''Asya’da terör ve Emperyalizm''


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

10 Ekim 2016, 12:02

Teori dergisi son aylarda önemli dosyalarla okuyucunun karşısına çıkıyor. Ağustos sayısında 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini, Eylül’de AKP’nin ilgili Kanun Hükmündeki Kararnamesinden hareketle “Ordu” konusunu işledi.

İki dosya da son derece önemli… Teori’yi, önümüzdeki aylar ve hatta yıllar içinde başvuru kaynağı yapacak kapsamda…

Teori’nin Ekim dosyası ise, “Asya’da Terör ve Emperyalizm”. Bütün Asya ülkelerinin ve özellikle İslam dünyasının terörle boğuştuğu günümüzde terör olgusunu; nedenleri, sonuçları ve çözümleriyle ele almak, kesinlikle önemli bir ihtiyaca cevap veriyor.

Çağımızda terör, emperyalizm kaynaklıdır

Dosya, toplam olarak sekiz makaleden oluşuyor.

Barış Doster, Ali Erdinç ve Cahit Armağan Dilek; genel olarak son 150 yılın gelişmeleri, özel olarak IŞİD ve PKK (PYD) örneklerinden hareketle emperyalizm – terör ilişkisini incelemişler.
Çok sayıda kanıtla ortaya konmuştur ki çağımızda etnik ve dinsel ayrılıklar körüklenerek yaratılan terör örgütlerinin hepsinin kaynağında doğrudan doğruya emperyalizm vardır.

Teori’de yer alan yazılarda bu konuda çok çarpıcı bilgiler veriliyor. Örneğin IŞİD’in lideri Ebu Bekir El Bağdadi 2005 – 2009 yıllarında Güney Irak’ta bir ABD kampında “tutuklu” olarak kalmıştır. Ayrıca sonraki yıllarda ABD'nin eski senatörlerinden John Mc Cain ile aynı fotoğraf karesindedir.

ABD; doğuda Erbil kapılarına, Suriye’de ise PYD’nin elindeki Ayn el Arap’a dayanana kadar IŞİD vahşetini seyretmekle kalmamış, tam tersine önünü açmıştır.

Cahit Armağan Dilek çok çarpıcı rakamlar veriyor: Haziran 2015’e kadar ABD’nin liderliğini yaptığı koalisyon uçakları, IŞİD’e karşı toplam olarak 1774 hava saldırısı yapmış, bunlardan 1200’ü YPG bölgesinde gerçekleşmiş.

Sayın dilek rakam vermiyor ama kalan 500 hava saldırısının ise Irak’ta Barzani ve PKK kuvvetlerinin IŞİD ile karşıya karşıya geldiği alanlarda olduğunu bilmek için bir araştırmaya gerek yok.

Aynı dönemde Irak ve Suriye orduları da IŞİD’e karşı savaştılar. Ama bu durum ABD’yi ilgilendirmiyor. Başlı başına bu olgu, bölgemizdeki iki büyük terör örgütünün ABD’nin bölge planlarının enstrümanları olarak işlev gördüğünü gösteriyor.

IŞİD’e verilen görev, vahşetiyle bütün dünya kamuoyunu, insanlığın tümüne yönelen ne “korkunç” bir tehdit olduğuna ikna etmek.

PKK ve Barzani ise bu durumda insanlığı IŞİD vahşetinden kurtaracak “laik-insancıl” güçler olarak sahne alıyorlar.

Sonuçta bir yandan İslam dünyası bir yandan etnik ve dinsel farklılıklar temelinde bölünüyor, diğer yandan ABD’nin bölge stratejisinin esası olan Akdeniz’e ulaşacak 2. İsrail kuruluyor.
Daha doğrusu kurulmak isteniyor…

Bölücü terörün emperyalizmle buluşması

Mehmet Bedri Gültekin’in makalesinde ise konu bir başka açıdan ele alınmış. Gelişen dünyada, milli devletlere karşı etnik ve dinsel farklılıklar temelinde örgütlenerek silaha sarılan hareketler kaçınılmaz olarak emperyalizmle buluşmaktadır.

Bu bir “yasa”dır ve istisnası yoktur. İki nedenden dolayı: Birincisi, hedef aldığı milli devlet karşısında güçsüz olan etnik veya dinci hareket, başarıya ulaşmak için sırtını dayayacağı bir kuvvet arar. Bu kuvvet hazırda bekleyen emperyalizmdir.

Emperyalizm hazırda beklemektedir. Çünkü bütün milli devletler emperyalizme karşı mücadele sonucunda kurulmuşlardır ve emperyalizmin doğal eğilimi milli devletleri parçalamak ve yeniden sömürgeleştirmektir. Bunun için en elverişli araç bu ülkelerdeki etnik ve dinsel farklılıklardır.

Emperyalizm, böyle bir örgüt varsa kesinlikle onu bulur, yoksa yaratır.

Çözüm: emperyalizme karşı bölgesel işbirliği

Dr. Cüneyt Akalın’ın makalesi, Şanghay İşbirliği Örgütü pratiğinden hareketle teröre karşı mücadelede bölgesel işbirliği konusunu işlemektedir.

1995 yılında ilk adımları atılan ve 2001 yılında resmen kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü pratiği, emperyalizmin aleti olan terör örgütlerine karşı mücadelede, ilgili ülkeler arasındaki işbirliğinin kesin sonuç aldığını kanıtlamaktadır.

Terörün, özellikle bütün İslam dünyasını kasıp kavurduğu günümüzde genel olarak bütün ŞİÖ ülkeleri, özel olarak da ŞİÖ üyesi Orta Asya’nın Müslüman Cumhuriyetleri barış içindedirler. Ve arkada kalan yıllarda elbirliği ile bütün terörist girişimleri başarısızlığa uğratmışlardır.

ŞİÖ pratiği, bölgemizdeki terör faaliyetlerinin de ancak bölgesel işbirliği ile alt edileceğini gösteriyor.

Buradan kendimizle ilgili gerekli dersi çıkarabiliriz: Türkiye, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Azerbaycan arasında güvenlik başta olmak üzere gerçekleştirilecek işbirliği, bu coğrafyadan terörün kesin olarak kökünü kazıyacak biricik politikadır.

Batı Asya Birliği, Rusya ve Çin başta olmak üzere bütün Avrasya coğrafyasıyla dayanışma içinde olacaktır.

Teori Ekim sayısının verdiği mesaj budur.​

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.