Bu da öğretmenler bildirisi


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

11 Nisan 2016, 19:24

Sayıları binden fazla… Her okuldan öğretmen var içlerinde. Akademisyenlerin teröre destek veren bildirisinin çok fazla konuşulduğu bugünlerde, çok büyük önem taşıyan bir bildiri. Birçok gazete tarafından manşetten verilen bu bildiriye imza atan öğretmenlerimizden biri olan İlhami Kip’ten tam metnini aldım. Sadece ara başlıklar koyup aynen aktarıyorum.

İlk eleştiriye kendilerinden başlıyorlar

“Bazı meslektaşlarımız, bildirideki bazı düşüncelere katılmadıklarını söylediler. İtirazları şu noktalardadır: ‘Ayrı görüşten öğrenciler aynı çatı altında okuyamazlar. Biz bütün öğretmenleri eşit göremeyiz. Siyasi görüşlerinden ötürü gerekirse sınıfta bırakırım. Bizim grubun kararı olmadan imza atamam. Çok iyi ama biz ne yapabiliriz ki? Bu iş imza ile olmaz vb.’ Bu görüşlerin doğru olmadığına inanıyoruz. Öğrencilerimize, hangi görüşten olursa olsun, eşit ve öğretmence davranmak gerektiğine inanıyoruz. Onları yurdumuz ve halkımız için yararlı birer insan haline getirmek için üzerimize düşen görevi sabırla yerine getirmeliyiz.”

Öğretmenlere yönelik şiddete karşı birlik çağrısı yapıyorlar

“Okullarımızda Can güvenliği ve öğrenim özgürlüğü ciddi bir tehdit altındadır. Öğretmenler öldürülmekte, dövülmekte, tehdit edilmektedir. Öğrencilerimiz öğretmenlerine karşı saygısız davranmaya kışkırtılmaktadır. Hangi çevreden gelirse gelsin ve hangi öğretmene yönelirse yönelsin, öğretmenlerin can güvenliğine ve öğretme özgürlüğüne yönelen saldırıları şiddetle lanetliyoruz. Bu tip saldırılara karşı birlikte tepki gösterilmesini öneriyoruz.”

Öğrencileri birbirlerine kışkırtanlara karşı birlik çağrısı yapıyorlar

“Bazı mihraklar öğrencilerimizi birbirine düşman gruplar haline getirmeye çalışmakta, kan davası gütmeye kışkırtmaktadırlar. Bazı öğrencilerimiz, sırf farklı bir görüş taşıdıkları için okul arkadaşlarına saldırabilmekte ve bu tutumunu savunabilmektedir. Oysa okullarımız birer savaş alanı değil, öğrenme, kardeşlik ve barış yuvaları olmalıdır. Hangi görüşü taşırsa taşısın bütün öğrenciler hiçbir baskı altında kalmadan, güvenlik içinde okuluna gidebilmeli, anayasanın herkese tanıdığı öğrenim özgürlüğünden yararlanabilmelidir. Öğrenciler, düşünce ayrılıklarını, birbirleriyle tartışarak, birbirlerini ikna ederek gidermeye çalışmalıdırlar.Buna uymayan, zor kullanmakta direnenlerin okulla ilişiği kesilmelidir. İlgililer, öğrenme özgürlüğünü sağlamak için etkili tedbirler almalıdır.

“Okula Zarar Vermeyin” Diyorlar

Öğrencilerimiz, görüşlerini serbestçe dile getirebilmelidir. Ancak düşünce açıklamak adı altında, sıraların, duvarların ve çeşitli ders araçlarının kirletilmesine, tahrip edilmesine karşıyız.
 
“Elinizi Öğrencilerden Çekin” diyorlar
 
Öğrencilerimiz sık sık forum ve boykot yapmaya zorlanmaktadır. Eğitimi önemli ölçüde aksatan, okullarımızda çatışmayı körükleyen bu tip hareketlerin halk tarafından da tasvip edilmediği açıktır. Çoğunlukla okul dışından yönetilen ve öğrenci çoğunluğunun iradesini de yansıtmayan yersiz eylemlere karşı biz öğretmenler öğrencileri uyarmalı ve onlara sorumluluklarını hatırlatmalıyız.
 
“Okulu Reddetmek Seçenek Değildir” diyorlar
 
Eğitim düzenimizin ülkemizin ihtiyaçlarına cevap vermeyen birçok yönü vardır. Bunu düzeltmenin yolu, öğrenimi reddetmek olamaz. Okumayı, öğrenmeyi reddeden anlayışlardan etkilenen bazı öğrencilerimiz “ Öğreneceğiz de ne olacak? ” demekte, her türlü bilimi öğrenmeyi boş çaba saymaktadır. Oysa, öğretmenlerin ve öğrencilerin çabalarıyla öğrenim daha yararlı hale getirilebilir.
 
“Öğrenciler Yönetime Dahil Edilmelidir” diyorlar
 
Eski kuru disiplin anlayışının yerini, kargaşa ve disiplinsizlik almaya başlamıştır. Disiplinin sağlanması esas olarak bir eğitim ve ikna işidir. Bununla birlikte, idarenin, disiplin kurulunun öğretmenlerin ve Onur Kurullarının zamanı geldiğinde otoriteyi de kullanması gerekir.

