AKP Suriye'de 'düzeltme' arayışında


Rafet Ballı

Rafet Ballı

26 Eylül 2014, 10:58

İslamcı bir dostum.

Fikirlerine önem veririm. Camiası da öyle bakıyor.

Konuşuruz. Zaman zaman da tartışırız.

***

Bir hafta kadar önce. Yine hafif tertip münakaşadayız.

“Açılım”daki kişisel rolünü eleştirdim: PKK’yı silahlı olarak meşrûlaştırdınız.

“Silah” vurgumun rahatsız ettiğini biliyordum. Daha önce de konuşmuştuk.

***

Beklemediğim bir paralellik kurdu:

“Biz sizin Bekaa’yı niye gittiğinizi anlamaya çalıştık.”

“Örgütü bu tarafa çekmek için diye düşündük.”

Kastettiği benim Öcalan’la söyleşilerim değildi.

Doğu Perinçek’in röportaja gidişiydi.

***

Örneklemeye devam etti: “Devlet orman yakıyor, diye manşet attınız.”

Haberi savundum.

O yine “suçlama” peşinde değildi.

“Düşündük. Kürtlerin gönlünü kazanmak istiyorlar.”

***

“Açılım”la bağlantısı neydi?

Cevap ürkütücüydü:

“Farkında değil misiniz? Devlet dağılmanın eşiğinde.”

Damarına basıyorum: Eserinizdir, övünebilirsiniz!

Polemikte isteksiz.

“Bakınız, ‘parçalanma’ demiyorum. Dağılıyoruz.”

Ona göre: Açılım, dağılmanın panzehiri!

Gerisi? Ayrı bir tartışma konusu.

***

Muhatabım, bazı çevreleri etkiler.

Neredeyse 30 yıldır tanışırız.

Ağzından “dağılma” hiç çıkmamıştır.

Sözünün nereye varacağını da bilir.

Kaydetmenizi tavsiye ederim: İslamcı ve düşünen bir çevredeki algı artık böyle.

***

Başka bir İslamcı. Birkaç gün önce tespitlerini aktarmıştım.

Söyledim: Ciddidir.

Karar vericilerle bağlantısı vardır.

Söyledikleri, “dağılma” endişesini tamamlıyor.

***

ABD’nin Suriye’de IŞİD’i vurmasından önceydi.

Anlattıkları:

“AKP üst düzeyinde yaygın tartışmalar var.”

“İki konuda kafalar karışık. Açılım ve Suriye politikası.”

“Bölgenin PKK’ya terk edilmesine karşı çıkılıyor.”

“Suriye politikasında değişiklik isteniyor.”

Anlaşılan: ABD’nin bölgeye tekrar abanması AKP’yi ürkütmüş.

***

Biraz açmak lazım.

Soruyorum: Erdoğan ve Davutoğlu arasında farklılık mı var?

“Bu aşamada yok. Fakat gelişmeler çok karmaşık.”

“Olaylar ikiliyi karşı karşıya getirebilir.”

Söylediklerinden, Davutoğlu’nun inisiyatif kazandığını anlıyorum.

***

Soruyorum: Erdoğan ve Davutoğlu? Hangisi Batıya daha bağımlı, mecbur?

Bir konunun altını çiziyor: “Davutoğlu’nun akçeli işlerde açığı yoktur.”

İlginçtir: Başka İslamcı mahfillerde de vurgu buraya.

Uyarayım: “Akçeli” temizlikten “milli”liğe sıçratma erkendir.

***

AKP’deki kafa karışıklığı Erdoğan’ın BM seyahatine yansıdı.

Erdoğan Ankara’dan uzaklaştıkça Amerikanca vurguları öne çıkardı.

Ankara’da kalanlara yeni bir iş çıktı: Erdoğan’ı tevil etmek.

***

Özellikle Yalçın Akdoğan tevilde fazla mesai yaptı.

“Sonrasının da görülmesi ve planlanması lazım. Türkiye maceralara atılmaz” (Vatan, 23 Eylül).

“Türkiye’yi psikolojik harekatlarla bir yere itmeye veya bir şey yaptırmaya çalışıyorlar (AA, 24 Eylül).

İslamcı kaynağımın notu:

“Akdoğan açılımda temkinli. Suriye’de politika değişikliğine yakındır.”

Rafet Ballı
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.