banner863

Bedelli Askerlik ve Bir İntihar Teşebbüsü


Yener Oruç

Yener Oruç

08 Aralık 2014, 01:43

“Ben burada asker ocağında sosyete çocuğuydum, komutanım”

Bir önceki yazımızın başlığı “Mehmetçikler Nöbete Memoşlar Bankaya” idi . O yazıda ulusa yönelik kurguyu yazmaya gayret ettim. Ama konunun beni çok rahatsız eden bir başka ve acı yönü var ki iş, güç, kariyer gibi nedenlere sığınarak Mehmetçik ünvanı yerine “Memoşluğu tercih edenlere ve ettirtenlere isyanımın içinde bir kor ateş gibi yüreğimi hala dağlar.

1984 yılında Diştabibi Asteğmen rütbemle tanık olduğum bir intihar girişiminden söz etmek istiyorum. Genel tıbbi bilgi ve görgümü arttırmak gayesiyle ev arkadaşım Tabip Asteğmenin gece nöbetlerine zaman zaman iştirak etmekteydim. O gecelerden birinde saatler 23:00’ı gösterirken dört asker panik içinde bağrışıyordu. Kucaklarında baygın vaziyette bir asker vardı. Getirilen bir intihar vakasıydı.

Askerlerin söylediğine göre ası yoluyla intihar teşebbüsünde bulunan askerin terhisine üç gün kalmıştı. Ve buna bir anlam veremediklerini söylemek gereğini duyuyorlardı.

Yalancı ve gerçek intiharları ayırt edecek verilere göre intihar gerçek bir intihar teşebbüsüydü.

Revirimizin az uzağında başlayan Alay Boru Takımı’nın çalışma yaptığı sık ancak küçük bir korulukla aramızdaki yolun bir gün önceki yağışla çamurlu olması nedeniyle koruluğun kuzeyinde kalan uzun, dik ve ıssız taşlık yolun nöbet yerlerine dağılacak askerlerin bu uzun yolu tercih etmelerine, koruluktan gelen ses ile ağaçların birinde olağan olmayan hareketliliği fark edip araştırmak üzere gittiklerinde son çırpınışlarında bulunan askeri gördükleri anlaşılmıştı.

Ağaçtaki esneme nedeniyle de boyun kırığı ve bir tarafı alt çene köşesine takılan ip nedeniyle tam bir asfeksi (boğulma) olmaması nedeniyle yaşama tutunan vakayı omuzlayıp, kurtarmaları bir intihara teşebbüsü ölümle sonuçlandırmamıştı.

Olay yerinin insansız, ıssız bir nokta olarak tercihi yalancı bir intihar olmadığının birincil göstergesiydi. İkincil olarak boynundaki ası izinin(telem) derinliğiydi. Bulanık şuur, solunum sıkıntısı da gerçek intihar teşebbüsü olduğunun diğer göstergeleriydi. Hemen gerekli kontroller yapıldı. Yaşamsal fiziki tehlike yoktu. Şükür zamanında yetişilmişti. Nöbetçi hekim arkadaşım hastayı uyutarak gözlem altına aldı. Ve benden hastanın uykusunu bölerek anamnez (hasta ve hastalık bilgisi sorgulama) alması gerektiğini, bu esnada gözlemci olarak bulunmamı istedi. Bu adli işlem sonrası sabah refakatle askeri hastanenin psikiyatri kliniğine sevk edilecekti.

Saat 04:30 ‘da hastanın anamnezine başlandı. Güneydoğulu bir askerimiz olan hasta niçin intihar ettin sorusuna çok acı yanıtlar veriyordu. Tezkereye sonrası sivil elbisesi ve yol parası yoktu. Kışlaya duhul ettiğinde birkaç gün hemşerileriyle kaldığı bekâr odası şartlarında kaldığı İstanbul’da gale (uyuz) kaptığı anlaşılmış ve zaten çok kötü olan giysileri rızası ile imha edilerek; hemen tecrit ve tedavi edilmişti.