Okullarımızdaki kargaşayı gidermek için okul çatısı içinde herkes seferber olmalıdır. Okul müdürleri sık sık öğretmenler kurulunun görüşünü almalı, Ortaöğretimde öğrencileri kısmen yönetime katan Onur Kurulları işletilmelidir. Öğrencilere de sorumluluk verilmelidir. Öğrencilerin sorunlarına sahip çıkılmalı ve bunların çözümü için çalışılmalıdır. Bu çalışmalarda velilere de danışılmalı ve velilerle işbirliği yapılmalıdır.
 
“Öğretmenler Yılmamalı” diyorlar
 
Öğretmenler arasında, bu olayların durulmayacağı, eğitim-öğretim hayatının düzene girmeyeceği, dolayısıyla meslekten ayrılma eğilimleri vardır. Bütün meslektaşlarımızı, umutsuzluğa ve yılgınlığa kapılmamaya, bozukluklara karşı birlikte mücadele etmeye, meslek bilgilerini geliştirmeye, derslerine hazırlıklı olarak ve zamanında gelmeye, kendi alanında öğrencileri yetiştirmek için elindeki bütün imkânları kullanmaya, öğrencilere aşırı yükler yüklememeye, gerektiğinde onların hatalarını affetmeye çağırıyoruz.
 
“Ayrım Yapmayın” diyorlar
 
Derslerimizde ve okul için çalışmalarında öğrenciler arasında hiçbir ayırım yapılmamasını savunuyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı da öğretmenler arasında mesleğin gerektirdiği nitelikler dışında ayırım gözetmemelidir. Atama ve yer değiştirmelerde kayırıcılık yapılmamalıdır. Bakanlık, okul müdürlerini atamadan önce ilgili okuldaki öğretmenlerin görüşünü almalıdır. Bakanlık bu tutumu benimserse öğretmenlerin birliğine, dolayısıyla okullarımızda normal eğitim düzeninin gerçekleşmesine hizmet edecektir.
 
“Öğretmenler Bölünmesin” diyorlar
 
Okullarımızdaki huzuru sağlamanın bir yolu da öğretmenlerin birleşmeleridir. Öğretmenlerin tek bir çatı altında toplanmasından, özlük sorunlarının olduğu kadar, meslek sorunlarımızın da el ve gönül birliği ile çözümü için mücadele edilmesinden yanayız. Öğretmenler arasında görüş ayrılıklarını düşmanlığa vardıran, dernekleri, dernekteki masaları, okuldaki dinlenme odalarını ayıran zihniyetin karşısındayız.

Bütün Türkiye Öğretmenlerini, bu ortak bildiriyi imzaya ve aktif olarak desteklemeye, bunu diğer meslektaşlarımıza ulaştırmaya çağırıyoruz. Bizler, sınıflarımızda öğrencilerimize, öğretmenler odasında öğretmenlere, okul-aile birliği toplantılarında velilere bu ilkeleri okuyup anlatmaya ve buna göre davranmaya kararlıyız.

Bu hareketimizin en geniş öğretmen topluluğunun düşüncelerini yansıttığına, öğrencilerimizin, velilerin, Bakanlığın bütün kamuoyunun desteğini alacağına inanıyoruz. Gene bu hareketimizin öğretmenlerin, öğrencilerle öğretmenlerin birliğine, ülkemizin şiddetle ihtiyaç duyduğu barışa ve demokrasiye katkıda bulunacağı kanısındayız.

Milli Eğitim Bakanlığı’na, meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.

12 Eylül’ün Çocukları

Bu bildiriye imza atan öğretmenler, 12Eylül’ün mahsulü değiller. Onlar gibi bölücü teröre destek vermiyorlar. Ve savundukları çizginin doğruluğu bugün kendini nasıl da kabul ettiriyor. Bu bildiri 12 Eylül’den tam bir yıl önce Eylül 1979’da yayınlandı. İmza atanların neredeyse tamamı TİKP (Türkiye İşçi Köylü Partisi) üyesi ya da destekçisiydi. Aydınlık manşetten vermişti.

İmzacılardan İlhami Kip’in ifadesiyle kendisini sağcı olarak tanımlayanlar, bu bildiriye imza atanlara karşı duygularını “ Allahsız komünistler” diye, kendisine solcu diyenler de “faşist işbirlikçileri, sıra size de gelecek” diye ifade ediyorlardı.
Henüz Atatürk ve Kurtuluş Savaşı müfredattan çıkarılmamış, öğrencisine sulanan öğretmen tipi ortaya çıkmamıştı.

Korkmadan savundular bulundukları çizgiyi.

Bir de bugüne bakın…

Ne kadar haklı oldukları nasıl da çıkıyor ortaya!

Okullarda TGB gençliğine pusular kuruluyor. Akademisyenler, teröre destek bildirileri yayınlıyor, PKK okullarda bayrak indiriyor…

Çünkü hepsi 12 Eylül’ün çocukları…

Ve yapabildikleri tek şey, bölücülüğü, her yerinden kan sızan, delik deşik bir demokrasi kılıfına sarmaya çalışmak…
Bu bildiriyi yazan öğretmenlere, 37 yıl sonra bile olsa teşekkür ediyorum.

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr


  
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
devrim - 9 ay önce
Devletten maaş alıp pkkyı destekleyen keskli ilkokul öğretmenleri bile var artık.