Alnındaki ışığı silen adam/ Fazıl Say'ın Piyanosu


Yener Oruç

Yener Oruç

02 Haziran 2015, 20:48

 Fazıl Say oy vereceği ve verdireceği partileri açıklamış. “HDP barajı geçmelidir, “ diye yazıvermiş. ”18 milyon Kürt vatandaşımızı kim temsil edecek?’ diye sormuş. Oyunu CHP’ye verecek biri olarak “Müzisyen siyasete karışmasın” diyorsunuz da dostlarım, o zaman diğer tüm mesleklerdeki herkesin de siyasete karışmaması gerekmiyor mu?” diye doğruya yakın bir şey söylemiş.
Aklı başında kimse hele ki Kemalist anlayış sanatçının siyasete girmesini karşı değildir. Üstelik Atatürk teşvik de eder. Siyasete katılmayı reddeden Dr. Burhanettin Onat’a “Ne demek; memlekette o kadar münevver (aydın) bolluğu mu var? Sen doktorsun yalnız doktorluğunla uğraş; o bir hukukçudur yalnız avukatlığıyla, hâkimliğiyle uğraşsın; böyle şey olur mu!” diyerek tavrını belli etmiştir.
“Sanatkâr, cemiyette uzun ceht (çaba) ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.” diyerek aydınların ön cephesine yerleştirdiği sanatçının siyasete ilk safta yer tutmasını isteyeceği açık ve sabittir.
Fazıl Say’ı izleyenlerin büyük çoğunluğu Kemalist çizgide; bu hususu mutlaka biliyorlardır. Say’a uyarıları belki de henüz ışığı ilk hissetmek adına olgunlaşma sürecinde yeterli olmadığına nazik bir uyarı olsa gerek. Çünkü o ışığı ilk hissedenlerin “Can Dündar’ın bugünkü konumuna mı düşelim?” diye bir kaygısı olmaz. Çünkü bu ülkeden bir Nazım’lar , Pir Sultan Abdallar geçmiştir...
Alnında olması gereken o ışıkla bilmesi gerekir ki “Savaşta yağan mermi yağmuru, o yağmurdan ürkmeyenleri ürkenlerden daha az ıslatır.” Atatürk’ün bu sözüne itibar etmeden “Hepiniz mebus olabilirsiniz. Vekil, olabilirsiniz hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız” sözünü de hak edemezsiniz.
Piyano tuşları abaküs değildir. Sanatçı matematiğiyle değil, ruhuyla konuşur. Kendisinin CHP’ye oy vereceğini söyleyip, başkalarını HDP’yi desteklemesini söylemek detone bir haldir. Fazıl Say, matematikle düşünmeyi öneriyor. Ama CHP’ne oy vereceğini söyleyip, HDP’de başkalarının oyunu toplayan matematiğinde vatan bölünüyor farkında mı!
Baraj için HDP’nin eksiği %1 olsun diyelim. Bu güdülemenin bir kontrol mekanizması mı var? Güdülemenin hangi oranda kalacağı şüpheli. Buradaki fazlalık ilk olarak oy vereceği partiyi vurmaz mı? Bu matematiğin yürekle değil, güdülemeyle oluşturulan bir parlamento anlamı taşıdığı kadar yapılabilecek seçim hilesine de zemin ya da kışkırtma alanı olabileceği neden düşünülmemektedir? Şimdiden” barajı geçemezsek vay halinize” tehdidinin aranacağı adres artmış gösterilen anketler kadar bu güdülemelerdir de .


