banner1199

banner1197

03.01.2015, 20:39

Batı Asya'da İran'la birlik olmak

 Son aylarda Batı Asya Birliği üzerine değişik şehirlerde çok sayıda konferans verdim. Hemen hemen her konferansta dinleyiciler tarafından yöneltilen; ‘Batı Asya Birliği güzel de şeriat yasaları yönetilen İran’la bu birlik nasıl olacak?’ sorusuyla karşılaştım.
Irak ve Suriye’nin bugün içinde oldukları durum ise, cevaplanması gereken başka bir soru oldu.
Bu ve benzer soruların belli başlı iki nedeni bulunmaktadır. Birinci olarak belirtilmesi gereken nokta, İran konusundaki bilgi eksikliği ve önyargılardır.

Görülmeyen değişim
Türkiye’de özellikle sol ve laik kesimde İran’la ilgili olarak 1980’li yıllardan kalma katı bir önyargı bulunmaktadır. Şüphesiz, İran’daki rejimin bu yıllardaki uygulamaları ve aynı zamanda İslam ülkelerine yönelik “İslam Devrimi”ni ihraç etme yönündeki gayretleri bunda etkili olmuştur. Batı’dan kaynaklanan Anti-İran propagandanın rolünü de unutmamak gerekir.
Görülmeyen olgu ise şudur: Dünyamızın ve bölgemizin gerçekleri, 1990’lı yıllardan itibaren İran’ı adım adım farklı bir yere getirdi.
İran’ın bugün, devrim ihraç etme peşinde olduğunu hiç kimse iddia edemez.
İran’ın dünyadaki en yakın dostları, Çin, Rusya, Venezuela ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti gibi ülkelerdir.
İran, Suriye’de iktidar durumundaki laik Baas yönetimi ile tam bir dayanışma halindedir.
İran, 1990’ların ortalarından bu yana Türkiye ile iyi ilişkilere daima büyük önem vermiştir.
Kısacası İran emperyalist tehditle yüzyüze geldikten sonra dünyanın anti emperyalist güçleriyle birlikte olmuştur. Komşularına ve bölge ülkelerine yönelik politikası ise, toprak bütünlüğüne ve milli egemenliğe saygı temelinde emperyalist tehdide karşı birleşmeyi esas almaktadır.
Tartıştığımız konu açısından bu tespitlerden şu sonuç çıkar: Türkiye, emperyalizme karşı tavır almaya başladığında İran doğal bir müttefik olarak yanında olacaktır.

İran gerçekliği
Öte yandan bugünkü İran gerçeği yaygın olarak bilinenden çok farklıdır. İran’ın siyasal ve toplumsal hayatında şeriat bir kabuktan ibaret hale gelmiştir. Gerek 21. Yüzyılın gerçekleri, gerekse İran’ın emperyalizme karşı dünya çapında oluşan saflaşmada aldığı konum, zannedilenden bambaşka bir İran ortaya çıkarmıştır.
Örneğin Türkiye üniversitelerinde kız öğrenci oranı son olarak yüzde 43 iken, İran’da bu oran yüzde 65’tir. Kadın öğretim üyesi sayısı da son yıllarda erkek öğretim üyesini geçmiştir (Türkiye’de yüzde 41). Keza Tahran’da sokakta araba kullanan kadın oranının tüm araba kullananların yüzde otuzu olması da İran hakkında bir fikir edinmemizi sağlayacaktır. (8 Haziran 2014, Sabah)
Bu rakamlar, Cumhuriyet devrimini yaşamış ve kadın hakları konusunda dünyanın en ileri örneklerinden birini gerçekleştirmiş Türkiye’nin, bugün İran’dan daha iyi durumda olmadığının kanıtlarıdır.
Keza İran sinemasının bugün dünya sinemacılığı içinde edinmiş olduğu saygın konum da, üzerinde düşünülmesi gereken bir başka noktadır.


Devrim en büyük dönüştürücüdür
Batı Asya ülkelerinin birliği fikrine olumsuz bakanlar sürece statik bakıyorlar. Anti emperyalizm temelinde bir araya gelecek bölge ülkeleri bugünkü durumlarından çok farklı bir konumda olacaklardır.
Anti emperyalizm temelinde birleşmek, Devrimdir. Devrim, onu yaşayan bireyleri, toplumları ve ülkeleri değiştirir.
Osmanlı Devleti, şeri esaslara göre yönetilen bir devletti. Böyle olduğu için örneğin Aleviler büyük şehirlerden uzak ve toplumsal-siyasal hayatın dışında, sığındıkları ücra köşelerde hayatlarını sürdürüyorlardı.
Cumhuriyet, Türkiye’nin bütün insanlarını her yerde bir araya getirdi. Oldukça uzun bir süre Türkiye’de insanlar, komşusunun dinini, mezhebini merak etmeden yaşadılar. Bu büyük değişimi mümkün kılan Cumhuriyet Devrimi oldu.
Aynı şekilde anti emperyalizm temelinde Batı Asya ülkelerinin bir araya gelmesi, dünya ölçeğinde büyük bir devrimin yaşanması anlamına gelecektir.
Böylesine bir devrimi başaran toplumların ve ülkelerin bugünkü durumlarının aynen devam edeceğini sanmak, gerçekten uzaklaşmaktan başka bir anlama gelmez.

En büyük engel
Bir gerçeği daha saptamakta yarar var. Batı Asya Birliğinin önündeki en büyük engel sanıldığı üzere ne İran’daki rejim, nede Irak ve Suriye’nin yaşamakta olduğu terör sorunudur.
En büyük engel, Türkiye’de işbaşında olan AKP iktidarıdır. Türkiye’nin bir milli hükümete kavuşması bütün bölgeyi birleşmesine giden yolun açılması anlamına gelecektir.

Mehmet Bedri Gültekin
[email protected];
[email protected]

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P