Anlama kılavuzu


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

16 Kasım 2015, 11:38

Âdetimdir, anlaşılması zor bir olay olduğunda birkaç adım öncesine bakarım. Kronoloji yaparım, sonra olaya bir daha bakarım.
Fransa’yı kana bulayan terör saldırılarını da anlamak için öyle yaptım.

Hatırlatma

CAP (Center For American Progres), yayınladığı raporda Erbil-PKK ve PYD arasında işbirliği yapılması, Türkiye ve ABD’nin de bu birliğe katılması gerektiğini öngörüyordu.
Elbette bu öngörünün aslında uygulamaya konulan planın tebliği olduğunu söylemeye gerek bile yok. Ve bunun adı büyük Kürdistan’ın el birliğiyle kurulması demekti. BOP işte… Bu büyük birliği sağlayacak olan da ortak düşman IŞİD’di.
Peki IŞİD ne yaptı?

Tespitler

Her ne kadar şu anda bazı yerli Sünni aşiretlerin desteğini de alsa IŞİD’i ABD’nin kurduğu ve tabanındaki cihatçıları değilse bile başındaki aklı kontrol ettiği herkesin kabul ettiği bir gerçek.
IŞİD bugüne kadar bir tek ABD ya da İsrail hedefine saldırmadı ama...
IŞİD sayesinde Kerkük Peşmerge denetimine geçti.
Tel Abyad IŞİD ve ABD arasında göstermelik bir çatışmayla Kürtlere bırakıldı.
Kuzey Irak petrolleri bütün uluslararası yasalar çiğnenerek satılmaya başlandı.
Maliki hükümeti Peşmergeye karşı ordu kurarken, onunla birlikte ortak düşmana karşı savaşmaya başladı. Irak’ta Kürt nüfuzu arttı. Kürt grupları birleşti.
ABD Peşmergeye ve PYD’ye (PKK) doğrudan silah vermeyebaşladı, PYD’nin kara gücü olduğunu ilan etti.
IŞİD, uluslararası toplumun algısında PYD’yi (PKK), ülkeleri bölen bir terör şebekesi olmaktan çıkarıp, ortak hareket edilen bir güç konumuna getirdi.
Eğit-Donat denilen proje sayesinde neredeyse Türk Ordusu bile PYD’ye yardım edecekti.

Ara Sonuçlar

Eğit-Donat işi tutmadı.6 ayda belki 60 kişi kotarılabildi, onlar da ya ortadan kayboldu, ya da IŞİD ve El-Nusra’ya katıldı.
Suriye’nin kuzeyindeki Kürt koridorunu elde tutabilmek için daha önce nakledilen PKK militanları yetmeyince Kandil’de kalanlara sıra geldi. Ama Kandil göndermek istemedi,savaşın koşulları çok sertti ayrıca Kandil’de kalan kuvvetlerini de Suriye’ye indirince Irak’taki iktidar mücadelesini Barzani’ye terk etmiş olacaklardı. Reddettiler.
ABD Savunma Bakanı bunun üzerine Barzani ile el sıkıştı ve Kürdistan’ın temsilcisi olarak onu kabul ettiklerini ilan etti. Yani bir tercih yaptı. PKK’yı Suriye’ye geçmeye mecbur bırakmak için de Türkiye ile İncirlik Mutabakatını imzaladı. Barzani de Kandil’in ikmal yollarını kapattı. Böylece hem Türkiye IŞİD ile savaş cephesine çekilmiş olacaktı hem de bu anlaşmanın karşılığı olarak verdiği birkaç hedef istihbaratının vurulması sayesinde, Kandil ahalisi zorunlu olarak Suriye’ye taşınacaktı.
Ama…
Türkiye’nin elinde ABD’nin verdiğinden daha fazla hedef istihbaratı vardı. Bir gecede 700’den faza sorti yapıldı. İlerleyen günlerde de devam eden çok isabetli vuruşlarla ABD’nin Suriye’ye göndereceği PKK militanları telef oldu. ABD Savunma Bakanlığı’nın, “yapmayın, etmeyin, yanlış yerleri vuruyorsunuz” feryatları hala tazeliğini koruyor.
Bir de işin içine Rusya girmişti üstelik.
Türkiye bir yandan PKK’yı vururken diğer yandan Rusya’ya yaklaşmaya başlamış, NATO ve ABD’nin bütün tepkilerine rağmen Çin’den füze almaya çalışıyordu.
Sözüm ona PYG(PKK) karada savaşırken koalisyon güçleri onlara hava desteği verecek ve IŞİD’in boşalttığı yerlere Kürtler yerleştirilecekti. Ama Rusya’nın gelişiyle Fransa, her ne kadar Charles De Gaulle gemisini bölgeye gönderse de “IŞİD hedeflerinin havadan vurulmasının pek işe yaramayacağı” bahanesine sarılmaya başladı. Koalisyon dağılıyordu.
Bir şeyler yapılmalıydı… Derhal!

