Bir “zorunluluğun” kendini göstermesi


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

17 Mayıs 2016, 17:25

Aydınlık gazetesi, dünyaca ünlü araştırma şirketi PEW’in çeşitli İslam ülkelerinde geçtiğimiz aylarda yaptığı kapsamlı kamuoyu araştırmasını, İsmail Kahraman’ın sözleri üzerine yeniden haber yaptı.
Buna göre Türkiye’de yasaların dini kurallara göre olmasını isteyenlerin oranı yüzde 12.
Daha da önemli olan şu: PEW aynı araştırmayı 2013 baharında da yapmış. O zaman şeriatı isteyenlerin Türkiye’deki oranı yüzde 17.
Aynı yıllarda yasaların dini kurallardan bağımsız olmasını savunanların oranı ise yüzde 27’den yüzde 36’ya yükselmiş.
Rakamlar, laikliğin Türkiye açısından bir “zorunluluk” olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte son yıllarda laiklikten yana kamuoyu eğiliminin güçlenmesinin nedenleri üzerinde durmak gerekiyor.


Türkiye’nin özgünlükleri
Elbette en başta Türkiye’nin özgünlükleri üzerinde durmak gerekir. Türkiye, laik kadroların önderliğinde mazlum milletler tarihinin ilk Kurtuluş Savaşını verdi. Ve bütün ezilen insanlığa örnek olan büyük bir Devrime ev sahipliği yaptı.
Nüfusumuzun büyük çoğunluğunun yaşadığı Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde halkın ezici çoğunluğunun laik Cumhuriyetten yana olması son derece önemli bir kazanımdır.
Hiçbir kuvvet Trakya’nın, Ege’nin ve Akdeniz’in insanına Ortaçağ’ım yaşam biçimini dayatamaz, kabul ettiremez. Gelişmeler içinde insanımızın, tehlikenin daha fazla farkına vardığını söyleyebiliriz.


Dünyadaki Cehennem
Hiç şüphe yok ki çok önemli bir neden de, İslam dünyasında son yıllarda yaşanan gelişmelerdir.
Türkiye’nin hemen yanıbaşında İslami yasalardan hareket ettiklerini söyleyenlerin sergiledikleri vahşet son derece uyarıcıdır.
IŞİD ve benzeri örgütler; “Cehennemi dünyaya getirdiler.” Dinciler; Ezidi ve Hristiyanlar gibi başka dinlerin mensuplarına, farklı mezheplere mensup Müslümanlara ve tabi ki en başta da din kurallarına göre yaşamak istemeyen herkese cehennem hayatı yaşattılar.
Dünya “Cehennem” olunca, Dincilere düşen rol de “Zebanilik” oldu. Zebani de olsan sonuçta Cehennemdesin.
Yani İslamcıların 21. Yüzyılın dünyasında kurmak istedikleri düzen kendileri dahil herkes için hayatı dayanılmaz kıldı. Bütün bunlar yanıbaşımızda oldu ve elbette Türkiye’de yaşayan herkes bu durumdan gereken dersi çıkarmaktadır.


Gericilik kaybediyor
Üçüncü olarak dünyada yaşanan genel sürece bakmak gerekir.
Emperyalizmin neoliberal gericilik dönemi artık geride kalıyor. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Asya’da…
ABD ve müttefikleri son 20 yıl içinde askeri bakımdan hamle yaptıkları her yerde yenildiler.
Emperyalizm destekli olarak hortlatılan Ortaçağ gericiliği birçok yerde etkin oldu. Ama şimdi emperyalizmin dünya çapında kaybetmesine bağlı olarak İslamcılık da kaybediyor. Cezayir, Mısır, Tunus, Suriye ve diğer İslam ülkelerinde İslamcılık yaptığı hamlelerin altında kaldı.
Elbette bu durumun da Türkiye’ye yansımalarının olması kaçınılmazdır.


AKP’nin pratiği
Son bir etken olarak AKP’nin 14 yıllık iktidar pratiğini belirtmek gerekiyor.
AKP, dinci bir partidir. Dini kuralları hayata geçirmek olarak özetleyebileceğimiz gerçek amacını gizlemiyor da. 2008 yılında Anayasa Mahkemesi de bu gerçeği saptadı.
Ama öte yandan 14 yıllık AKP iktidarı pratiği, ABD’nin BOP eşbaşkanlığıdır, komşularımıza terör ihracıdır, yolsuzluk ve suistimallerdir, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır, Türk Ordusu’na ve yurtseverlere karşı Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin sahneye konmasıdır; Askeri ve polisi, karakol ve kışlalara hapsederek PKK’nın önünün açılmasıdır vb. vb.
Halkımız AKP’yi değerlendirirken aynı zamanda bütün bu pratiğe de bakmaktadır.


Kaçınılmaz son
İşte PEW’in yaptığı araştırmanın sonuçlarına bütün bu gerçeklerin ışığında bakmak gerekiyor.
Kısacası tıpkı ABD emperyalizmi gibi siyasal dinciliğin de kaybettiği bir tarih döneminin içindeyiz.
Mustafa Kemal’in ülkesinde dincileri bekleyen son, tarihin derinliklerine havale olmaktır.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.