Amerikan oyunu


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

15 Şubat 2017, 15:25

Adı, Abdullah Soylu…

Guraba Der adında bir yayınevinin etrafında toplanan, IŞİD’e yakın çevrelerce “ılımlı” bulunan Selefilere dersler veriyor. AKP’ye oy vermenin kutsal bir görev olduğunu anlatıyor. Ama konumuz başka…

Bir sohbette buna soruyorlar, “Abdullah Muhaysini kimdir?” Suriye’de rejime karşı savaşan cihatçı sünni gruplardan Fetih Ordusu’nun bu Suudi kökenli önemli ismini çokça övdükten sonra, “Sesi çok güzel bir imam olan babası Muhammed Muhaysini’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından çok sevildiğini ve Başbakanlığı sırasında Mekke’de Kral Faysal ödülünü aldığı esnada Muhaysini ile tanıştıklarını, Erdoğan’ın Muhaysini’nin evine kadar gittiğini” anlatıyor… (https://www.youtube.com/watch?v=H48uX_Wh9Og)

Başlayabiliriz…

İmamlığı bıraktıktan sonra ticarete başlayan ve kısa bir zamanda çok zengin olan Muhammed Muhaysini’nin oğlu Abdullah Muhaysini İslam hukuku doktorası yapmış bir şeyh. Youtube’daki kanalında sıkça Türkiye’ye hitap eden videolar yayınlıyor. Cihatçı çevrelerde çok tanınıyor. El Nusra, Ahraruş Şam, Cund El Aksa gibi cihatçı grupların oluşturduğu Fetih Ordusu’nun şer-i lideri.
Irak’ta IŞİD ile yakın bağları vardı ama Suriye’deki muhalif Sünni grupların birleşmesi konusunda yaşadığı fikir ayrılıklarından dolayı yolları ayrıldı. O da tıpkı, Cübbeli Ahmet gibi IŞİD’in Haricilerin devamı olduğunu savunuyor.

Servetini Suriye’de savaşmak için kullanıyor, kimi, çevrelere göre yeni Usame Bin Ladin… Ve bütün muhalif Sünni grupları Ahraruş Şam lideri Ebu Cabir’in önderliğinde toplamaya çalışan kişi… Bir Sünni ordusu kurmaya çalışıyorlar…

Buraya tekrar döneceğiz. Şimdi ABD cephesinden devam edelim.
 
ÜÇ HAVUÇ TAKTİĞİ

ABD’nin 15 Temmuz ihanetindeki rolü konusunda herkesin kafası netti. Hatta o gece İncirlik kuşatılmış, sonrasında NATO üyeliği bile sorgulanmaya başlanmıştı. Ama…

Bahçeli’nin Başkanlık meselesini Türkiye’nin başına sarmasından sonra, Trump-Erdoğan arasındaki telefon görüşmesi, CIA başkanının koşarak gelişi ve hemen arkasından yaşanan bazı gelişmeler… Ortaya çıkan şey şu, ABD Tayyip Erdoğan’a yeniden BOP eşbaşkanlığı yapması için bazı şeyler teklif ediyor. Fakat bu tekliflerin her biri Türkiye için göstermelik getirilerinin karşılığında büyük kayıpları da barındırıyor.

1. Güvenli Bölgeler ve Yeniden PKK Açılımı

ABD’nin ilk teklifi güvenli bölgeler. Hesap şu, PYD kontrolündeki bölgelerde “güvenli bölge” adı altında otonom bir PKK devletçiği kurmak. Yeni otonom bölgeyi kuvvetlendirmek için kaçınılmaz olarak Menbiç’teki PYD kuvvetlerini ve ABD birliklerini de geri çekmesi, Türkiye cephesinde AKP’nin “Menbiç zaferi” olarak sunulmaya ve referandumda oya tahvil edilmeye çok müsait. ABD ile birlikte Rakka operasyonu yapmanın bedeli bu olacak…
Diğer güvenli bölge ise Fırat Kalkanı ile Türkiye’nin kontrolünde olan bölgeler. Bugün Akdeniz’e uzanan bir koridor kurulmasına engel olan bu bölgelerin durumu da zamana yayılmış olacak.
Böylece ABD hem kazanımlarından vazgeçmemiş olacak, hem PYD bölgesine kuvvet kaydıracak, hem de Türkiye’nin gözünü boyamış olacak. Bir sonraki adımın Cevat Öneş’in CNN ekranlarında sevinçle ilan ettiği yeniden PKK açılımı olması, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik’in “Türkiye Fırat’ın doğusunda kalan PKK’ya dokunmaz” şeklindeki açıklamasıyla da doğrulanmış oluyor.

