banner863

Cemaat neden ricat etti?


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

12 Aralık 2013, 16:27

Siyaseti savaş gibi düşünürsek, savaşta geri çekilme ne zaman olur?

Çekilmenin zorunlu olduğu bir mevziden, eğer zamanında, geri çekilme olmazsa, büyük zayiat verilir.

Bu sebepten, geri çekilir, güç toplanır ve yeniden mevzideki yer alınır.

Cemaatin, iktidarı tam olarak denetim altına almak üzere, yaptığı kuvvet dengeleri hesabında, hükümeti yanına almazsa, savaşı kazanamayacağını anladı.

Hatta hükümeti yanına tam olarak alsa bile, büyük sorunların olduğunu düşünüyor.

Her ne kadar, Hükümet, ordunun komuta kademesi ile uzlaşmış ve anlaşmış olsa da, tabanda büyük bir Kemalist kitle duruyor.

Bir kırılma anında, bunların ne yapacağı belli olmaz, diye düşünüyor.

Bu kitleyi dönüştürmek ve dini devlet kurulmasına uygun hale getirmek için zaman gerekir.

Devletin çelik çekirdeğinin içinde, sadece ordunun olmadığı, büyük sermayenin de hesaba katılmasının gerektiğini düşünüyorlar.

Sermayenin el değiştirip, dini kapasitesi yüksek kesimin eline geçmesi için, hem zaman gerekir, hem de hükümet ile olan ittifakın yadsınamaz işlevi gerekir.

Kaldı ki, büyük sermaye el değiştirse bile, üretmediği ve ithalat yaptığı için hemen işbirlikçi sermayenin yaptıklarını yapar. Ve Batı sermayesinin emrine girer.

Yani Cemaatin kuvvet dengeleri hesabında, Ordunun Kemalist yapısını, sermayenin henüz tam olarak dönüşmeyen kaypak yapısını hesaba katınca, savaşmak için zeminin henüz hazır olmadığı kanaatine vardı.

Hatırlayalım.

F. Gülen’in savaştaki en etkin stratejisi; “son mevzi işgal edilmeden, girişilecek her eylem, erken eylemdir.”

Bu ilkeyi hükümetle giriştiği savaşta işletmedi. Ricat etmek durumunda kaldı.

Hükümet ile cemaat arasındaki ittifak eski haline gelene dek, karşılıklı tavizlerin olması olağandır.

Hükümet cemaatsiz bir iş yapamaz, Cemaat de, hükümetsiz devlet içindeki örgütlenmesini yürütemez.

Çatışma şimdilik, ittifak eski haline dönüşene dek, ateş kes ilan edildi.

Şunu da gözden ırak tutmamak gerekir.

Her iki taraf da, kindar bir eğitimden geçerek geldiğinden, savaşın bilimsel kuralları işlemeyebilir ve kinin dediklerini yaparlar.

Amerikan Kongresi, aldığı bir kararla, Türkiye’nin Çin’den füze teknolojisi almasını yasakladı.

CHP, son ABD ziyaretinde, Amerikan yetkililerine seslenirken, şu üç konuyu gündeme getirdi.

NATO’ya bağlıyız.

Avrupa’ya tam üyelik temel hedefimiz.

Çin’den füze alınmasına karşıyız.

Osmanlıyı yıkan Tanzimat kafası da, damızlık erkeği Batı’dan getirmeyi düşünmüştü, deyip geçelim.

II. Abdülhamid de, 496 sahra topunu Almanya’ya sipariş etmiş ve Almanların metalürji sanayisinin kurulmasına yardımcı olmuştu.

Çin’den alınacak teknolojiye, Batı bu kez mani olsa bile, bir başka hayatın dayatmasında, gene zorunlu olacaktır.

Amerika teknoloji satmaz, bir başka yerden almamıza izin vermez.

Peki, biz ne zaman, kendimizin silah sanayisini kuracağız?

Muhalefeti ve iktidarı ile birlikte bağımsız, bir milli iktidarımız olduğunda.

Mustafa Kemal bağımsızlık için savaşırken, NATO mu vardı.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.