banner863

Çanakkale’de Şehit Olan Dedelerinize Layık Olmak İstiyorsanız Bunları Bilin


Osman Başıbüyük

Osman Başıbüyük

17 Mart 2015, 22:44

 Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı hepimize kutlu olsun. Bize bu zaferi armağan eden dedelerimizi rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.
1. Dünya Savaşında Osmanlı 5 ana cephede savaştı. Bu cephelerden belki de gerçek anlamda vatan savunası yaptığımız tek cephe Çanakkale’yi anlamak ve ders çıkarmak için gelin savaşın stratejik hamlelerini beraber inceleyelim.

Petrol savaşı başlıyor
Almanlar 1889’da ikinci safhasını başlattıkları Berlin-Bağdat demiryolu projesi ile Basra Körfezine ulaşmak istiyordu. 1912 yılında Musul’da petrol bulununca projenin önemi bir kat daha attı. Taşımacılık sektörünün stratejik hammaddesi olan petrol için Alman ve İngilizlerin savaşması kaçınılmaz hale gelmişti. 1914’e kadar geçen 2 sene, savaş hazırlıklarıyla geçti. İngilizler, Ortadoğu topraklarını Osmanlıdan kopartmak istiyordu. Almanlar ise bölgeye demiryolu ile ulaşmak istedikleri için Osmanlıya muhtaçtı. Bu denge, Osmanlıyı Almanlarla ittifaka mecbur etti.
28 Haziran 1914’de Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’ı işgal etmesiyle savaş başladı. Yaklaşık 1 ay sonra Almanya, 1 Ağustos'ta Rusya'ya, 3 Ağustos'ta da Fransa'ya savaş ilan etti. Almanların planı Rusları doğuda oyalarken asıl gücüyle Fransa’yı kısa sürede işgal etmekti. İngilizlerin, Fransızların yanında savaşa girmesi; Rusların Doğu cephesinde Almanları zorlaması; kısa sürede sonuç alınacağı hesap edilen savaşı çıkmaza soktu. İki cephede sıkışan Almanlar çare olarak Osmanlının kendi saflarında savaşa girmesini istiyordu.

Almanları rahatlatacak şekilde cephe açtık
Almanlarla yapılan gizli anlaşma gereği, savaş başladıktan yaklaşık 4 ay sonra Osmanlı, 29 Ekim 1914’de Rusya’nın Odesa ve Sivastopol limanlarını bombalayarak savaşa girdi.
Osmanlı Genelkurmayında, Türk subaylarının giremediği kozmik odalarda, Almanlar harekât planlarını hazırlamıştı. Osmanlı, Kafkaslarda Ruslara, Süveyş Kanalında İngilizlere saldırarak Batı cephesinde sıkışan Almanları,üzerine kuvvet çekerek rahatlatacaktı.
Enver Paşa komutasındaki 3. Ordu 21 Aralık 1914 tarihinde Sarıkamış istikametinde Ruslara karşı saldırıya geçti. Bu hamleye İngilizler, 11 Kasım 1914’de Basra’yı işgal ederek cevap verdi. Asıl hedef olan Musul’a, Basra üzerinden yürüyeceklerdi. Yeni bir cephe daha açılmıştı. Osmanlı, İngilizlere Süveyş Kanalı üzerinden saldırmayı planlamıştı. Basra bölgesini savunacak yeterli kuvveti yoktu. 14 Ocak 1915’de Bahriye Nazırı Cemal Paşa komutasındaki 4. Ordu, Süveyş Kanalına taarruza başladı.Basra savunması ve diğer iki cephedeki taarruzlar başarısızlıkla sonuçlandı. Osmanlının acilen bu üç cepheyi takviye etmesi gerekiyordu.
Bu takviyeleri engellemek ve biran önce Osmanlıyı savaş dışı bırakmak maksadıyla İngiliz ve Fransızlar 19 Şubat 1915’de Çanakkale Deniz Harekâtını başlattılar. Hedeflerinde İstanbul vardı. Çanakkale geçildiğinde İstanbul düşecek, Osmanlı savaş dışı kalacaktı. 

