Cemaat PKK’ye el mi uzatıyor?


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

21 Mart 2014, 09:11

Emperyalizm ile milli devlet çelişmesinin en derin yaşandığı yerden, Hatay’dan yazıyorum bu satırları.

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Hatay’da “gericiliğe ve teröre karşı” dünya gençliğini buluşturuyor. Hatay Samandağ’da üç gün sürecek sempozyumda biz de Kürt Koridoru konusunda bir konuşma yapacağız.

Zira Kürt Koridoru, emperyalizmin üç yıldır Suriye’ye saldırmasının en önemli gerekçesidir.

ABD Irak’ın kuzeyinde inşa ettiği yapıyı Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açmak istemektedir. Washington bilmektedir ki ancak denize bir koridor açabilirse “Kürdistan”ı gerçekten ilan edebilecektir.

Mesele bu nedenle Ankara için çok önemlidir ve ABD bu nedenle Türkiye’deki tüm araçlarını bu işe seferber etmiştir.

AKP-PKK ile
Barzani- Cemaat saflaşması

Hem bölgedeki Kürt Koridoru düzleminde hem de Türkiye’deki Kürt Açılımı düzleminde ABD’nin araçları arasında Suriye saldırısıyla birlikte bazı çelişmeler ortaya çıktı: PKK ve Barzani Suriye’nin kuzeyi konusunda ayrı düştüler. Türkiye’de de AKP ile Cemaat birkaç nedenle karşı karşıya geldiler.

Bu durum şöyle bir saflaşma yarattı: Bir tarafta AKP ile PKK, diğer tarafta Barzani ile Cemaat.

Öyle ki AKP ve PKK sözcüleri, Cemaat’in bu süreçte sürekli Kürt Açılımı’nı baltaladığını dile getirdiler. Oslo mutabakatının sızdırılmasını da İmralı tutanaklarının yayınlanmasısını da hep Cemaat’e dayandırdılar.

Diğer yandan Barzani’nin Cemaat’e Kuzey Irak’ta faaliyet izni vermesi fakat Güneydoğu Anadolu’nun PKK ve Cemaat için rekabet alanı olması da, yukarıda belirttiğimiz saflaşmayı yaratan etkenlerdendi.

Suriye direndi, saflar bozuldu

Ancak 2013 yazından itibaren Suriye’de Şam yönetiminin taarruza geçmesi ve PKK’nin kuzeyde fırsattan ve boşluktan yararlanıp özerklik ilan etmesi saflaşmada değişikliklere yol açtı. Buna bir de AKP’nin Ankara-Erbil ekseni ihtiyacı eklenince ortaya bir Erdoğan-Barzani cephesi çıktı.

Mesut Barzani Diyarbakır’a, Neçirvan Barzani Van’a davet edildi. Kürtçe mesajlar verildi, Başbakan ilk kez “Kürdistan” dedi.

Bu gelişme önceleri AKP-PKK ortaklığını çok olumsuz etkilemedi. Zira PKK, açılımı bir tek AKP ile yürütebilirdi. Halk hareketi baskısı altında olan AKP de PKK’ye mecburdu.

Gülen’den yeni Kürt açılımı

Bu durum 17 Aralık sonrasında da sürdü. Ta ki PKK, AKP’siz bir döneme girildiğini saptayana ya da yeni bir işaret alana kadar.

Önce kimi BDP’liler “AKP’ye mecbur değiliz” demeye başladı ardından da KCK bir deklarasyon yayınlayıp “AKP muhatap olmaktan çıktı” dedi.

İşte tam bu süreçte yeni bir gelişme yaşandı.

Zaman gazetesine konuşan Fethullah Gülen, Kürt Açılımı konusunda olumlu mesajlar verdi, “süreci bozmamak lazım” dedi. (El Cezire Türk, 20 Mart 2014)

Hatta Gülen o kadar ileri gitti ki, Erdoğan hükümetini örneğin anadilde eğitim konusunda gerekli adımları atmamakla suçladı.

ABD’nin tek ölçütü: Açılım

Kuşkusuz bu köklü söylem değişikliğinin iç politikayla ve AKP ile Cemaat’in çatışmasıyla doğrudan ilgisi var.

Ama tam PKK’ye göre AKP’nin muhatap olmaktan çıktığı bir süreçte Açılım’a Cemaat’ten, hem de bizzat Fethullah Gülen tarafından yeşil ışık yakılması oldukça anlamlıdır.

Ve de ABD için Açılım’ın bütün işlerden daha önemli olduğunu gösterir.


Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.