banner863

Bir Onbaşı, Beni Cinayetlerine Ortak Edemez!


Barış Tınay

Barış Tınay

06 Haziran 2016, 13:55

Almanya Federal Meclisi, beklenildiği üzere 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan yasa tasarısını onayladı. Bu sayede, 14 yıllık AKP iktidarında toplamda 23 ülke sözde soykırımı tanımış oldu. 2002 öncesi bu rakamın yalnızca 6 olduğunu belirtelim. AKP'nin yanlış, tutarsız ve de iç politikaya dönük popülist siyasetlerinin bedelini, ne yazık ki millet olarak hep birlikte, her alanda ödüyoruz.
Bu tasarının Alman meclisinde oylanacağı aylar öncesinden bilinmesine rağmen, ne iktidarı ne muhalefeti bu konuda ciddi bir çaba içerisine girmiştir. Karar çıktıktan sonra kamuoyuna dönük yapılan sert açıklamaların, ortak deklarasyonların ise herhangi bir kıymeti harbiyesi bulunmuyor.

Kendimizi ve Tarihimizi Anlatma Konusunda Başarılı Değiliz...
Almanya ile ilişkilerimiz gündemdeyken, üzerinde yeterince durmadığımız ve dünyaya da anlatamadığımız bir konuyu yazmak istedim. Bildiğiniz üzere bizler, kendimizi ve tarihimizi anlatma konusunda başarılı değiliz. Batı'nın önyargılarını kıracak, sistematik bir çalışma da yürütemiyoruz. Mesela Atatürk'ün Hitler'in soykırımından kaçan bilim adamlarını ülkemize davet ederek, onlara çalışma olanağı sağladığı pek bilinmez. Aslında bilinmesi pek istenmez.
1933 yılının baharıdır. Almanya'da genel seçimleri Nasyonal Sosyalist Parti kazanır ve Hitler Başbakanlığa getirilir. Malumunuz, akabinde Yahudilere yönelik baskılar artar. Dünyaca ünlü, Alman Fizikçi Albert Einstein da bu baskılara maruz kalır ve Fransa'ya göç etmek zorunda kalır.
Aynı tarihlerde, Nazi tehditlerine karşı Paris merkezli "Yahudi Nüfusu Koruma Grupları Birliği - OSE" isminde bir birlik kurulur.Birliğin şeref başkanlığına ise Einstein seçilir. İşte bu dönemde, Einstein imzalı bir mektup, Başbakanlığa gelir. Bu mektubun Einstein tarafından değil ama bilgisi dâhilinde yazıldığı söylenmektedir. Çünkü mektup Einstein'ın ıslak imzasını taşır. Mektupta, Almanya'da çalışma imkânı kalmayan 40 bilim adamı için Türkiye'den iş talebinde bulunulmaktadır. Atatürk teklifi tereddütsüz kabul eder ve bu bilim adamlarının tamamı Türkiye'ye getirilir.
O dönemler tabi, Cumhuriyetimizin 10.yılıdır. Dört bir yanı demir ağlarla örülen, fabrikaların tüttüğü, eğitim kurumlarının açıldığı, her alanda devriminigerçekleştiren genç bir Cumhuriyet vardır. Yani, "Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir" sözünün laf değil, gerçek olduğu zamanlardır.
İşte bu genç Cumhuriyet, Nazilerin zulmünden kaçan Alman bilim adamlarına kapılarını sonuna kadar açar. Toplamda190 bilim adamı, ülkemize sığınır ve her biri için tüm imkânlar seferber edilir. Bu isimler de kadirşinas halkımıza ellerinden gelen tüm desteği verirler. Hatta kendilerine hizmetlerinden ötürü fahri hemşerilikler bile verilir. Menderes bile kendisine verilmeyen fahri hemşeriliği “gâvurlara veriyorlar” diyerek sitem eder. Savaş bittikten sonra ise kimileri Türkçe öğrenip hayatını bu topraklarda sürdürmeye devam ederken, kimileri ise harap olmuş memleketlerine dönüş yolu tutar.

Hitler'e Boyun Eğmeyen Genç Cumhuriyet...
Dünya’nın en kanlı savaşının, en kanlı diktatörünün hüküm sürdüğü zamanlarda, Atatürk ve silah arkadaşlarının temkinli ve akıllı politikaları sayesinde böylesine büyük bir yıkımın içerisinde yer almadık ama hiçbir zaman da tam bağımsızlığımızdan ödün vermedik.
Nazilerin zulmünden kaçan Yahudi bilim adamlarının Türkiye'ye sığınması üzerine, Hitler'in Türkiye'yi sözlü olarak tehdit ettiğiileri sürülür.Atatürk'ün de bu tehdidi kendisine ileten Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras ve Maarif Vekili Reşit Galip Bey'e "Bir Onbaşı, beni cinayetlerine alet edemez" diyerek Yahudi bilim adamlarının kabul işlemlerinin hızlandırılması talimatı vermiştir.
Bir diğer örnek de Atatürk'ün ölümünden sonra gerçekleşir. 2.Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1939 yılında da, Almanya Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı HerbertScurla, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile görüşerek, Yahudi bilim adamlarının iadesi talebini yineler. Buna karşılık da Almanya'nın en parlak bilim adamlarının Türkiye'ye gönderileceğini söyler. İnönü liderliğindeki Genç Cumhuriyet de, Hitler'in baskılarına boyun eğmez ve bu isteği bir kez daha reddeder.
***
Evet, tarihimizi bilmiyoruz. Bildiğimizi de anlatamıyoruz.
Her milletin tarihinde olduğu gibi bizim tarihimizde de ne yazık ki istenmeyen olaylar, acılar, zulümler bulunmaktadır lakin soykırım gibi aşağılık bir suç bizim tarihimizde hiç yoktur, olmamıştır.
Türk milletine "soykırımcı" yaftası yapıştırmak isteyenler, kendi suçlarına ortak arama derdindedir.
İnsanları toplama kamplarında işkence ile öldüren,fırınlarda yakan,gaz odalarında zehirleyen bir milletin, bizi olmayan bir soykırım ile olmayan bir yetki ile suçlamasınınbaşka bir izahı yoktur.



Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.