Kara Gücüne Hava Desteği

Fransa’da yapılan terör saldırıları koalisyonun hava gücünün zayıflamasına engel oldu. Fransa’nın ABD cephesinden kopmasını engelledi. Daha önemlisi bugüne kadar NATO’nun varlığına dayanarak askeri aktiviteyi neredeyse bütünüyle ABD’ye bırakan Fransa, artık ordusuna daha fazla bütçe ayırmaya ve güçlendirmeye başlayacak.
Sivastopol Limanını 50 yıllığına kiralayan ve Ukrayna kriziyle fiilen Avrupa’ya giren Rusya karşısında NATO cephesi tahkim edilmiş olacak. Avrupa’nın doğuya doğru kayması engellenecek. ABD’nin Irak’a giriş bileti olan İslamofobi yeniden işgalin meşruiyet kaynağı olacak.
Ya Türkiye? Ona da bir ayar verilmeliydi. Türk Ordusu’nun ABD’ye rağmen PKK’ya operasyonları, Rusya ile yakınlaşmalar, Çin füzesi filan…Bir ara ABD dış politikasının önemli isimleri Türkiye’nin hizadan çıktığını, artık stratejik ortak olmadığını hatta NATO’dan çıkarılması gerektiğini bile söylemeye başlamıştı. Bizim için güzel ama bazıları için panik haberleriydi bunlar.
Ankara’daki patlama ilk mesajdı. Derken Kilis’te IŞİD militanları Türk askerleriyle çatıştı. Dahası eğer yakalanmasalar Paris ile aynı gün İstanbul’da da eylem yapılacaktı. IŞİD’e saldırı konusunda ABD’ye mesafeli duran iki ülke IŞİD’in hedefi oluyordu.
IŞİD’in Paris’teki saldırıyı yapan gücünü düşünün, G-20 zirvesinden 2 gün önce değil aynı gün bu saldırılar yapılsa zirvenin gündemi olamazdı. Bu kararlar alınamazdı. Demek ki, IŞİD de karşısındaki parçalanmış koalisyonun birleşip daha da güçlenmesini istiyor. Tuhaf örgüt!
Ve…
G-20 zirvesinin ilk günü akşamı Çin ile yapılan füze alımı görüşmelerinin iptali açıklandı. Böylece Fransa’nın savaş ilanından sonra NATO safları yeniden hizaya sokulmaya başlanmış oldu. Yani ABD’nin kara gücüne hava desteği tamamlandı.

Ama Karada Biz de Varız

Obama ya da Bush… Aralarında bir fark yok, hatta Obama belki Bush’tan daha fazla ölüm emri vermiş bir ABD Başkanı. İşin özeti hiçbir şekilde değiştirilmeyen ABD devlet politikası ve hedefleri… Bu aşamadan sonda belirleyici olan biraz da askerin tutumuolacak. Zirvenin ilk günü Hükümetin Amerika istikametindeki, manevrasından hemen sonra Kandil’de 44 hedefin vurulması herkes tarafından buna bir cevap gibi algılanacaktır.
Ancak İncirlik’teki Amerikan yığınağına da dikkatle bakmamız gerekiyor.ABD Suriye’de bir Kürt koridoru kuramazsa tarihinin en büyük yenilgisini almış olacak. Ama onu başarırsa, Türkiye’nin bir kan deryasına dönmesi için son eşik de atlanmış olacak.
Tayyip Erdoğan belki de bütün siyasi hayatının en trajik manevrasını yapıyor. 1 Kasım seçimlerinde oylarını arttırmasının nedeni CHP ve MHP’nin (kimbilir belki de bilinçli olarak) boş bıraktıkları alanı doldurmasıydı. CHP, PKK’nın siyasi uzantısına yanaşırken, RTE terörle mücadele safına yerleşti. MHP Cemaati sahiplenirken, O Cumhuriyeti sahiplenen mesajlar verdi.
Ama şimdi…
ABD’nin kukla devletinin temsilcisi Barzani’ye yanaşmak, PKK’nın Kandil’deki unsurlarının tasfiyesi ile birlikte Barzani önderliğinde bir Kürdistan’ı kabul etmek, aynı zamanda sözüm ona PKK tasfiye edilirken, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adı altında bir bölgesel özerklik, arkasından başkanlık tartışmalarının gölgesinde anayasanın ilk dört maddesine tecavüz ve Apo’nun ev hapsine çıkarılması adımları planlanıyorsa…
Bunun sonucunda da Türkiye bir iç savaşa itilecekse…
Uyarmalıyız, ateşle oynuyorsunuz!.
Çünkü karada biz de varız…
Sonuç olarak Tayyip Erdoğan’ın aldığı yüzde 49’luk oyun ardından kısa süre önce tepkisini çektiği ABD’ye yanaşması onun iktidarını daha güçlü yapmayacak. Bu dostluğun bedeli yeniden BOP Eşbaşkanlığı görevlerine dönmek olursa karşısında Türk milletini bulacaktır. MHP ve CHP’nin mevcut durumu düşünülünce, milletin öncülüğü görevini Vatan Partisi yapacaktır.
Bu da Türk Devrimi’nin yeniden ve daha güçlü bir şekilde yapılmasıdemektir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.