banner863

Atlantik-Pasifik Savaşının yemi: Türkiye


Rıza Zelyut

Rıza Zelyut

06 Aralık 2015, 13:48

Soğuk Savaş yılları dediğimiz iki kutuplu dünya bittiğinde, Amerika tek küresel güç olarak ortaya çıktı. Stratejistler ve ekonomistler bu tek kutuplu dünyaya “küreselleşme” dediler ve bunu öve öve bitiremediler.

Sömürgeci Atlantik dünyasının, komünist bloku yıktıktan sonra kendisine yeni bir düşman yaratması gerekiyordu. Bu yüzden Müslüman dünyası ile Budist Çin hedef tahtasına konuldu. Buna da Medeniyetler Çatışması diye bir ad bularak kutsallaştırdılar. Eskiden “Komünizm gelecek!” diye korkuttukları kamuoylarını artık, “Köktendinci teröristler geliyor! diyerek korkutuyorlardı.

ABD; bu sömürgeci planın Ortadoğu ayağında, milli devletleri kargaşa içine itecek ve becerebilirse de parçalayacak bir oyunu devreye soktu. Afrika’dan Afganistan’a kadar uzanan coğrafyada:

*Ilımlı İslam dedikleri sömürgecilere karşı çıkmayacak zihniyeti egemen kılmak için Amerika’ya bağlı Müslüman görüntülü siyasetçileri iş başına getireceklerdi. Böylece oralardaki kamuoyunu da Amerikan düşmanlığından çıkartacaklardı. Türkiye’de Said-i Nursi ve öğrencisi Fethullah Gülen başta olmak üzere, Nurcular; Nakşibendir, Süleymancılar bu işle görevlendirildiler.

*Yine buralardaki laik ve milliyetçi yönetimleri değiştireceklerdi. Çünkü bu yönetimler akla ve bilime dayandıkları, kendi ülkesini düşündükleri için ABD sömürgeciliğine karşı çıkıyorlar; halk da ister istemez ABD karşıtı bir kampta yer alıyordu.

*Özellikle Türkiye, Amerikancı bir İslam için model ülke olarak böyle şekillendirilecekti. AKP, bu yeni plan doğrultusunda iktidara getirildi.

*Buradaki milliyetçi partiler ve laik partiler; bir biçimde Ilımlı İslamcı iktidarı destekleyen güçler haline dönüştürülecekti. CHP’nin ve MHP’nin AKP iktidarının yedek destek gücü haline getirilmesi ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin açık bir uygulamasıdır. Bu durumu, son çalışmam olan “Muaviye’den Erdoğan’a DİN VE SİYASET” adlı eserimde ayrıntılı biçimde gösterdim. Özellikle CHP’lilerin bu konuyu araştırmalarını öneriyorum.

*Türkiye’de ABD’ye karşı olan güçler; “darbeci ve terörist” gösterilerek ezilecekti. Bu iş için ABD tarafından kontrol edilen, desteklenen ve elemanları eğitilen Fethullah örgütü kullanılacaktı. Amerikalı casus uzmanların gözetiminde Ergenekon, Balyoz, Askeri Cususluk, Poyrazköy vb… davaları ile Amerika’ya karşı 40 yılı aşan bir ideolojik savaş yürütün Doğu Perinçek’i susturma davaları (Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın basılması, tutuklamalar, cezalandırmalar…) bu amaçla kurgulandı.

*Ortadoğu’daki mevcut devletler; mezhepçilik hortlatılarak ve etnik yapılarak (Kürtçüler) kışkırtılarak kargaşa içine atılacak ve sonrasında da mezhebe veya ırka göre parçalanacaklardı.

*IŞİD isimli kanlı terör örgütü bu yüzden imal edildi. ABD’li stratejistler bile “IŞİD, Kürtleri birleştirdi!” diyerek bu örgütün ABD rafından yaratıldığını itiraf ettiler.

*PKK en başından beri bu plan doğrultusunda ABD ve Avrupa tarafından desteklendi; destekleniyor.

ABD’nin emri gereği, Ilımlı İslamcı lider Erdoğan, bölge devletlerini parçalayacak Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduğunu 2004’te açıkça ilan ediyordu. Plan gereği, Türkiye, Irak ve Suriye’den kopartılan topraklarda bir Kürdistan Devleti kurulacaktı. Bunun hazırlığı olarak Barış Süreci denilen yıkım projesi Türkiye gündemine getirildi. Bu proje halen Türkiye’nin gündemindedir…

YARATIK ORTAYA ÇIKTI

Türkiye’nin doğusunun kurulacak bir Kürt devletine verileceğini gösteren NATO haritası; ABD’nin ne kadar pervasızlaştığını göstermeye yetiyordu. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da Arap Baharı gibi bir ad altında başlattığı İslamcı ayaklanma, onu hedefine bir adım daha yaklaştırmıştı.

Lakin, Kuzey Afrika ve Mısır’da yıkılan eski milli hükümetlerin yerine ılımlı İslamcı hükümetlerin kurulamaması, Batı planını zora soktu. Kargaşaya itilen ülkelerde; İslam geleneğindeki şiddetin hemen ortaya çıkmasıyla, kuvvetli bir terör dalgası yayıldı. Bu arada ABD; Suriye’deki çatışmalarda, sahayı IŞİD’in doldurduğunu bir kez daha gördü.

