESİ’NDEKİ BÖLÜNME


AKP’nin, biraz da TSK’nin basıncıyla, Obama’nın IŞİD planına belli noktalarda itiraz ediyor oluşu, ABD’nin hizasından çıktığına işaret etmez.

Zira ABD Kongresi’nin Temsilciler Meclisi kanadının çoğunluğu da bu plana itiraz ediyor, fakat yine de “kötünün iyisi” diyerek, yaklaşık üçte ikinin çoğunluğuyla onaylıyor.

Sonuçlar aydınlatıcıdır: Obama’nın “IŞİD’e karşı ‘seçilmiş’ ılımlı muhaliflere silah ve eğitim desteği” isteyen planına 273 kişi evet, 156 kişi de hayır oyu verdi.

Üstelik ayrım cumhuriyetçi ve demokratlar şeklinde de değil. Hayır diyenlerin 85’i demokrat, 71’i cumhuriyetçi...

Obama’nın planına evet diyen demokratların çoğunluğu, planı “kötünün iyisi” olarak gördükleri için onayladıklarını söylüyorlar.

Ya itiraz edenler?

Hayır diyen demokratlar, “yeniden Ortadoğu’ya çekildikleri” için plana karşı çıkıyorlar. Hayır diyen cumhuriyetçiler ise “az çalışılmış” ve “yetersiz” buldukları için plana karşı çıkıyorlar.

Hayırcı demokrat ve cumhuriyetçilerin ortaklaştıkları görüşlerin başında ise birincisi silahların yanlış ellere gidebileceği endişesi, ikincisi de operasyonların toplam maliyetinin bütçede yaratacağı sıkıntı geliyor.

Şimdi bu tabloya bakarak, ABD Kongresi’nin bir bölümü hizadan çıktı diyebilir miyiz?

CİDDE’NİN PERDE ARKASI


Obama’nın bir plan açıklamak zorunda kalmasından bu yana Ortadoğu’daki her devlet, planın avantajlarından daha çok yararlanmak ve dezavantajlarına daha az maruz kalabilmek için politika yapıyor.

Burada anahtar rolü olanlar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’dır. Üç devlet de ABD’nin “az çalışılmış” planını kendi çıkarlarına uygun hale getirmeye çalışıyorlar, daha fazla pay kapmaya çalışıyorlar.

Suriye’de ortak olan Türkiye ile Suudi Arabistan’ın, Mısır’da nasıl karşıt pozisyonlarda olabildikleri, bu meseleyi anlayabilmek için anahtar önemdedir!

Bu Cidde’de neden imza atılmadığını ve fakat üç gün sonra neden Paris’te imza atılabildiğini de açıklamaktadır.

Gerçekte Türkiye ABD planına askeri destek vermek istmediği için değil, Suudi Arabistan’ın sonuç bildirgesine eklediği şu ifadeden rahatsız olduğu için son anda imza atmamıştır: “IŞİD’in etkin olduğu bölgelerde komşu ülkelerden yabancı uyruklu savaşçıların geçişinin engellenmesi, IŞİD ve şiddet eylemleri gerçekleştiren raikal gruplara yapılan maddi yardımın kesilmesi için gerekli tedbirlerin alınması...”

Suudi Arabistan’ın sonuç bildirgesine IŞİD dışında diğer radikal gruplar ifadesini eklemesi Ankara’yı rahatsız etmiştir. Zira Esad’ı devirme hedefiyle başta Ahrar eş-Şam olmak üzere pek çok grupla yakın temasa geçen Ankara’nın başı, bu ifadeye onayla birlikte belaya girebilecektir.

O nedenle Cidde’de imza atılmamış ama üç gün sonra Paris’te “askeri desteğe” kapı gibi onay verilmiştir!

Kaldı ki o askeri desteğin bir parçası olarak, Ankara zaten “tampon bölge” hazırlığına başlamıştır. Fakat tıpkı yukarıda söylediğimiz gibi, Obama’nın planı “az çalışılmış” olduğu için TSK de burada tampon bölgeyi kendisini avantajlı kılmaya çalışacak şekilde planlamaya gayret etmektedir!

STRATEJİK SÜREÇ DEVAM EDİYOR

Sonuç olarak şu iki şeye dikkat çekmek isteriz:

1. Stratejik süreçlerle taktik süreçler birbirinden farklıdır ve taktik süreç, stratejik sürecin yönelimini değiştirmez.

2. Bir plana “içeriden itiraz etmekle”, o plana karşı “dışarıda konumlanmak” birbirinden çok farklı şeylerdir ve AKP hükümeti planın dışına konumlanmamakta, içeriden itiraz etmektedir!

Dolayıysla AKP hizadan çıkmış değildir.

Hatta bu kapsamda kabaca şöyle bir cepheleşme olduğunu bile söyleyebiliriz: ABD’nin gerçekçileri (Obama) ile AKP Hükümeti bir tarafta, ABD’nin müdahalecileri ile Fethullahçılar diğer tarafta...

WSJ ya da Ricciardone’nin mesajları bu nedenle sadece Ankara’ya değil, daha çok Washington’adır!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.