Bir kez daha Balkan Savaşı


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

25 Ağustos 2015, 09:31

Aşağıdaki makale, Ergenekon ve Balyoz tertipleriyle Türk Ordusu’nun Subay kadrosunun önemli bir tasfiyeye uğradığı 2012 ya da 2013 yılında yazıldı. Makalede Balkan Savaşı öncesinde İttihatçı oldukları gerekçesiyle yerlerinden edilen ve sürülen subayların yarattığı boşluğun faturasının ne kadar ağır olduğu anlatılmakta, bugün yaşanan tasfiyenin de benzer bir tehlikeye yol açabileceğinden bahsedilmektedir.

Ergenekon ve Balyoz tertipleri çöktü. Emperyalizm hedefine ulaşamadı. Aldığı darbelere rağmen TSK’nin birliğini ve disiplinini muhafaza ederek bugünlere gelmesi Türkiye’nin büyük şansıdır.

Bununla birlikte şimdi Güneydoğumuzda yaşanan manzaralar ve her gün gelen şehit cenazeleri Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin uygulanmasının sonucudur.

Ekteki makalede bu durumun yaşanacağı o günden öngörülmüştür. Son günlerin gelişmelerinin ardından iki yıl önceki saptamaların okunması yararlı olacaktır.

BALKAN SAVAŞI DERSLERİ, ERGENEKON-BALYOZ TERTİPLERİ

Balkan Savaşı, tarihimizin en yüz kızartıcı bozgunlarının başında gelir. 250 bin kişilik Osmanlı Ordusu, daha yeni devlet olmuş Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ’ın karşısında doğru dürüst direnemez bile.

Bütün Rumeli’nin elden çıkması, 15 günden daha kısa bir sürede olup bitmiştir. Osmanlı’nın en modern ve gelişmiş şehri Selanik, tek bir silah atılmadan teslim olmuştur.

Oysa Rumeli’de bulunan 250 bin kişilik ordunun, silah ve teçhizat bakımından, Osmanlı’nın son yüzyıllarının en iyi donatılmış ordusu olduğu söylenir. Sadece Doğu Ordusu’nun elindeki top sayısı, Bulgar Ordusu’nun elindeki toplardan daha fazladır.

Savaşa doğru gidilen aylarda genel kanaat, Osmanlı Ordusu’nun her bakımdan üstün olduğudur. “Büyük Devletler”in İstanbul’daki elçileri, Balkanlarda “statükonun bozulmaması” yönünde uyarılarda bulunmaktadırlar.

Bu koşullarda başlayan savaş, birkaç gün içinde Osmanlı Devleti açısından tam bir bozguna dönüşmüştür. Doğu ve Batı Orduları arasındaki irtibat kesilmiştir.

Osmanlı Ordusunun yenileceğinin belli olması üzerine, Yunanistan da savaşa katılır. Bulgar Ordusu, Çatalca’ya dayanır. Bütün Rumeli elden çıkar.

Balkan Savaşı bozgununun bugün için son derece önem taşıyan dersleri vardır:

OSMANLI ORDUSUNA OPERASYON
1912 yılında yapılan seçimlerin ardından, 22 Temmuz 1912’de, Gazi Muhtar Ahmet Paşa Hükümeti kurulmuştur. Kabine üyelerinin yaş ortalaması 65’in üzerindedir.

Ama Hükümetin en önemli özelliği, İttihat ve Terakki’ye karşı olanların inisiyatifi ele geçirmiş olmasıdır. Azılı İttihatçı düşmanı Kâmil Paşa, kabine üyesidir.

Ordu içinde, İttihat ve Terakki’ye karşı olan “Halaskâran Zabitler” adlı bir grup, Kabine’nin bazı üyeleri tarafından korunmaktadır.

1912 yazında Rumeli Ordularında görev yapan çok sayıda değerli kumandan ve genç subay, İttihatçı oldukları gerekçesi ile Anadolu’ya ve İmparatorluğun diğer bölgelerine sürgüne gönderilir.

