banner863

Ankara’daki patlamada “parmak izi” arayanlar


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

18 Mart 2016, 16:03

35 yurttaşımızın hayatını kaybettiği ve yüze yakınının da yaralandığı patlamanın ardından Hükümete yakınlığı ile bilinen Star gazetesi “Parmak izi Putin’in” manşetini attı.

Kasım ayında Suriye’de Rus uçağının düşürülmesinden bu yana İktidar yandaşı basının bir kesimi ısrarla, PKK’nın ardında Rusya ve Esad’ın olduğunu yazıp duruyor.

Bunlara göre Rusya, İran, Esad ve PKK; hepsi Türkiye’ye karşı bir cephe oluşturuyor.

Merasim sokaktaki canlı bombanın ardından failin, Suriye muhaberatı olduğu yönündeki haber ve yorumlar da hatırlardadır.

Bütün bu çabaların, bırakın parmak izini; elleri ayakları ve hatta bütün gövdesi ile Türkiye’ye yönelik bölücü terörün arkasında olan ABD varlığını gizlemeye yönelik olduğu açıktır.
 
Rusya’nın tavrı

Rusya en azından son yirmi yıldır Türkiye’ye yönelik terörün karşısında yer aldı. Teröre karşı mücadelede Türkiye ile birlikte hareket etti. Hiç kimse, bunun aksine tek bir kanıt gösteremez.

Öte yandan savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesinin ardından Rusya’nın bir tavır değişikliğine gittiği de bir gerçektir.

Bu tavır değişikliğini özetle; “Madem Türkiye benim canımı yaktı ve özür dilemiyor biraz da onun canı yansın” şeklinde özetleyebiliriz. Böylece PKK’ya bir manevra alanı açıldığını da söyleyebiliriz.

Rusya’nın tavır değişikliği, sonuçta kendisinin de zarar göreceği bir dar görüşlülüğün ifadesidir. Çünkü, izlediği politikayla alan açtığı PKK, en büyük rakibi ABD’nin enstrümanıdır.

Ve bu gerçek PKK’ya verilen “rüşvetlerle” değişmez.
 
Parmak izi değil ABD’nin bütün gövdesi

Tayyip Erdoğan, 16 Mart 2016 günü TİKA toplantısında “Türkiye’ye yönelik bölücü terörün arkasında Batı vardır” derken nihayet, bağıra bağıra “kör gözüm parmağına” diyen gerçeği dile getirdi.

24 Temmuz’dan bu yana bütün sıcaklığı ile yaşamakta olduğumuz Vatan Savaşı Tayyip Erdoğan’a en sonunda bu cümleyi kurdurmuştur.

Gerçek şudur:

ABD, 1. Körfez Savaşı’ndan bu yana PKK’yı doğrudan desteklemektedir. Abdullah Öcalan İmralı yargılama sürecinde bu gerçeği itiraf etti.

ABD, 2003 yılında Irak’ı işgal ettikten sonra PKK eliyle iki yeni “örgüt”ün kuruluşunu gerçekleştirdi.  Suriye’ye karşı PYD, İran’a karşı PJAK. Çünkü İran ve Suriye; Irak’tan sonra ABD’nin hedefinde olan ülkelerdi.

2003’ten sonra ABD’nin PKK ile olan ilişkisi artık gizli değildir. PKK, para ve silah olarak “Büyük Müttefikimiz” tarafından sürekli olarak desteklendi.

Oslo görüşmelerinde PKK’nın ısrarlı talebi üzerine üçüncü taraf olarak yer alan da ABD’dir.

Hatırlanacaktır. PKK’nın IŞİD karşısında ağır bir yenilgiye uğraması ABD uçaklarının yoğun bombardımanı, büyük silah desteği ve ABD’li askerlerin savaşta PKK saflarında fiilen yer almasıyla önlenebilmiştir.

ABD ile PKK arasındaki işbirliği, Suriye’deki PKK bölgesinde üç ayrı askeri üs kurmaya kadar varmıştır.

Silopi’de PKK’lılara ait bir evde ele geçen İHA (insansız Hava Aracı), AB- PKK işbirliğinin vardığı boyutu gösteriyor.

ABD’nin Kürt uzmanları Henry Barkey, Edelman, Abromovitz; Türkiye’yi tehdit ederler, arkasından bombalar patlar.

ABD Dışişleri yetkilisi  “görüşmelerden sonuç çıkmazsa B Planı devreye girer, Suriye üç federe bölgeye ayrılır” diye açıklama yapar; bir hafta sonra PYD “Kuzey Suriye federasyonunu kurduğunu” ilan eder.

Bütün bu gerçeklere rağmen AKP içinden birileri hala patlayan PKK bombalarında Putin’in parmak izi olduğunu söyler.
 
İktidarın kaçamayacağı tercih

Çok açıktır ki bu zatlar Güneşi balçıkla sıvamaya çalışmaktadırlar. Ama Güneş, balçıkla sıvanmaz.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye ısrarla “Müttefik’in ben miyim yoksa PYD mi?” diye sormasının ardından nihayet, “Türkiye’ye yönelik terörün ardında Batı vardır” demesi,  “balçıkla sıvanmayan güneşin” sonunda en görmez gözlere kendisini gösterdiğini ortaya koyuyor.

Star gazetesinin “Parmak izi Putin”in manşetini attığı gün, Yeni Şafak yazarlarından Tamer Korkmaz, “PKK’yı inşa edip otuz iki yıldır Türkiye’ye saldırtan devletin “terörün mühendisi” ABD olduğu gerçeğini, hiç kimse bize unutturamaz” diye yazdı.

Evet, gerçek budur ve “Güneş balçıkla sıvanmıyor.”

Türkiye 24 Temmuz’dan bu yana ABD ile savaş halindedir. Savaş, herşeyden önce tarafları olanca netliği ile ortaya koyar. Cephede birbirine kurşun sıkan taraflar Ali Cengiz numaraları ile gizlenemez.

Daha bir hafta önce “İncirlik üssü ABD uçaklarına kapatılabilir” diyen Baş Danışman, kendisini dayatan bir gerçekliğe uygun konuşmak zorunda kalmıştı.

“Terörün ardında Batı vardır” diyen Tayyip Erdoğan da Türkiye’ye kurşun atan düşmanın adını telaffuz etmektedir.

AKP iktidarı şimdi artık kaçamayacağı bir tercihle karşı karşıyadır:

Ya adını koyduğu düşmana karşı mücadelenin gereklerini yapacak, yani ABD’nin hedef aldığı, Suriye başta olmak üzere komşularımızla dostluk ve işbirliği politikasına dönecek; ya da toprak bütünlüğünü ve devlet egemenliğini savunmak durumunda olan Türkiye tarafından bir kenara atılacaktır.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Birol Gürsel Köksal - 9 ay önce
BÜTÜN MELANETLER DE ABD AÇIK NET GÖRÜLDÜĞÜ HALDE NEDEN CİDDİ YAPTIRIMLAR UYGULANMAZ ANLAŞILMAZ BİR ŞEY EYYY AMERİKA EYYY İSRAİL DİYE NARA ATMAKL ADEĞİL