Barış mı istiyoruz?


Barış Tınay

Barış Tınay

06 Ağustos 2015, 11:47

Zor günlerden geçiyoruz. Vicdanlardaki derin sızı, her gelen ölüm haberi ile daha da şiddetleniyor. AKP’nin seçim sonrası çatışma çığırtkanlığının vebalini hep birlikte, ulus olarak ödüyoruz. Oy ve iktidar için teröre taviz verenler, tüm uyarılara kulak tıkayanlar, görmezden gelenler, sessiz kalanlar, “analar ağlamasın” edebiyatı ile terörü maskeleyenler de bu sürecin diğer, eli kanlı mimarlarıdır.

AKP’nin seçim sonrası açılım sürecini bitirmesi ve akabinde PKK’ya yönelik hava harekâtları büyük bir kesim tarafından erken seçimi yatırımı olarak nitelendiriliyor. Böyle bir süreçte AKP’nin milli bir çizgiye evrildiğini çıkartmak ne kadar yanlışsa, salt AKP ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden terör örgütünün propagandasına esir olmak da bir o kadar yanlıştır.

Aradaki çizgiyi, belirginleştirmemiz gerekiyor.

Demokrasi, Barış, Özgürlük…

Demokrasi, barış, özgürlük gibi insani değerleri ifade eden kavramlar, geçtiğimiz yüzyıl boyunca, içleri boşaltılarak, emperyalizmin bir aracı haline getirilmiştir. Emperyalizme karşı mücadele ettiğini var sayanlar dahi günlük politikada salt bu kavramları kullanarak, kendilerini sol-sosyalist bir çizgiye oturtmaktadır. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Demek istediğim, bu kavramları savununca otomatik olarak anti-emperyalist bir cephede yer almıyorsunuz. Anlamamız gereken ilk durum, budur.

Bahsettiğim önermeyi biraz daha açmak doğru olacaktır. Hemen yanı başımızda yaşanan insanlık dramları, gerçekleri anlamamız için oldukça yeterlidir. Suriye’ye, Irak’a, İran’a “demokrasi, barış, özgürlük” getirmeye çalışan batı emperyalizminin akıttığı kanların haddi hesabı yoktur. Demokrasiyi savunuyoruz diye Esad’ın karşısında, İran’a özgürlük gelsin diye Amerika’nın yanında saf tutamayız. Tam tersine buralardaki konumlanmamızın temel ölçütü de, emperyalizmin karşıtlığı olmalıdır.

Devlete Dur Demenin Kolaycılığı…

Bugün ne yazık ki, tam anlamı ile “ikiyüzlü” bir barış süreci yaşıyoruz. Evet barış istiyoruz, bunu da “Biji Obama” diyerek değil, “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek başarabiliriz.

Emperyalizmin barış getirdiği görülmüş şey midir?

Emperyalizm savaş ister, bütün krizleri de savaş ile çözer.

Bakın hep birlikte görüyoruz, yaşıyoruz. PKK’nın terör eylemlerini kınamaya dahi eğrinenler; TSK operasyonları karşısında bir anda barış güvercini kesiliyor. Tabi devlete dur demek ile solculuğa zeval gelmiyor. Peki bu iki yüzlülük değil midir?

Her terör saldırısı arkasında MİT’i, TSK’yı arama gayretkeşliğini de ibretle takip ediyoruz. Yaşanan yoğun terör eylemlerinden de anlaşıldığı üzere, PKK’nın da çatışma ortamı istediği net bir şekilde ortadadır. Terör eylemlerini MİT gerçekleştiriyor ise, o zaman PKK neden bu eylemleri üstleniyor, neden reddetmiyor? Ya da gerçekten MİT yapıyor da, PKK da eylemleri üstleniyorsa nasıl bir işbirliği ile karşı karşıyayız?

***

Bizler terörün her türlüsüne karşı çıkmak zorundayız. Terör nereden gelirse, gelsin. Devlet terörüne de karşı çıkacağız, PKK terörüne de karşı çıkacağız. Çıkmak da zorundayız. Eğer ki taraf tutar, birine siyaset için sessiz kalırsak, bizlerin de üzerine kan sıçrar. Biz de insanlık suçunun ortakları oluruz.

Lafın kısası her barış, barış değildir. Her barış isteyen de, samimi değildir. Barış kelimesi altında siyaset üretenlerin, emperyalizme karşı takındıkları tavrı, bulundukları konumu berraklaştırmamız gerekir. Antiemperyalist bir cephede bulunmayanların barış söylemine destek vermek, emperyalizme dolaylı hizmet sağlamaktadır. Dolayısı ile bizler silahlar sussun, kimse ölmesin, barış olsun istiyorsak ne yapabileceğimizi oturup, tekrardan düşünmeliyiz.

***

Türkler ve Kürtler iç içe geçmiş, iki kadim halktır. Bu kanlı coğrafyada, ayakta durmak ancak birbirimize sarılmak ile mümkündür. Ortadoğu'nun kaderi Türk ve Kürt halklarının birlikte yaşam mücadelesinden geçmektedir. Açık ve net.

Sorumluluklarımızın ve gerçeklerin farkında olalım.

Emperyalizme direnmeden barış olmaz, olursa da onun adı barış olmaz.

Barış TINAY
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selahattin Erden - 1 yıl önce
Bu ülkenin bankaları, özel sektörü ABD doları ile fonlanırsa, bu ülkede borsa forex gibi türev piyasalar almış başını gitmişse barış gelmez, barış için çok yönlü tedbir alınmalıdır.