Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı nedir?


Barış Tınay

Barış Tınay

04 Şubat 2016, 12:36

Siyasette bazı kavramlara, içeriğinden öte anlamlar yüklenir. Bu, hem bilgisizlikten hem de popülizmden ileri gelir. Son zamanlarda sıkça duyduğumuz ve CHP kurultay bildirgesinde de üzerindeki çekincelerin kaldırılacağı ilan edilen "Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı" da böyledir. Şart’ın içeriğini ya da çekince koyulan maddeleri çoğu kimse bilmez lakin Şart’ın üzerindeki çekincelerin kaldırılmasının demokrasinin, özgürlüğün ve insan haklarının bir gereği olarak görür ve gösterir. Asıl tehlike de zaten bu noktadan sonra başlar, çünkü cehalet ile siyaset bir noktada birleşir.

Avrupa Yerel Yönetim Özerlik Şartı, 1988 yılında yürürlüğe girmiş ve Türkiye de dâhil olmak üzere, konsey üyesi 45 ülkenin 42'si tarafından imzalanmıştır. (Türkiye için Şart, yasalar gereği 1993 yılında yürürlüğe girmiştir.) Şart'ın daha çok ülke tarafından imzalanması için “Yükümlülükler” başlıklı 12.maddesine “Her Âkit Taraf, bu Şart’ın I. Bölümündeki paragraflardan en az 10 tanesini aşağıdakilerin arasından seçilmek üzere en az 20 paragrafı ile kendisini bağlı kabul etmeyi taahhüt edecektir.“ denilmiştir. Böylece üye ülkelere "çekince koyma" hakkı da tanınmıştır. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 31 ülke de, bazı çekinceler koyarak bu Şart'a imza atmıştır.

Buradan öncelikle şu tespitleri yapmamız gerekiyor:

1. Türkiye çekince belirten tek ülke değildir.

2. Her ülkenin kendi iç/dış dinamiklerine ilişkin bazı maddelere çekince koyması olağan bir durumdur.

3. Şarta çekince koyan bu kadar çok ülkenin olması, (ülkelerin farklı idari yapılara ve iç/dış dinamiklere sahip olması) içeriğin ortaklaştırılamadığını göstermektedir.

Türkiye’nin çekince koyduğu maddeler nelerdir?

Bu temel bilgileri aktardıktan sonra, üzerinde en çok konuşulan konuya dönebiliriz. Türkiye hangi maddeler üzerinde çekince belirtmiştir? İşte çekince belirtilen maddeler:

- Yerel yönetimlere, kendilerini doğrudan doğruya ilgilendiren konularla ilgili planlama ve karar alma süreçleri içinde, olabildiği ölçüde, uygun bir zamanda ve bicimde danışılması konusu ile ilgili şartın 4. maddesinin 6.fıkrası.

- Yerel yönetimlerin yönetsel örgüt yapılarının kendilerince belirlenmesi ile ilgili 6. maddenin, 1. fıkrası.

- Seçimle gelinen görev yerlerinde bulunanların görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve etkinliklerin yasayla ve temel tüzük ilkelerine göre belirlenmesi konusu ile ilgili 7. maddenin 3. fıkrası.

- Yönetsel denetime ancak yönetsel denetimle korunmak istenen yararlar ile orantılı olması durumunda izin verilmesi durumu ile ilgili 8. maddenin, 3.fıkrası.

- Yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında, hizmet maliyetindeki artışların olabildiğince hesaba katılması konusu ile ilgili 9. maddenin, 4. fıkrası.

- Dağıtılan kaynakların yerel yönetimlere verilmesinin nasıl yapılacağı konusunda kendilerine uygun bicimde danışılması ile ilgili 9.maddenin, 6. fıkrası.

- Yapılacak mali yardımların, yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerin ortadan kaldırılmamasına yönelik 9. maddesinin, 7. fıkrası.

- Yerel yönetimlere, ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için derneklere üye olma ve uluslar arası birliklere katılma hakkının tanınması ile ilgili 10. maddesinin, 2. fıkrası.

- Yerel yönetimlere, başka ülkelerdeki yerel yönetimlerle işbirliği yapma hakkının tanınması konusu ile ilgili 10. maddesinin, 3. fıkrası.

- Yerel yönetimlerin, kendilerine iç tüzük de tanınmış olan yetkileri serbestçe kullanabilmeleri ve özerk yerinden yönetim ilkesini koruyabilmeleri için yargı yollarına başvuru hakkının tanınması ile ilgili 11. maddesi.

Üniter Yapıyı Zaafa Uğratarak, Ülke Demokrasisini Geliştiremezsiniz.

Türkiye’de halkın belirgin bir özerklik talebi de, bu yönde bir beklentisi de yoktur. Halkın önceliği PKK terörünün bitirilmesi ve AKP’nin yarattığı hukuksuz şiddet ortamının bir an önce ortadan kalkmasıdır. Özerklik taleplerinin emperyalist odakların taşeronları tarafından dillendirildiğini, özerklik kavramının da küreselleşmenin truva atı olduğu biliyoruz. Bunların da özgürlük ve demokrasi adı altında nasıl pazarlandığını, nasıl içselleştirildiğini Ortadoğu’daki kan deryasını ibretle izleyerek görüyoruz.

Bugün HDP ve PKK tarafından dile getirilen özerklik de, aslında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın çerçevesi dışındadır. Bu yapıların dillendirdiği özerklik modeli; dışişleri, maliye ve savunma hizmetleri dışındaki tüm hizmetlerin (Eğitim, sağlık, kültür, sosyal hizmetler, tarım, denizcilik, sanayi, imar, çevre, turizm, telekomünikasyon, sosyal güvenlik, kadın, gençlik, spor vb.) oluşturulacak yerel bölge meclisleri tarafından karşılanmasıdır. Anadilde eğitimin her kademede sağlanması, çok resmi dilli, ayrı bayrak ve ayrı kolluk kuvvetli bir modeldir. Yani bunlar, aslında Şart'ı doğrudan ilgilendiren hususlar da değil fakat bu Şart üzerindeki çekincelerin kaldırılması, özerkliğin ilk adımı ve özerkliğin meşrulaştırıcı bir unsuru olarak görülmektedir.

***

Türkiye'de kapsamlı bir yerel yönetimler reformuna ihtiyaç var mıdır? Evet, vardır lakin burada amaç ulus ve üniter yapıyı zaafa uğratarak, farklılıklar üzerinden yerel iktidar odakları yaratmak olmamalıdır. Üniter yapıyı zayıflatarak, ülke demokrasisini geliştirmek mümkün de değildir.

Dil, din, mezhep, ırk vb. unsurlara dayanarak ülkeyi bölme ve halkı farklılaştırma çabalarına karşı Türk'üyle, Kürd'üyle bir olmak zorundayız.

Başkanlık sevdalılarına da, özerklik heveslilerine de geçit vermemeliyiz.

Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.