banner863

Cemaat-PKK Darbe İttifakı


Osman Başıbüyük

Osman Başıbüyük

07 Mayıs 2015, 21:26

 Darbe güzellemeleri başladı yine
Bir okurumdan ilginç bir soru aldım:
HDP diye PKK uzantısı bir parti var. Türkiye’yi ve dünyayı yöneten karanlık merkez barajı geçmeleri için elindeki medya gücüyle kampanya yürütüyor. Sonra mecliste yeni anayasanın ve hükümetin ortağı yapacaklar. Bu durumda ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet ağır tehdit altına girecek. Böyle bir durumda TSK bir çıkış yapar mı? Bence çıkış yapılır. Türkiye Cumhuriyetinin sahipsiz olmadığını gösterecekler. Bu konuda siz ne düşünürsünüz?
Bu sorudan, “asker darbe yapsın bizi kurtarsın” anlayışının hala birilerinin aklında mevcut olduğunu anlıyorum. Sorunun kendimce cevabını vereceğim ama önce şu gerçekleri görelim.

Darbe konusunda tespitler
Yaşadığımız tüm darbelerde dış güçlerin parmağı vardır. Darbe sonrası iktidara gelen yönetimlerin tamamı ABD tarafından desteklemiştir.
Halkın kabul etmediği bir darbe başarılı olamaz. Ülkenin güvenlik ortamı bozulup can güvenliği tehlikeye girmeden vatandaş darbeye evet demez.
Türkiye, NATO’nun bir üyesi olarak Batı güvenlik sistemiyle bütünleşmiştir. Batı’nın güvenlik anlayışı dışında kolay kolay hareket edemez.
Türkiye ekonomisi, dünya kapitalist sisteminin bir parçası haline gelmiştir. Üretim, tüketim ve finans araçları üzerinde devletin mülkiyeti olmadığı gibi kontrolü de çok çok sınırlıdır. Olası bir darbe sonrası yönetime el koyan askerler eğer Batı’dan destek alamazlarsa bir ay sonra ekonomik krizi kucaklarında bulurlar. Memurunun, işçisinin, asker ve polisinin maşını ödeyemeyen cunta, ülkeyi iç savaşa sürükler.
Bu manada ABD ve küresel sermayenin desteği olmadan Türkiye’de darbe yapmaya kalkışmak salaklıktır. Yıllarca darbecilikle suçlanarak CIA tarafından tasfiye edilen askerlerin salak olmadığından eminim. Ama bu tespit, kibarca söyleyeyim, bazı akılsız askerlerin olmayacağı anlamına gelmez.

Ölüm kalım meselesi
7 Haziran’da tarihi bir seçim var. Bazıları için bu seçim, ölüm kalım meselesi haline geldi.
29 Nisan tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Fetullah Gülen örgütünün ulusal güvenliği tehdit eden paralel yapılanma olarak Kırmızı Kitap’a girmesi kararlaştırıldı. Böylece paralel yapıyla mücadele hukuki zemine kavuşmuş oldu. Eğer bu kararın arkasındaki siyasi irade devam ederse, F tipi örgütün sonu yakın demektir.
Kısacası zaman, Cemaatin aleyhine işliyor. Onlar açısından AKP’nin iktidardan düşmesi veya zayıflaması ölüm kalım meselesi. Bu noktada konu gelip HDP’de düğümleniyor. HDP barajı geçerse, yeni hükümet koalisyon olacak. AKP, koalisyonunun büyük ortağı olarak iktidarda kalsa bile, paralel yapıyla mücadelede siyasi irade zayıflayacak. Bu durum Cemaate zaman kazandırır ama beklenen sonu değiştirmez. Çünkü cemaat kamuoyunda büyük bir itibar kaybına uğradı.
Cemaatin eski gücüne kavuşması ancak ve ancak 17-25 Aralık sürecinde üstü örtülen davalarla birlikte ellerindeki tüm malzemeyi kullanarak Erdoğan ve ekibini hapse atmalarıyla mümkün olabilir. Bunu yapıp Türk halkına; “bakın aslında biz haklıydık” diyemezlerse Cemaat varlığını uzun süre devam ettiremez. Peki, Cemaat, Erdoğan’ı yargılayacak gücü nereden bulacak? Koalisyon hükümetlerinde bu mümkün olmaz. Ya tek başına iktidar gerekir ya da darbe! Yakın zamanda AKP dışında hiçbir parti tek başına iktidar olmayacağına göre, Cemaate darbeden başka seçenek kalmıyor!
Cemaat ile Erdoğan bir ölüm kalım mücadelesine girdiler. Ama Erdoğan’ın tek derdi Cemaat değil. Cemaati bitirmeyi başarsa bile aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, iktidar değiştiğinde yeni hükümet, Erdoğan’ı mahkemeyle tanıştıracak. Yani Erdoğan da ölüm kalım mücadelesi veriyor. O yüzden hayatta kaldığı sürece iktidarda olmalı, başka seçeneği yok. Soru şu; Erdoğan iktidarda nasıl kalacak? Konu dönüp dolaşıp yine HDP’de kilitleniyor.

