Batı'nın İkiyüzlülüğü: Mülteci Meselesi


Barış Tınay

Barış Tınay

03 Ekim 2015, 09:51

Bodrum'da mülteci faciası, Ege’de göçmen teknesi battı, Akdeniz’de kaçakları taşıyan gemi yakalandı, Suriyeliler kamyon kasasında öldü, Libya'dan İtalya'ya giden mülteci gemisi alabora oldu, Akdeniz'de facia 300 ölü, Mültecilere polis saldırısı, Göçmenler sınır dışı edildi...

Doğru bir tedavi için öncelikle doğru teşhis koymamız gerekiyor. Bu, hayatın her alanında da böyledir. İnsanlar her şeyini feda ederek, ölümü de göze alarak, neden Batı Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor? Sormamız gereken soru, budur. Bu sorunun cevabı da, alınacak önlemleri konuşmaktan çok daha önemlidir. Mültecileri basit ekonomik gerekçelerle açıklamak ya da konuyu özünden saptırararak tedbirler üzerinden değerlendirmek, Batı'nın gerçekleri gizleme çabalarıdır. Bugün yaşanılan acıların ana sebebi, hoşumuza gitsin ya da gitmesin, emperyalizmdir. Her ne kadar emperyalizm dendiğinde, artık dudak büken solcularımız olsa da, bizler bu gerçeği vurgulamaktan vazgeçmeyeceğiz.

Suriye'de yaşananlara bir bakalım. 2011 yılından itibaren başlatılan iç savaş ve terör ihracı sonucu 23 milyonluk ülkede; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin resmi verilerine göre, 4 milyon 88 bin Suriyeli ülkesini terk etti, 6 milyon kişi ise ülke içinde göçmen durumuna düştü...

Ölümü Göze Almış İnsanları, Hiçbir Tedbir Durduramaz...

Mülteciler için Avrupa, büyük bir hayal ve bu hayal de öylesine boyutlardadır ki, ucunda ölüm bile olsa denemeye değerdir. Nitekim daha şimdiden Ege ve Akdeniz, bu hayal uğruna mülteci mezarlığına dönmüş durumdadır. ABD ve AB son dönemde Orta Doğu'da, Batı Asya'da, Afrika'da, Doğu Avrupa'da yarattığı savaş-terör-çatışma ortamı ile yaşanan bu acıların baş sorumlularıdır. Yüzyıllardır mazlum milletleri alabildiğine sömüren Batı, bu sayede kendi refahını sağlıyor. Refahını korumak için sömürmeye, sömürmek için de savaşa ihtiyaç duyuyor. Bu savaşlar ise mülteci yaratıyor...

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği raporlarına göre, tüm dünyada mülteci sayısı 1959 yılında 12 milyon, 1993 yılında 15 milyon, 2005 yılında 37,5 milyon, 2010 yılında 43 milyon, 2012 yılında 45 milyon, 2014 yılında ise 59 milyondur. Bugün bu istatistikleri incelediğimizde görüyoruz ki, Batı'nın "barış, demokrasi ve özgürlük" ile makyajladığı sömürü politikaları, milyonlarca insanı katlederken, milyonlarca insanı da mülteci konumuna düşürüyor.

Sorunun Kaynağı Olanlar, Sorunlara Çözüm Üretemez...

Emperyalist sistemde ahlak yoktur. İnsanın, sadece insan olmasından kaynaklı hiçbir değeri yoktur. Bugün mülteci meselesine AB'den, ABD'den çözüm bekleyenler, büyük bir gaflet içerisindedir. Sorunun kaynağı olanların, sorunlara çözüm ürettiği de görülmüş şey değildir. Bakın AB, önümüzdeki dönemde beş milyonun üzerinde göçmen işgücüne ihtiyaç duyuyor. Bunu da mülteciler üzerinden karşılamak istiyor... Batı için mülteci demek, ucuz iş gücü demektir. İş gücüne katkı sunamayanlar ise sadece bir istatistik, bir bütçe kalemidir. Bu bakımdan mülteci meselesinin arka planındaki emek boyutunu da göz ardı etmememiz gerekmektedir.

Emperyalist savaşlara karşı mücadele etmeden, mülteci meselesine herhangi bir çözüm yaratamazsınız. Gösterişli toplantılarda Batılı liderler tarafından öne çıkartılan insani boyut ve mültecilerin bir insanlık sorunu olduğu argümanı, meseleyi sahipsiz bırakma ve ortaklaştırma çabalarıdır. Şunu bilmeliyiz ki; bu bir insanlık sorunu değil, bu bir emperyalizm sorunudur. Dolayısı ile sorunun kaynağı çözüm değil ancak yeni mülteciler yaratır.

Mülteci meselesi çözüme kavuşturulmak isteniyorsa, öncelikli olarak Suriye'de başlatılan savaşın durdurulması gerekmektedir. Her türlü vahşeti sergileyen terör grupları arkasındaki Amerikancı petro-dolar şeyhlerin desteğinin kesilmesi gerekmektedir. En son gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler toplantısında Küba Devlet Başkanı Raul Castro'nun da dediği gibi, Amerika'nın ülkeleri bölmeye yönelik politikalarına bir son vermesi ve bağımsız ülkelerin içişlerine karışmaması gerekmektedir.

***

Dünya'da dengeler değişiyor. Çin, İran ve Rusya üçlüsü, Irak ve Suriye'de ABD emperyalizmine geçit vermiyor. Obama'nın Birleşmiş Milletler toplantısında Suriye ile ilgili "Rusya ve İran ile işbirliğine hazırız." cümlesi, ABD'nin içine düştüğü acziyetin bir göstergesidir.

Bugün mülteci meselesini, bu gerçeklerden ayrı tutamazsınız. Yapılması gereken bölge ülkeleri ile birlikte, Suriye'deki savaşın durdurulması için mücadele etmektir. Türkiye bölge ülkeleri ile işbirliği yaptığı takdirde, ABD güdümlü terör sorununu da kısa sürede ortadan kaldıracaktır.

Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.