Suriye deneyiminde, Amerikan yönetimi; Türkiye’nin başındaki Tayyip Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler örgütü ile gönül-fikir bağını keşfetti. Suriye laboratuvarından Amerikalı biyologlar ılımlı İslam değil bir canavar imal ettiklerini anladılar. Ve firene basmak zorunda kaldılar. Böylece Tayyip Erdoğan’a karşı tavır alır hale geldiler. Onu kontrol altında tutmak için de meşhur yolsuzluk dosyalarını basına sızdırdılar.

Erdoğan, ABD emrindeki Fethullahçı örgüt tarafından yürütülen bu kuşatmayı görünce hemen bu inanç kardeşlerine karşı saldırıya geçti. Bu dönemde Erdoğan ABD’ye “Üst akıl!” diyerek açıkça tavır takındı.

İKİNCİ KUTUP GELDİ

Bu süreçte tek kutuplu dünyanın (Atlantik Cephesi’nin) beklemediği bir şey oldu. Rusya yeniden, “Dünyanın paylaşılmasında ben de varım!” dedi. İlk hamlesi Kırım’a el koymak oldu. Yetmedi; Ukrayna’nın doğusundaki Rusları kışkırtarak orayı da istikrarsız hale getirip Avrupa’yı korkuttu.

Ve sonunda Suriye’ye inerek ABD ve NATO güçleri ile karşı karşıya geldi.

İşte bu son gelişme; ABD’nin; Müslüman Kardeşler zihniyetli diye dışladığı Tayyip Erdoğan’ı yeniden Atlantik (NATO) için bir eleman haline getirdi.

ABD; Erdoğan’a; Rus yayılmacılığı karşısında bir tavır alması için sembolik görev verdi. Türkiye; bu görev icabı Rus uçağını düşürdü.

Şu an içinde bulunduğumuz süreç bundan ibarettir.

Türkiye’nin güney sınırlarındaki Ortadoğu’da iki dünya savaşıyor. Bir tarafta NATO örgütü var. Atlantik kutbunu temsil ediyor. Karşısında ise Rusya… Rusya; organik olarak olmasa da sembolik biçimde Pasifik’i, Avrasya’yı temsil ediyor. Yanında İran; biraz gerisinde ise Çin bulunuyor.

Türkiye, Rus uçağını vurarak, Atlantik kutbuna “Emrinizdeyim!” dedi.

Peşinden NATO güçleri Türkye’de geldiler. Üç savaş gemisi, İstanbul’a demir attı…

Bunu yapmakla Erdoğan, Amerika’dan kendi iktidarına dokunmamasını umuyor.

Uçak işinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi ve ilgisi dahilinde olduğunu; olay duyulur duyulmaz ilk açıklamayı Cumhurbaşkanlığı’nın yapması açıkça göstermektedir. Türkiye’nin Başbakan’ı susarken; Saray’dan, “Türkiye bir Rus uçağını düşürdü.” denilmesi, uluslararası politikada, “Uçağı ben düşürdüm!” anlamına gelecek biçimde algılanmıştır.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in uçak krizine bu kadar tepki göstermesinin sebebi; 1 uçağı yitirmek değildir. Türkiye; artık tarafsız olmaktan çıkmış; Rusya’nın karşısındaki Atlantik güçlerinin safına geçmiştir. Tepki bunadır.

YİTİREN, TÜRKİYE

Siyasetçi Tayyip Erdoğan; dost göründüğü Suriye’ye 2010 sonlarında yaptığını, “Stratejik Ortak” dediği Rusya’ya 5 sene sonra yaparak ortak olunamayacağını bir kez daha gösterdi. Bu politikanın sonucunda Türkiye kaybedenler listesinde birinci sıradadır.

*Amerika, Türkiye’yi Rusya ve müttefikleri ile çatışmaya iterek kendisine mecbur hale getirmiştir.

*ABD, Kuzey Irak’taki korsan devlet Barzanistan’ın korunması işini de Erdoğan’a yüklemiştir. İleride Araplarla Türkiye sırf bu Kürdistan yüzünden çatışmaya girecektir.

*Uçak vurmak, ayrıca Türkiye’nin ekonomik olarak ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına yol açmıştır.

*Rusya bu uçak işini kullanarak Suriye’ye olduğu gibi Doğu Akdaniz’e de yerleşmiş; kazançlı çıkmıştır.

*PKK bu işe çok sevinmiştir. Çünkü Rusya, Suriye PKK’sı olan PYD’yi normal bir örgüt gibi kabul ettiğini açıklamıştır. Böylece Kürdistan’a giden yola bir taş daha döşenmiştir.

*Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esat’ın eli rahatlamıştır ve konumu daha da güçlenmiştir.

*ABD, Türkiye’yi sahaya ve yanına çekerek kazançlı çıkmıştır.

Umarız ki şimdilik havada yürütülen bu savaş yere inmez. Eğer inerse en çok biz yanarız…

Bir kara savaşı çıkarsa Rusya’nın ilk vuracağı yerin İncirlik NATO üssü, yani Türkiye olacağını biraz düşünmesini bilen herkes anlayacaktır.

Rıza Zelyut
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemal - 1 yıl önce
Bu yazi değil bilimsel makale olmuş elinize saglik, Silahlı Kuvvetler Yüksek Sevk ve İdare Akademisi ile uluslararasi ilişkilerde master veya doktora yapanlar için güzel bir kaynak...
Avatar
Gökhan Tekin - 13 ay önce
....Bunu yapmakla Erdoğan, Amerikadan kendi iktidarına dokunmamasını umuyor. ....
Mondros/Serv imzası ile Saltanatına dokunulmamasını uman İstanbul 'u hatırlattı, tarih tekrar ediyor sanki