Anlayana sivrisinek saz


Levent Kırca

Levent Kırca

02 Mart 2014, 10:15

 Bir otobüsüm var, benim için süslenmiş. Sağında solunda benim resimlerim, arkada Doğu Perinçek’in resimleri var. Akıp, gidiyoruz trafikte. İnsanlar bakıyorlar beni görünce. Hepsinin yüzünü bir gülmece kaplıyor. İşte o zaman çok umutlanıyorum. 50 yıllık meslek hayatımda hep güldürdüm bu insanları. Onlardan yana hizmet verdim, hep onlardan yana oldum.

Şimdi sıra dürüstlerin başa geçmesine geldi. Biraz akıl, biraz zeka...

Hırsızlık Olur da...

Bu kadarı dünyanın hiç bir yerinde görülmedi. Paraları kovayla, çuvalla götürüyorlar. Hatta ayakkabı kutusunda... İşin başında da kimin olduğu malum. Devamlı ceza kesilen namuslu televizyonlar, iddia demeden veremiyorlar bu haberleri. Biraz cesur olmak lazım. Millet çöplükten ekmek toplarken, bunlar maşallah çuvalla götürüyorlar. Muhterem, “junior”ına telefon açıyor. “Evdeki paraları amcan, yengen, dayın, kardeşin her kim varsa kamyonetleriyle, kamyonlarıyla gelsinler, kürek kürek çuvallara doldursunlar. Sağa sola dağıtın, yok edin o dolarları, euroları” Telefonun karşısındaki junior, yıldızlaşıp şöhret olurken, evden paraları dağıtmak, kamyon, kamyonet vs.leriyle iki gün sürüyor. Telefon görüşmesini defalarca dinliyoruz. Bir tek Atilla Özdemiroğlu; “Montaj değil, dublaj da yok” diyor. Bunlar halkın bilmediği bu kelimeleri kullanarak, durumu yalanlıyorlar. Bu bize karşı olanların, hainlerin montajı, dublajıdır. Tamamen düzmecedir.
50 Yıllık Sanatçıyım
Ne böyle bir montaj gördüm, ne de böyle bir dublaj gördüm. Dinlediğim kayıt tamamıyla babası ve oğlu arasında geçen bir konuşmaydı. Montaj olmadığı gibi, dublaj kelimesi de böyle durumlarda kullanılamazdı. Şimdi arsız arsız çıkıp halkın karşısına, kendi yalanlarına kendileri inanıp, sırıta sırıta konuşmaya devam ediyorlar.

Herhangi bir Ülke...

Başka bir ülkede, bu nedenle hükümet çoktan düşmüş. Hepsi tek tek yargılanıyorlardı. Biz şimdi bu olayı halkın sağ duyusuna mı bırakacağız? Halk bu hırsızlıklara rağmen, oylarını gene bunlara mı verecek? Bunlar bunca rezalete rağmen, ülkeyi yeni baştan ele geçirip Cumhuriyet’i yıkma çalışmalarına devam mı edecek? Allah, Kitap diyerek, cami cami dolaşarak soygunlara, hırsızlıklara devam mı edecekler?

İnsanlar Beni Arıyor

Keşke siz aday olmasaydınız da, şu yangını beraber söndürseydiniz diye. Öncelikle Erdoğan Hükümeti’ni bir yangın olarak görmeleri güzel. Ne var ki, biz bu yangını birlikte söndürelim diye, CHP’nin kapısını çok çaldık. “Gelin, milli beraberlik içinde, Milli Merkez Hükümeti kuralım” dedik. Buna yanaşmadılar. Onlar Amerika’dan aldıkları icazetle “Hocaları”nın elini öptüler. Onu, bilge kişi ilan ettiler. Ayrıca Atatürk’ü köhnemiş buluyorlar. Laikliği tehlikede görmüyorlar ve Cemaat’le direkt temasını sürdürüyorlar.

Arkadaşlar, değerli dostlar aklımızı başımıza alalım. Ülke elden gidiyor. Tek kurtuluş TGB’siyle, Ulusal Kanal’ı , Aydınlık Gazetesi’yle gerçekleri dile getiren İşçi Partisi’nde. Lütfen gözlük camlarımızın buğusunu silelim. Ben, gençliğin ve kadınlarımızın çağdaş insanlarımızın benden yana olduğuna eminim. Başkan olursam, onlarla çok işim olacak. Sokaklarda bu durumu, bana haykırarak söylüyorlar. Daha şimdiden teşekkür ediyorum.

Bir Köşe Yazarı

Özkök’ den söz ediyorum. Bugünlerde sıklıkla çıkıyor “Aykırı Sorular”a. Belli ki, söylemek istediği, anlaşılmasını istediği şeyler var. Tayyip Erdoğan’ın yönetim biçimine “Diktatörlük” deyip, duruyor. Bu konuda hem fikiriz. Ne var ki, biz bunu başından beri söylerken, O köşesinde olup biteni görmezden gelip, tattığı şarapları, yediği peynirleri anlatır dururdu. Bir de, yatakta nasıl çırılçıplak uyuduğunu. Şimdi ne olduysa, tıpkı Sezen Aksu’nun aniden Gezi Parkı için gençlere şarkı yapması gibi, ya şimdiden geçiş pozisyonu ayarlıyorlar kendilerine, ya da şimşek düştü başlarına.