Fazıl Say,“18 milyon Kürt vatandaşımızı kim temsil edecek?” sorusuyla etnik kimlikli siyaset adına hangi piyanonun tuşlarına vurduğunun farkında mı? Hoş oy vereceği adres de farkında değil. CHP, HDP’nin barajı geçmesi için yanıp, tutuşmadı mı?
“Kürtleri kim savunacak?” diye sormak çok acı. Kürtleri Kürtler savunursa ne olur, nasıl bir bölünme cümlesidir bu farkında mı?
Herkesi savunacak olan “Kürt de biziz, Türk de biziz.” diyen ulusalcı görüştür. “Kürtleri kim savunacak” dediğinizde; iki milliyeti birbirine yabancılaştırır, milleti bölersiniz. Yerde kalan şehit kanları üzerinden esecek rüzgâr her an iç savaş rüzgârlarına dönüşebilir.
HDP’ye terörist diyenlere hak verip sonra CHP’nin güneydoğudaki oyunun %4 olmasını tartışmak güneydoğudaki namlu izli oyları görmemek, medya üzerinden güdülememeleri tanımlayamamaktır. .
Bir zamanların SHP’lisi Asaf Savaş Akad’ın sunumuyla Kadıköy SHP İlçe’de Güneydoğu Raporu sunulduğunda bir Türk Raporunun da gerektiğini ifade etmiştim. Çünkü “ Altı Ok” bütünleştiriciliğinin olmadığı ekonomisi sosyolojisi yetersiz etnik siyasete prim vermek kabilindendi. Güzeldi ama yetersizdi. En büyük yetersizliği Türkleri görememekti. Hala görememekte CHP. Çünkü anayasadan Türk kavramının silinmesine duyarsız.
Siz Türkiye Cumhuriyetini kuran bir partinin devamı olarak Türk adına sahip çıkamazken Kürt adına nasıl sahip çıkacağınız kanaatini verirsiniz? işte bu noktada SHP döneminde Güneydoğu Raporuna rağmen kuşkusuz diğer nedenlerle de olmak üzere CHP %4’e mahkum olmuştur.
Önceki yazılarımda bir örnek vermiştim. CHP’nin oy kazanamamasını kan kaybına benzetip, önceliğin kanamayı saptamak, damarı bağlamakken bu yapılmadan kan nakli reçete edildiğini üstelik verilen kanın da yanlış gruplardan olduğunu, tehlikeli allerjik reaksiyonların kaçınılmazlığını; vazgeçilmemesi halinin tehlikeli bir sona davetiye çıkartmak olduğunu ifade etmiştim.
Y-CHP yönetimi bu bünye ile koalisyon ortaklığı hevesinde. Kemalist damarı olmayan AKP’ye de HDP’ye de açık. Bu tür bir koalisyon o tehlikeli sonun partiden Türkiye Cumhuriyetine sıçraması demektir.
CHP’liler, “ Altı Ok”un partileri kadar Türkiye Cumhuriyetinin DNA’sı olduğunun farkında olmak zorundadır. Bu farkındalıkla hareket eden Kemalistleri bagajdaki ağırlık olarak tanımlayan Murat Özçelik gibi düşünenleri, adaylığının sözde Ermeni soykırımının 100. yılına simgesel anlam taşıdığını söyleyenleriyle, soykırımla yüzleşelim pankartının arkasında yer alanları, Atatürk’e kefere diyenleri kontenjandan meclise taşıyan, Kemal Derviş’ten medet uman Dersimli Kemallere o DNA’nın tahrip göreceği açıktır. Muhalefetteyken ilkeleri adına taviz verenler koalisyonda olduklarında taviz kesesini ağzına kadar açacaklarına emin olabiliriz. Çünkü küresel bir harekete eklemiş haldedirler.
Fazıl Say bu işin bir parçası olduğunun farkında mı? Siyasette düz matematiğin çok doğru olmadığını biliyor mu? Barajı aşmış bir HDP’nin artmış sandalyeleriyle beyaz tuşları AKP, siyah tuşları HDP olan bir piyona olup yeni Anayasa’nın namelerini çalacağını bilmek zorunda. İşte o zaman korkuları gerçek olur.
Fazıl Say bir daha düşünmek zorundadır. Barajı geçsin dediği HDP Haziran eylemlerinde (S.S.Önder’in nümayişi hariç ) tutumu nereden nereye geldi ! Bir baksın. Kumpaslar kurulurken çorbada tuzuyla da HDP’yi bir daha değerlendirmelidir. Silivri zindanlarının duvarlarını kim yıktı diye düşünmelidir. “HDP kendi çıkarları yerine getirilirse AKP ile koalisyon yapar” düşüncesine hak verip, realite bu demekle haklı olunmaz. Sadece gündem tutmak adına satırlar olur.
Son sözüm benim gibi gerçek Altı Ok bilincinde CHP’li olanlara. Fazıl Say gibi mi düşünüyorsunuz? Yine kerhen mi oy kullanacaksınız? Yoksa HDP’nin baraj geçsin diyen Genel Merkez’e itibarla HDP’ye mi oy vereceksiniz?
Bu yönetimiyle CHP’nin, Vatan Partisinin çıkışlarıyla gemi azıya vurduramadığının farkında mısınız? Vatan Partisinin “Altı Ok “ adına CHP için bir kök hücre istasyonu olduğunun farkında mısınız? Andımıza sahip çıkılmayınca Ekmeleddin İhsanoğlu’na muhtaç kalındığını hatırlayınız. Birleşme önerilerini peşinen ret ederek birleşme yolunu tıkayanların her halde kimseyi oy bölmekle suçlaması itibar edilecek bir görüş değildir. Kimse partilisini futbol taraftarı gibi algılayamaz ve “tıpış tıpış “ oy verdiremez.
Bilmem oyumu açıklamaya gerek var mı? Siyaset gidişata göre değil, ideolojiye göre yapılır. Haydi, alnımıza ışık düşürmeye.

Yener Oruç
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Filiz Eyüboğlu - 2 yıl önce
nefis bir yazı herkes okumalı