Asker harçlıklarını, ihtiyaç duyacağı giysi ve yol masrafı için biriktirmiş ancak bu ihtiyaçları gidermek için çıktığı çarşı izninde bu küçücük parasını kaybettiğini söylüyordu. Muhtemel o ki çarşıda ya da bindiği dolmuşta çarptırmıştı. Ancak bu ihtimali aklına bile getirmeyen tertemiz Anadolu çocuğunun kimseden para istemeye yüzü tutmamıştı. Geri ödemesini nasıl yapacaktı ki!

Güneydoğu şivesinin vurgulayıcılığında söylediği sözler arasında bir söz vardı ki hala tüylerimi ürpertir kanımı dondurur. “ Düşündüm komutanım, köye dönsem ne yazar. Orada karnım aç, üst baş yok. Kırık dökük bir dam altında yarı aç yarı tok. Marabayız yani. Marabalık etmeğe mi döneceğim dedim. Nasıl canıma kıymayayım ki! Ben burada asker ocağında sosyete çocuğuydum, komutanım.”

Aktarmış olduğum bu yaşananın nicesi belki daha ağır olanları yaşanılmış ve yaşanmaktadır. Bu nedenle Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu adı dâhil olmak üzere değiştirilmelidir. Bu değişimin sadece katkısının bu dramların ortadan kaldırılmasının ötesine taşacak yararlı bir değişime dönüştürülmesi şarttır. İzninizle önerimi aktarıyorum.

Şimdi kısaltıp, düzeltmiş ancak içeriği aynı olan bu yaşanılanı, bir tespit ve bir çözüm önerisi olarak, ilkini 29.12.2010 ikincisini de 09.02.2011 tarihlerinde şu üst yazıyla CHP Genel Başkanlığı’na ve diğer yöneticilere hala arşivimde sakladığım şekliyle sunmuştum. Bu yaşanmışlığa yer vermeden önce üst başlığıyla ileti şöyle başlıyordu.

‘Cumhuriyet Halk Partisi İktidarında Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu Değişmelidir.’

Vatani hizmetini yapan yurttaşlarımıza Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu ile ödenen miktarlar yaşamsal bir ödeme miktarı olmaktan uzaktır. Bu kanuna göre erlerimize 17.21, onbaşı için 20.08, çavuş olarak görev yapan erbaşlara 22.95 TL ödenmektedir.

İlgili ödemenin muhatabının bireysel harcamaları için bile yetersiz olan bu miktar, silâhaltına alınmadan aile geçindiren er, erbaş ve aileleri için kâbuslarının karşılığıdır. Buna bağlı olarak kişi ve aile dramları gelişmektedir.

Sanırım bizzat yaşadığım bir örnek konuya ve önermeme yeterli açıklığı getirecektir.

Görüldüğü gibi verilen harçlıklar 2010 yılına ait. Güncel rakamlara ulaşmak mümkün olmadı. Ama sanırım eski rakamların en fazla dört beş katına çıkmıştır.” CHP’li değilim,CHP Milletvekiliyim” diyen birileri bedelli askerlikte yapılan ödemenin hakkaniyeti peşine düşünce yazmak şart oldu. Mükerrer olarak CHP Genel Başkanlığına gönderdiğim o iletinin devamında şunlar yazılıydı:

“Silâhaltına alınanlara Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu içeriğinde yapılan ödeme asgari ücret ile ilişkilendirilmelidir. Kaynak yeterliliği halinde asgari ücret taban olarak alınmalıdır.

Bu olası olmadığı takdirde iktisadi yeterliliğe göre alt sınır olarak asgari ücretin en az üçte ikisi ya da yarısı taban ücretlendirilme olmalı ve görevlendirilme farklılıkları dâhil vergi dışı kalmalıdır.

Sosyal güvenlik primi ödenecek harç miktarına bağlı olmadan asgari ücretin bütünü için ödenen miktarda olmalıdır.

Bu değişikliğin genel iktisadi kazanımları olarak aşağıdaki hususlar dikkate değerdir.