PKK açılımının sonu
Erdoğan, açılım macerasıyla Güneydoğu’dan oy topluyordu. Kârlıymış gibi gözüken bu yanlış politika, PKK’yı şehre indirerek HDP adı altında ülke çapında siyasallaşmasını sağladı. Artık Kürt oyları AKP’den HDP’ye kayıyor. AKP açısından daha da kötüsü, hatayı fark eden milliyetçi oylar da AKP’yi terk etmeye başladı. Erdoğan, açılım hikâyesini devam ettirirse, güçlenerek devam edecek bu eğilim AKP’yi iktidar koltuğundan indirir. AKP’nin iktidarda kalması için açılımı bitirmekten başka çaresi kalmadı. Seçim sonrasında PKK ile AKP arasında bir hesaplaşma yaşanması kaçınılmaz oldu.

PKK-Cemaat yakınlaşması
PKK’nın Kandil’deki yöneticisi Mustafa Karasu; “HDP barajı aşamazsa savaş çıkar” diyerek bu yüzden topa girdi. Topa giren bir başka aktör daha var; Cemaatin ağır ağabeyi Ekrem Dumanlı. Dumanlı, MGK kararı arifesinde Diyarbakır’a gitti Gülten Kışanak’la bir görüşme yaptı. Ne konuştuklarını bilmiyoruz. Ama Cemaatin bir zamanlar KCK davalarıyla hapislerde süründürdüğü, TV kanallarındaki dizilerle yerden yere vurduğu PKK’ya göz kırptığı kesin.
Hani yukarıda yaptığımız tespitlerde, ülkede güvenlik ortamı bozulmadan vatandaş darbeyi kabul etmez demiştik ya, Türkiye’de güvenlik ortamını bozacak tek unsur vardır; PKK. Güvenlik ortamı kendi uçağını düşürmekle, cami bombalamakla falan bozulmaz. Terörün süreklilik arz etmesi gerekir, o da ancak devletle mücadele eden bir örgütle olur.
İnsanın aklına kötü şeyler geliyor, ülkede darbe ortamını hazırlamak için PKK’yı mı kullanacaklar? İşin ilginç yanı PKK ve Cemaatin çıkarları sanki bu noktada kesişiyor gibi. Hayatta kalmak için AKP’yi iktidardan indirmek zorundalar.
Olası bir darbe girişiminde ülke iç savaşa gider. Bu durum, Çin ile mücadelesinde işbirliğine kapalı istikrarsız bölgeler yaratmak isteyen CIA’nın da işine gelir.
Peki, darbeyi yapacak az akıllı askerleri nereden bulacaklar? Hiç merak etmeyin TSK içinde “vatansever (?)” Cemaatçiler çok! Onlar gökten gelecek bir vahiyle bu işe girişirler.
Cemaatin yargıda deşifre olan bir mübaşir veya kâtibini gördünüz mü? Deşifre olanların hepsi ya savacı ya da hâkim çıktı. Peki, Cemaatin deşifre olan polislerinin rütbeleri neydi? Emniyet müdürü, komiser vb… Demek istediğim, Cemaat bir kadro hareketi, TSK’da da kimse astsubay, uzman çavuş falan aramasın.

Sözün özü, Cemaat TSK’dan temizlenmedikçe ülkenin bekası tehlikededir.


Osman Başıbüyük
[email protected]
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bülent Boralı - 2 yıl önce
durum ancak bu kadar açık anlatılabilirdi.
Avatar
Mesut Sarı - 2 yıl önce
olay net ve açık