Bad’el harab’ül Basra


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

23 Eylül 2014, 12:33

Vatan gazetesinden Murat Çelik’in haberiydi, manşet olmuştu: Bundan sonra Irak gibi riskli ve kritik yerlerdeki temsilcilikleri Özel Kuvvetler koruyacakmış. (22 Eylül 2014) IŞİD’in Musul baskını ders olmuş.
Baskın sırasında orayı polis özel harekât timi koruyordu. Artık asker koruyacakmış.

İyi de niye ki? Bunu siz istememiş miydiniz?

Nasıl da coşkulu manşetler attırıyordunuz gazetelere.
“Polis ağır silahla dağa çıkacak”( Milliyet, 23.07.2011) “Polise 100 milyonluk zırhlı araç”(21.08.2011 Milliyet)
Ah, yetmezdi bunlar. Her şeyi istiyordunuz yeni ordunuza: “Polisin Heron’u da olacak” “(16.08.2011, Taraf)
Bu kadarı da yetmezdi size, madem yeni ordu kuruyordunuz: “Özel Harekâta özel istihbarat.”(12.08.2011, Vatan)

O, her şeyi çok bilen danışmanlarınız kocaman kocaman laflar ediyorlardı havalı merkez medyanın orta sayfa röportajlarında: “Terörle mücadele askerin elinden alınıp polise verilmeli. (Sedat Laçiner, 18.03.2011, Vatan)
Elini kolunu bağladınız askerin, dağda gördüğü teröristi durdurmak için bile Vali’nin izin vermesini şart koştunuz. (16.08.2011, Habertürk)

Yeni yöntemleriniz vardı artık sizin. Amerika’da eğitilmiş FBI Akademisi mezunu polis şefleri şimdiye kadar hiç bilinmeyen yöntemler kullanacaklardı. Bunun da reklamları yapılmalıydı değil mi? Önder Aytaç, Emre Uslu, nasıl da boy boy fotoğraf veriyorlardı gazetelerin orta sayfalarında. “Samih Teymur FBI Akademisi mezunuydu, Mustafa Sağlam bölge halkını kazanmıştı, Önder Aytaç PKK’yı kalemle vurmuştu, Emre Uslu saldırıları yazmıştı.”(26.05.2011, Akşam) Alkış… İşte bu zaman kadar askerin yapamadıklarını yapacak koalisyon buydu.
Ne güzel günlerdi değil mi, bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendiniz.

Havalı pozlar veriyordunuz gazetelerin foto muhabirlerine. Hep birlikte koşma enstantanesi filan. Ve manşetleriniz PKK’nın kanını donduruyordu korkudan: “Teksas’ta doktora, Güneydoğu’da görev” (26.05.2011, Hürriyet) “Din eğitimi de verilecekti polise” (14.10 2012, Cumhuriyet) Ki, tam olsun teçhizatı. Yeri gelince dua edecekti polis, RPG-7’ye karşı. Samanyolu Tv’nin o ucuz dizilerinde, roket yağmuru altında ezan okuyan ve kılına zarar gelmeyen polis figürlerini kazıyordunuz halkın beynine. Aynı haber bültenlerinde askerlerin terörle mücadele adı altında cami bombalamaya çalıştıkları, yargısız infazlar yaptığı en beylik tekrarlarınızdı.
Ama o akınlar PKK’ya değil Türk ordusuna yapılıyordu. Bu arada bu kadar akını yapan polisler, askerlik de yapmamalıydı değil mi? Alt tarafı bir yasaydı, hemen çıkarıverdiniz. (17.05.2011, Hürriyet) Ve “11 bin özel timci” de alıyordunuz işe… (23.08.2011, Hürriyet) Bunlar sınır ötesi operasyonlara da katılacaktı. (14.09. 2011,Hürriyet)

Bakın ne hale getirdiniz memleketi. İşte bugün haber bültenlerine düşüyor: Diyarbakır İl Tarım Müdürlüğü'ne ait resmi aracın PKK tarafından kaçırıldığı iddia ediliyor. Araçta GPRS olduğu için hareketleri görülebiliyormuş. Sürekli hareket halinde olduğu belirtiliyormuş. Aynı şekilde Dicle Kaymakamlığı'nın aracının da kaymakamın araçtan indirilerek kaçırıldığı iddia ediliyor.

Doğru mu? Hiç şaşırtmaz beni… Terör örgütünün Ağrı’da mahkeme kurduğunu, kendi kaymakamlarını atadığını, bir devlet düzeni içinde rutin kontroller yapıldığını her gün okumuyor muyuz gazetelerde…
Alın işte memleketi getirdiğiniz durum budur…

Ne kadar övünseniz azdır.
Şimdi yeniden askerle çözüm bulmaya çalışıyorsunuz ya bunlara. O da zor artık, döneceğiniz bir yer kalmadı. Yok ettiniz o 30 yıllık mücadele ruhunu, öyle boşaldı ki meydan, kışlalarımızda PKK marşları söylemeye başladı askere gelen gençler.

Yok ettiniz Mehmetçik ruhunu. Sattınız paraya… Her sıkıştığınızda bedelli askerlik yasaları çıkardınız. Parası olan yaşasın, ölmeyen hudut boyuna dediniz bu millete. Unuttunuz, para karşılığı korunan hudut, para karşılığında satılır.

Sözleşmeli subaylık, astsubaylık icat ettiniz. Her merdiven altına kurduğunuz üniversitelerden, mezun olan, arkeolog, öğretmen, iktisatçı, beslenme diyet uzmanı subaylarımız, astsubaylarımız oldu. Başka iş bulamadılar çünkü ve askerlik sadece bir işti artık. Hem siz, hem de onlar için.

Şimdi yeniden asker gönderecekmişsiniz, polisin yerine…
Son sözü Arap geleneğinden bulmalıyım. Siz pek seversiniz.
Bad’el harab’ül Basra… Yani Basra harap olduktan, iş işten geçtikten sonra, ne yaparsan yap.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.