Dışişleri Bakanı Narodokyan Efendi’nin verdiği rapor ve güvence üzerine 120 bin asker terhis edilir. Osmanlı Hükümeti, “Büyük Devletler”in Balkanlarda bir savaşa izin vermeyeceği kanaatindedir.

Savaş başlar ama savaş durumunda yapılacak işleri bilen, hazırlanan planları uygulayacak subay bulunamaz.

KASADA UNUTULAN SAVAŞ PLANLARI
Tevfik Çavdar, “Talat Paşa” adlı kitabında (İmge Kitabevi, 2001), Celal Bayar’dan aktararak şöyle yazar: “Eski iktidar Muşir Ahmet İzzet Paşa’nın anlattığı savaş planlarının yanı sıra, seferberlik zamanında derhal uygulanacak tafsilatlı, mükemmel bir iaşe ve levazım planı hazırlanmış, zamanı gelince açıp kullanılmak üzere gizli kasaya konmuştu.

Daha sonra yapılan Hükümet değişikliğinde (Babıâli baskınından sonra olsa gerek) işten uzaklaştırılmış eski uzman subaylar tekrar yerlerini aldıkları vakit kasayı açmışlar, ‘planlara el sürülmediğini’ derin bir hayret ve esefle görmüşlerdir.”

Lüleburgaz Savaşı üzerine yabancı yorumcuların yaptığı değerlendirme de son derece aydınlatıcıdır:

“Lüleburgaz Savaşı dört gün sürdü. Harbin sonucu belli oldu. Savaşı Türkler kaybetti. Çünkü askerin ekmeği, başkumandanın telgrafı yoktu.” (Age. s. 261)

Şimdi gelelim bugüne…


GÜNÜMÜZDEKİ OPERASYON
Türk Ordusu’nun 68 generali bugün hapistedir.

Tutuklu subay sayısı yüzlerle ifade edilmektedir. Sadece “Balyoz” davasında 250 komutan tutukludur.

“Ergenekon”, “Balyoz”, “Askeri Casusluk”, “Poyrazköy”, “fuhuş” vb. adlar altında, subayları hedef alan doludizgin bir kampanya yıllardır yürütülmektedir.

Türk subayının bugün vatanı savunmak için attığı her adım, potansiyel bir tutuklanma nedeni haline gelmiştir.

Daha önemlisi, beş yıllık psikolojik savaşın ardından, Ordu’nun yaşadığı itibar kaybıdır.

Bu açıdan bir kıyaslama yapıldığında, Balkan Savaşı öncesi durumdan daha beter bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz görülür.


TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE
Türkiye bugün, AKP Hükümetinin izlediği politika sonucu, Suriye ile savaşın eşiğine gelmiştir.

Ama Türkiye’nin varlığına ve bütünlüğüne yönelen tehdit Suriye’den değil, ABD işgalindeki Kuzey Irak’tan ve yine ABD himayesindeki bölücü kalkışmadan geliyor.

Balkan Savaşı’ndan tam yüz yıl sonra, aynı plan bir kez daha sahneye konmuştur.

Günümüzün Hürriyet ve İtilafçıları, bir yandan Ergenekon Operasyonlarıyla Ordu’yu savaşamaz duruma getirirlerken, öte yandan Kuzey Irak ve Suriye üzerinden Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir kalkışmanın taşlarını döşemektedirler.

Bütün sorun, milletimizin 100 yıl sonra aynı tuzağa bir daha düşüp düşmeyeceğindedir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa cenap aytepe - 1 yıl önce
bu milletin gözünü kör kulağını sağır ettiler ergenokon davalarında aslanlar gibi savaşarak dünyaya ders veren tutuklu olduğu halde muktedirlerin uşaklığını yüzlerine vuran önce doğu perinceği ve ordumuzu hala taktir etmesini bilmediler ve ermeni soy kırımı vardır diyeni millet vekili, yapan partiye bile eriştirmediler artık böyle başa böyle tarak demek gerekıyor.