—Öncelikli olarak asker barındıran il ve ilçelerde olmak üzere ekonomik hareketlilik bağlı olarak çarpan etkiyle ulusal iktisadi hareketlilik artacaktır.

—Ödemelerin tasarrufa yönelmesi halinde bile ekonomiye katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

— Değişeceği ihtimali görülmeyen askeri yükümlülük süresi 15 ay önemli bir prim ödemesi zamanı olarak kayıtlı istihdam için önemli bir başlangıç ve devam noktası olarak kayıtsız istihdamı daraltıcı bir psikoloji yaratacaktır. Bağlı olarak kayıtlı istihdam artacak ve buna bağlı olarak da kayıtlı ekonomi oranımız artacaktır.

—Dolayısıyla kayıtlı istihdamın artıracağı bir vergi geliri de oluşacaktır.

—Çalışan (SGK primi ödeyen) ile emekli oranı değişecek SGK güçlenecektir.

—Ekonomide ve sosyal güvenlikte atılacak 15 aylık bu adım bir psikolojik tablo olarak ayrılıkçı teröre açık kapı aralığını daraltacaktır.

Kaynak Yaratma:Bir başka kaynaktan ilgili bütçe oluşturulamadığı takdirde vergi iadesi uygulamasına girilerek, buradan fon aktarılabilir. Vergi iadesi için KDV-Kart projesi ek olarak sunulacaktır.

Savunma Destek Harçlığı
Başlığıyla seçmene takdim edeceğimiz uygulamanın dört celp döneminde yaklaşık 150 bin askere alma ile sonuçlandığına bakarak bir matematik yürütürsek 600 bin kişi dolayısıyla bir o kadar aile söz konusudur. Ailede üç seçmen olduğu ortalamasıyla konuya baktığımızda 1.800.000 seçmeni ve seçmen niteliği kazanacak erleri de hesaba katarsak 4 milyon seçmene kadar hitap eden bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkar. Seçim bildirgemizde “Savunma Destek Harçlığı” olarak bir maddenin yer alması halinde oylarımızın bu yönde bir artış eğilimi göstermesi kaçınılmaz olup, durumu yurttaşa bir vergiden ziyade kayıtlı istihdam, SGK’nın güçlendirilmesi gibi faydalarına dikkat çekerek sunmak gerekmektedir.

Arz etmeye çalıştığım konunun Genel Merkezimizce değerlendirilmesi ve geliştirilmesi dileklerimle saygılarımı sunar, başarılar dilerim.

30 Mart 2010 Yener ORUÇ Dişhekimi CHP Antalya İl Delegesi “

İki iletimden bahsedip sonra mükerrer ifadesinde bulunurken belleğimin beni yanıltmamış olduğunu sakladığım iletinin sonundaki tarihten anlamış bulunuyorum Yani bu önermenin Kılıçdaroğlu öncesi de vardı. Meğer sakladığım iletiler son ikisiymiş. Mehmetçik kavramına ve çıkarlarına sahiplenilmesi maksadıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni genel başkan seçiminin aynı metni ulaştırdığımı anımsadım. Umursanmayanın ben olduğuma alınmam. Yandığım vatan savunması ve insani boyutuyla bedelli askerlik için CHP’nin nerede olduğudur. CHP ile ilişiğimi bu noktada gözden geçirmek zorundayım. Bu kararımı CHP’nin tavrı belirleyecektir. Mehmetçik kavramının vatan savunmasındaki yerinin ehemmiyetine mi yoksa basit yoksul edebiyatı üzerinde mi bedelli askerliğe muhalif olacak.

Memoşlar için kanun teklifi veren bir CHP mi MEHMETÇİKLER için çırpınan bir CHP mi bu kararı belirleyecektir.

CHP Genel Merkezini MEHMETÇİK kavramını korumaya davet ediyorum.


Yener Oruç
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oktay Yıldırım - 2 yıl önce
değerli hocam, bu mükemmel bir öneri. bunun mutlaka değerlendirilmesi gerek.