Alkışlar taraftara; Tebrikler Çarşı


Umut Tezerer

Umut Tezerer

01 Ekim 2015, 22:13

Gidip, yerinde izlediğim her maçı buradan yazmaya çalışıyorum. Gidemediğim, televizyon ya da internetten izlediğim maçları yazmak ise bana biraz yavan geliyor. İnanın statta izlenen maçın yarattığı duygu ve verdiği haz hepsinden farklı oluyor. Kolektif oynanan bir spor olan futbol bence birlikte seyredilince daha güzel oluyor ve daha çok zevk veriyor.

Son olarak Beşiktaş - Sporting Lizbon maçını Olimpiyat Stadı’nda seyrettim. Maç ile ilgili izlenimlerimi yazmadan önce şunu belirtmeden edemeyeceğim; Gerek Beşiktaş maçlarında Olimpiyat Stadı’na, gerekse Galatasaray maçlarında Türk Telekom Arena’ya ulaşım büyük çile! Yaşanan tam bir rezalet. Sefer sayılarının maç geceleri arttırılması çok zor olmayacaktır, sanırım. Sonuçta kimse bedava yolculuk etmiyor. Herkes parasını ödeyip metroyu, metrobüsü kullanıyor. Ve, herkes insan gibi seyahat edeceği bir ulaşımı hak ediyor.

Bu, İstanbul’u yönetenlere bir sitem, bir sesleniştir. Emin olun; toplu taşımada günün hemen hemen her saati ‘balık istifi’ yolculuk eden İstanbullular bu durumu biraz kanıksamış olsa da özellikle maç geceleri yaşanan izdiham herkesi çileden çıkarıyor ve tüm istasyonlarda siz yöneticilerin kulağını çınlatacak türden bir sürü cümle kuruluyor. Hoş değil…

Beşiktaş Necip ile başlamamalı

Gelelim maça… Beşiktaş’ın ilk yarıyı mağlup kapatmasının tek nedeni Şenol Hoca’nın Oğuzhan yerine Necip ile saha çıkması. Necip’in sahayı yatay kullanan ve geriye dönük oyun anlayışı bir türlü değişmiyor. Hoş değişmesine gerek yok ancak bu tarz bir futbol, örneğin Beşiktaş’ın saha ya da skor avantajını koruması gereken dakikalarda işe yarar gibi duruyor. Necip böylesi durumlarda yapılacak değişiklikler açısından ilk 18’de olmalı ama ilk 11’de değil. Oğuzhan’ın oyuna girmesiyle ikinci devre Beşiktaş’ın maça ağırlığını koyması ve golü bulması bence bunun en net kanıtını oluşturuyor. Necip ile oyuna başlayan Beşiktaş maalesef gol bulmakta zorlanıyor.

“Beck’ten, bek olmaz”

Beşiktaş’ın golünün hazırlanmasında Beck’in katkısı yadsınamaz. Ancak “Beck’ten Beşiktaş’a bek olmaz”. Tırnak içi yazıyorum bu cümleyi çünkü, emin olun devre arasında basın tribününde Beck’in ilk yarı performansı aynen böyle değerlendiriliyordu. Ligin daha başında olmamız sebebiyle belki erken bir değerlendirme ancak ilk yarıda Beck’in oynadığı futbolun yarattığı intibaa bu. Beck’in baş mevkii sağ bek olarak biliniyor. Yan mevki olarak ise orta saha sağ görünüyor. Ki, Beşiktaş’ın golünde ileri hızla çıkan ve topu taşıyan bir Beck vardı. Bu açıdan oarta saha da görev alan bir Beck takıma daha faydalı olabilir. Zaten sağ bek mevki Serdar Kurtuluş ile boş da kalmayacaktır.

Dün akşam Galatasaray, bu akşam Beşiktaş ve Fenerbahçe Avrupa arenasında çıktığı maçlarda rakiplerinden 1 puan aldı ya da diğer bir ifade ile rakiplerine 1 puan kaptırdı. Şu an için 1 puan cepte görünüyor. Ancak 1 puan her ne kadar cepte de olsa temsilcilerimizin oynadıkları futbol gözönüne alındığında maalesef ilerisi için çok yeterli olamayacak gibi duruyor.

Hatice değil, netice istiyoruz

Avrupa arenasında bir süredir malesef başarı elde edemiyoruz. Hatırladığım kadarıyla en son Fenerbahçe 2012-2013 sezonunda UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı. Aynı yıl Galatasaray da Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalde Real Madrid ile karşılaştı. Tabi bunlar “Hatice”. “Netice”ye bakarsak kayda değer tek başarımız Galatasaray’ın 1999-2000 sezonunda önce UEFA, ardından da UEFA Süper Kupayı şampiyon olarak kaldırması. Şimdi, başta kurduğumuz cümleyi daha net ifade edelim: Türk takımlarının son 15 yıldır Avrupa kupalarında çeyrek final ya da yarı final oynamanın dışında herhangi bir şampiyonluğu yok!

 

Bu arada belirteyim; Milli Takım olarak Avrupa ve Dünya Kupası’nda elde edilen 3.’lükleri yukarıdaki değerlendirmenin dışında tutuyorum. Ki, bence bu başarılar da tıpkı 15 yıl önce Galatasaray’ın UEFA’da gösterdiği başarı gibi aynı kökten besleniyor. Neyse, bunu başka bir yazıda ele alırız.

Yine hayıflanmayayım dedim ama maalesef olmuyor. İnsan üzülüyor. Daha önce de yazmıştım; Biz de iyi futbol seyretmek, takımlarımızın başarısıyla gurur duymak, sadece tribünlerde çıkan sesimizi, gerçekten Avrupa’da da duyurmak istiyoruz (İlgili yazı için tıklayınız). Türk futbol seyircisi samimi futbol sevgisi, dinmeyen coşkusu, desibel rekorları kıran desteği ile bunu haydi haydi hakediyor. Hele ki Beşiktaş taraftarı.

Bu akşam ki maçı yazarken taraftardan bahsetmezsek olmaz. Hafta içi, iş günü İstanbul’un en ücra noktalarından bir yerde olan Olimpiyat Stadı’na, yazının başında tarif ettiğimiz şekilde, binbir zahmetle gelen binlerce Beşiktaş taraftarını alkışlamazsak olmaz. Beşiktaş tribünleri bu akşam Sporting Lizbon karşısında takımı 90 dakika kesintisiz destekledi. Yaptıkları tezahüratlara stada getirdikleri 180 davul da eşlik etti. Onlar maç sonunda berabere kalan Beşiktaşı alkışladı, biz de yazımızın sonunda onları alkışlayalım: Tebrikler Beşiktaş taraftarı, tebrikler Çarşı.

Umut Tezerer/ Olimpiyat Stadı – İstanbul
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bülent Ünal - 1 yıl önce
Bir Beşiktaş lı olarak bu ulaşım sorunumuz VODAFONE ARENA açıldığında bitecek,peki açılana kadar ne yapacağız dersen bunun çaresini Kadir Topbaş bulacak.Tabi parasal gücün kuvvetli olacak maç saatlerine yakın sefer saatlerinde hattı satın alıp taraftarı stada kadar metro ile taşıyacaksın.Maça gelince maçta da konuştuğumuz gibi liğin başından beri kendini kanıtlamış bir Oğuzhan niye olmaz Necip olur bunu cevabını Şenol Güneş vermiştir herhalde.İnşAllah bir daha böyle hataya düşmez.Bundan sonra yolun açık olsun BEŞİKTAŞ Olimpiyat yolunu ŞAMPİYONLUK YOLU olarak kullanmaya devam edelim...