Liman Paşanın planı
18 Mart 1915’de Donanmanın Çanakkale Boğazına yaptığı kesin sonuçlu taarruz başarısızlıkla sonuçlanınca, Müttefikler kara harekâtına karar verdiler. Aslında İngilizler sömürgelerinden topladıkları askerlerin büyük bölümünü Batı Cephesinde Almanlara karşı kullanmayı planlıyordu. Çanakkale’de kara harekâtına karar verilince önemli miktardaki birliği bu cepheye sevk etmek zorunda kaldılar.
Osmanlı Ordusu da Çanakkale’yi savunmak için hazırlıklara başlamıştı. Türk komutanlar, düşmanı karaya çıkarmayacak şekilde mevziler hazırlıyor, birliklerini ona göre konuşlandırıyordu. Çanakkale’yi savunmak için oluşturulan 5. Ordunun komutası, Alman General Liman vonSanders’e verildi. Harekât alanına gelen Liman Paşa,hazırlıkları görünce kıyıya yakın konuşlanan birliklerin hemen geri çekilmesini emretti. Çünkü Liman Paşa, Müttefikler kıyıya çıkamazsa, bölgeye getirdikleri askerleri geri çekip Batı Cephesinde Almanlara, yani kendi milletine karşı kullanacağını biliyordu. Bu yüzden Çanakkale’de yeni bir cephe açılmasını arzu etti. Savunma planını düşmanı kıyıya çıkartacak şekilde yaptı. 25 Nisan’da çıkarma harekâtı başlayınca da akşam saatlerine kadar ortadan kayboldu. Kendisinden kıyıya çıkan düşmana müdahale için birlik kaydırma emrini bekleyen Türk komutanlar boşa bekledi.
Beklemeyen biri vardı; Mustafa Kemal. Emrindeki 19. Tümen ordunun ihtiyatıydı. Emir almadan kesinlikle savaşa girmemesi gerekiyordu. Mustafa Kemal inisiyatif alıp, en kritik zamanda hakim tepele ulaşmak üzere olan Anzak birliklerine müdahale etti. Anzaklar durdurulmasa belki de savaş başlamadan bitecek, düşmana İstanbul yolu açılacaktı.

İngilizler siper savaşlarını niçin kabul etti?
Düşman kıyıya çıkarken büyük zayiat vermiş ve olduğu yere çakılıp kalmıştı. Harekâta katılan Müttefik komutanların tamamı daha 25 Nisan gecesi Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anlamıştı. Biran önce tüm kuvvetlerin geri çekilmesi gerektiğini düşünüyorlardı. Fakat tepeden “siper kazın” emri geldi. Bu İngiliz kurmaylarının siper savaşını kabul ettikleri anlamına geliyordu. Osmanlının, asıl hedef bölgesi Musul’a asker kaydırmasını istemiyorlardı. 5. Orduyu Çanakkale’ye bağlamak için siper savaşlarını kabul ettiler. Siper savaşları 19 Aralık 1915’de son müttefik askeri çekilene kadar yaklaşık 8 ay sürdü.
Çekilme başlamadan 1 ay önce, İngiliz ve Fransızlar, Osmanlı’nın Ortadoğu topraklarını paylaşmak için yaptıkları Sykes-Picot (AsiaMinorAgreement) anlaşmasının görüşmelerine başlamıştı. Yani Çanakkale’den çekilirken Osmanlı’nın artık Ortadoğu topraklarını savunamayacağını biliyorlardı. Siper savaşlarıyla geçen 8 ay süre zarfında İngilizler, Ortadoğu’ya 1 milyondan fazla asker yığmış ve Arapları Osmanlıya karşı kışkırtmak için gerekli zamanı kazanmıştı.
Çanakkale Savaşı zaferle sonuçlanmıştı; İstanbul’u kurtarmıştık. Ama asıl hedef olan Musul’u savunacak gücümüz kalmamıştı. Alman General Liman vonSanders’in savunma planı, bize 57 bini şehit olmak üzere 218 bin zayiata mal olmuştu.

Alınacak dersler
Osmanlı subaylarının aslında yapacak pek bir şeyleri yoktu. Savaşın asıl hedefi Osmanlıyı paylaşmaktı. Devletin topraklarını savunacak ne silahı, ne de parası vardı. Savaş boyunca piyade tüfeklerimizi (mavzer) Almanlar vermişti, mevzilerimizdeki toplar (Krupp, Kruzo, Snayder) Alman malıydı, Boğaza döşediğimiz mayınlar Almanya’dan gelmişti, Yavuz (Goeben) ve Midilli (Breslau) Alman gemileriydi, uçaklarımız Alman yapımıydı, mühimmatı Almanlar sağlıyordu, parayı da Almanlar vermişti. Bu yüzden Osmanlı subayları Almanların harekât planlarını yapıldığı kozmik odalara giremediler.
Osmanlı subaylarının bahanesi vardı; ya bu günküler?Altın Nesil subaylarımız, polislerimiz, hâkim ve savcılarımız, komik odalardaki savaş planlarımızı kendi elleriyle hasımlarımıza teslim ettiler. Milli silah sanayimizi geliştirmek için büyük emek sarf eden, birikim sahibiolan generallerimizi, subaylarımızı, mühendislerimizi kumpaslarla tasfiye ettiler.
Gelin hem Çanakkale’den, hem de günümüzden ders çıkartalım: Bir ordunun komutası yabancılardaysa veya başka başka bağlantıları olan subaylardaysa ve kendi silahınızı üretemiyorsanız; isterseniz yüzbinlerce askeriniz, binlerce tankınız, yüzlerce gemi ve uçağınız olsun, hepsi boştur; kâğıttan kaplan gibi ilk rüzgârda yıkılırsınız.

Osman Başıbüyük
E.Hv.Plt.Kur.Alb.
[email protected]

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necdet SAATCİ - 2 yıl önce
alınacak dersler bölümü ne kadar güzel anlatılmış