2. Sünni Blokun Kontrolü ya da “Milli Ordu”

CIA Başkanının ziyaretinden sonra hemen Bahreyn’e giden Tayyip Erdoğan orada bir “Milli Ordu”dan söz etti. Eski Milli Savunma Bakanlarından Barlas Doğu’nun bir uyarısı dikkatime takıldı: O konuşmada yapılan simültane çeviride “milli ordu” nasıl ifade edildi?

Türkiye’de anlaşıldığından çok farklı bir anlama geliyor.

Bu bir Sünni-İslam ordusu...

Suudi Arabistan öncülüğünde 2016 yılı yaz aylarında kurulan “teröre karşı İslam ittifakı” ordusuna Türkiye dâhil 34 Sünni-İslam ülkesi katıldı. İran, Irak ve Suriye’nin bulunmadığı bu ittifak hakkında yandaş basında “Osmanlı’dan sonra ilk kez” vurgusuyla verilen haberlerin ortak noktası bu birliğin, İran ve Rusya’nın bölgedeki etkisini kırmak üzere kurulduğu idi…

Suudi kökenli Abdullah Muhaysini ve birleşen Sünni grupların da bu ittifaka dahil olduğunu, bu ittifakın etki alanının Türkiye’nin her yerine dağılmış, hatta Gaziantep gibi sınır illerinde nüfusun neredeyse yarısını oluşturan Suriyeli mültecileri de kapsadığını unutmayalım. Şimdi başa dönüp Suudi-ABD ortaklığıyla Erdoğan’a, Muhaysini ve Sünni grupların kontrolü üzerinden sunulan sultanlığı ve Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik’te Türkiye’ye biçtiği “Küresel sistemin alt bölgesel sistemlerinin kontrolü” görevini hatırlayın…

Böylece Suriye’deki istikrarsızlık da sürdürülecek ve ülke fiilen üç parçaya bölünmüş olacak, İsrail’in güvenliği için İran baskı altına alınacak, bütün bölgede etnik ve mezhepsel ayrışma hızlanacaktır.

3. FETÖ Yargılaması

Tayyip Erdoğan, yaptıkları telefon konuşmasında FETÖ konusunu açtığında, Trump “ABD’de yargılanmasının yollarını arayacağını” söylemişti.

Daha sonra Hüseyin Gülerce’nin “ABD Gülen’i tutuklar veya iade ederse referandumda evet oyları patlar” diye yazması kuşkusuz bir öngörüden daha fazlasını bildiğine işaret ediyor. İade etmesi değil, ama ev hapsi uygulaması ve göstermelik bir yargılama yapması referandum kampanyasına ABD’nin verdiği en büyük destek olacaktır.
 
Bu Kâbus Referandumda Hayır Diyerek Engellenebilir

Bu gelişmeler ışığında Türkiye için kâbus senaryosu şudur: Rusya’nın, Suriye’deki üslerini ve bölgedeki kazanımlarını kaybetmemek için Türkiye’den beklediği adımları bir türlü görememesi karşılığında kendi çıkarlarını ön plana koyması beklenebilir. Suriye anayasasına eklediği “PYD bölgesi için kültürel otonomi” önerisine bu pencereden bakılmalıdır. Suriye’nin de en azından kendi bütünlüğünü korumak için bu otonomiye razı olması da Esad için son çaredir.

Bu durumda, komşularıyla ve Avrasya ülkeleriyle kurduğumuz ilişkinin stratejik boyuta taşınması engellenecek, sınırımızda kurulan bir PKK devletçiğinin ve bir adım sonra sahneye konulacak olan yeni PKK açılımının Türkiye’yi sürükleyeceği kargaşa ve “diktatör” söylemi üzerinden başlatılacak toplumsal kutuplaşma çok ağır bedellere mal olacaktır. Çünkü yanı başımızdaki komşularımızla düşman olarak Türkiye’yi gericilikten de bölücülükten de koruyamayız…

Fakat referandumda hayır çıkması bu kâbus senaryosunu büyük oranda önleyecektir. ABD’nin bölgedeki planlarının bozulması, bölücülük ve gericiliğin bütün besin kaynaklarının kesilmesi, kaçınılmaz olarak bölge güçleriyle stratejik ilişkiler kurulmasıyla sonuçlanacak ve Türkiye batının oyun alanı olmaktan çıkacaktır.

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sibel - 1 hafta önce
"Hayırlısı"olur inşAllah.Teşekkürler verdiğiniz bilgiler için.Anlam veremediğim bazı durumların cevabını öğrenmiş oldum.