Ertuğrul Bey, Tayyip’in hırsızlığından, dikta rejiminden sıklıkla söz ettikten sonra, baltayı taşa vurdu. Patronu Aydın Doğan’la karşılaşmış gazetede. “Siz” demiş. “Önemli insansınız. Şöyle bir dönemde susmak suretiyle dik durma örneği gösteriyorsunuz. Kutlarım sizi. Memleketin hali ortada. Başımıza gelenler, insanların susmalarından kaynaklanıyor. Karşı çıkanın, konuşanın, baş kaldıranın, cesur, korkusuz kahraman oldukları şu günlerde,”susanlar” Ertuğrul’a göre, ayakta durma örneği gösterip, kahraman oluyorlar. Zavallı kardeşim...

Diyalektik bir meseldir. Güçlü zayıfı ezerken sessiz kalıp susmak, güçlüden yana olmaktır. İri yarı güçlü biri zayıfı döverken, (Kitaptaki tarif aynen böyledir) sessiz kalıp seyredersen, güçlüyü tutup zayıfın dayak yemesine sebep oluyorsun demektir. Yani susarak, suça ortak oluyorsun demektir. Şaraptan, peynirden, 40 beden kadınlardan başını kaldır. Çıplak vücuduna bir şeyler geçir de, artık gerçekleri gör biraz be kardeşim ! Yettiniz ya !.. Tayyip’in her dediğine baş sallayıp, onu başa geçiren sizdiniz. Şimdi yarattığınız canavarla mücadele yolları arıyorsunuz. Bu eylem acaba halk için mi, yoksa kendi çıkarınız için mi?

Semih Çetin

Tümamiralin şapkası bende. Cam bir korumanın içinde ışıklandırıp sakladım. Baktıkça yurtseverlerin başına gelenleri anımsıyorum.

Geçen gün, partimiz üyesi sevgili Zeynep Küçük’ün girişimiyle Çapa Hastanesi’ne Tuğgeneral Levent Ersöz Komutan ile, Yüzbaşı Muzaffer Tekin Komutanı ziyarete gittik. Kendileriyle görüşme olanağımız çok fazla olamadı. Daha çok eşleri ve çocuklarıyla görüştüm. Kendileriyle uzaktan kapı aralığından el sallamakla yetindik birbirimize. Uzaktan da olsa, çok sevinçli ve iyi olduklarını algıladım. Onlar da eşleri vasıtasıyla bana birer şapkalarıyla oracıkta kaleme aldıkları mektupları yolladılar. Eşlerinin umudu ve mutluluğu görülmeye değerdi.Orada tarihi dakikalar yaşadığımı biliyordum. Geçirdiğim her saniyeyi hissetmeye gayret ettim. Bir yanda yurtsever oldukları için, kumpasa getirildikleri için, suçsuz yere hüküm giymiş kahramanlar, bir yanda ben;bir sanatçı. Diğer sanatçılar Özkök’ün dediği gibi, “Susmak suretiyle, ayakta dimdik duruş” sergiliyorlar. Ben komutanlarımızın, kahramanlarımızın yanındaydım. Levent Ersöz Komutanın eşi, kendi elleriyle kahve yaptı. Karşılıklı içtik. Bir ara Levent Komutan tekerlekli arabasıyla yattığı odanın kapısına kadar geldi. Ben de, onun kapısının karşısında görevlilerin müsade ettikleri yere kadar geldim. Aramızda konuşmamıza engel bir koridor. Birkaç cümleyle de olsa, uzaktan sohbet etme imkanı yakaladım. Çok duygulu bir andı. Adeta film sahnesi gibiydi. Sonra defalarca kucaklaşarak veda ettik. Hastane kapısında bekleyen basın mensuplarına, komutanların mektuplarını okudum. Onlar yaşamaya kararlıydılar. Yaşayıp Cumhuriyet’i koruyacaklardı. Ben de onlara inanıyordum. Ve inandığım bu insanların ardısıra yürüyecektim.

Çare

Çare, Sarıgül değil. Bence O, CHP’nin çaresizliği.
Bu arada, AKP’nin afişlerine bakıp bakıp gülüyorum. “Birlikte yaptık. Yapmaya devam edeceğiz” diyorlar.
Anlaşılan, daha çok ayakkabı kutusu gerekecek.

Levent Kırca 
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa cenap aytepe - 3 yıl önce
hayatının en güzel ve en kutlu oyununu oynuyorsun ve her zaman olduğugibi çok başarılısı tabi burada ulusal bir yükün var değerli levent kırca sevğiyle selam ederim mutlaka başarılı bir güç olacaksın
Avatar
levent kirca - 3 yıl önce
levent abi iyiki varsin dogru yolda olduguna ben inaniyorum basarilar
Avatar
sydneyden turan - 3 yıl önce
selamlarimi yollar secimde butun kalbimle basarilar dilerim.
Avatar
murat altın - 3 yıl önce
eğer işçi partisi iktidara geldiğinde ne kadar cumhuriyet düşmanı varsa cezalarını en ağır şekilde vermezseniz birdaha iktidarlığınız hayal olacaktır ve yine bu cumhuriyet düşmanlarının iktidara gelir gelmez ne kadar maddi kaynakları varsa didik didik edilip bulunması ve yok edilmesi için mücadele edilmesi işçi partisinin cumhuriyete olan namus borcu olmalıdır işçi partisi destekçilerinin mücadelesi çabası bu yöndedir, kürt politikasında ülkeyi bölme çabası olanlarında partilerinin kapatılması kaynaklarının yok edilmeside cumhuriyete olan namus borçlerıdır