Cemaatin tasfiyesi bu İktidar döneminde olmalı


Can Ataklı

Can Ataklı

10 Nisan 2014, 21:41

İyi akşamlar sevgili izleyiciler; sanıyorum, kısa bir süre sonra öyle hareketli ve heyecanlı günler yaşayacağız ki, son bir iki haftadır yaşadığımız her şeyi unutup yeni ufuklara açılacağız. Aslında görünen köy kılavuz istemez. Başbakan’ın öfke saçarak neredeyse üç aydır söylediği “hesabını soracağız, inlerine gireceğiz” dediği ve Erdoğancı medyanın her gün “haydi, daha ne duruyorsunuz” diye körüklediği cemaat operasyonu başladı, şimdi hız kazanması gerekiyor.
Meclis gündemindeki MİT yasası ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tamamen Tayyip Erdoğan’ın eline bırakan bir yasa niteliğinde. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte cemaat operasyonunun daha da şiddetleneceğini tahmin etmek zor değil. Ayrıca bu yasanın toplumda yaratacağı tepkileri de hesap etmek durumundayız.

Erdoğan’ın Taksim namusu

1 Mayıs yaklaşıyor. Şunun şurasında 20 gün kaldı. DİSK ve birçok sivil toplum kuruluşu 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için şimdiden kolları sıvadılar.
Bu yıl 1 Mayıs Taksim’de kutlanabilir mi? Esasında yasal hiçbir engel yok, ama biliyorsunuz Tayyip Erdoğan Taksim alanını Gezi direnişinden bu yana namusu gibi görüyor ve koruyor. Namusuna halel gelmemesi için herhalde Taksim’i daha 1 Mayıs gelmeden tamamen kapatacaktır.
Hemen arkasından Gezi Direnişi’nin yıldönümü gelecek. 27 Mayıs’taki çadır yakma olayıyla başlayan ve iktidarın korkulu rüyası haline gelen Gezi Direnişinin yıl dönümünün de yine Tayyip Erdoğan’ın namusu koruma alanında olduğu bir gerçek.

Milli bayramlar da geliyor

Arada kitlesel gösterilere neden olabileceği çok açık olan 23 Nisan ve 19 Mayıs milli bayramlarımız var. Eh milli bayramlar da iktidarda şiddetli alerji yaratıyor, ellerinden gelse tümüyle kaldıracaklar kaldırmasına da halkın bu günlere artık çok daha duyarlı bir önem vermesinin önüne nasıl geçecekler bilemiyorum.
Kısacası yaz sıcakları gelmeden baharın yakıcı sıcaklığını yaşayacağımızı söylemek yanlış olmayacaktır.

Operasyonlar dalga dalga mı olacak?

Bugün sizlere biraz cemaat operasyonlarından söz etmek istiyorum. Siz de merak ediyorsunuzdur ben de merak içindeyim, acaba cemaat operasyonu tıpkı Ergenekon Balyoz gibi dalga dalga mı sürdürülecek yoksa önümüzdeki günlerde çok büyük bir operasyonla herkes birden mi toplanacak?
İçimden bir his bu operasyonun uzatılmayacağı ve birkaç hamlede şok operasyonlar yapılacağı yönünde. Çünkü başbakan bunun işaretlerini veriyor. Seçimden sonra bütün partisini arkada bırakıp sadece ailesini yanına alarak balkona çıkması ve vatandaşa “Sağ olun var olun, bizi ailece akladınız, şimdi bize çamur atanlardan hesap sorma zamanı geldi, zaten siz de bize bunun için yetki verdiniz” mealinde konuşması çok kapsamlı bir harekâtı haber veriyordu.

Cemaat aynısını yapıyor

Öncelikle şunu söylemeliyim. Gerçi bugüne kadar kaç kere söylediğimi ben bile unuttum ama olsun, tekrarında yarar var, çünkü herkes günlük olayların içinde kendini kaybediyor ve geçmişi unutuyor.
AKP iktidarı bugün paralel yapı olarak nitelendirdiği ve intikam çığlıkları ile saldırdığı cemaatin en yakın müttefikiydi. İktidar bugün kendisi için neden şikâyet ediyorsa, aynı cemaat kısa bir süre öncesine kadar iktidar muhalifi olan herkese karşı aynısını yapıyordu.
Bu iktidarın çok hoşuna gidiyordu. Elinde tuttuğu maşa ile bir yandan muhalif olanları tamamen etkisiz hale getirirken diğer taraftan Türkiye’yi dönüştürme, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir din devletine çevirme operasyonunu da adım adım gerçekleştiriyordu.
İktidar neden cemaatin bu kadar dümen suyuna girmişti? İşte püf noktası burası. AKP’nin çekirdek kadrosu bilgi birikimi, beceriklilik, görgü konusunda çok yetersizdi. İçlerinde biriktirdikleri kin dışında akıllı, zeki politikalar geliştirmek, fikir üretmek, bu fikirleri hayata geçirmek konusunda yetkin değillerdi.

Cemaate neden ihtiyaç duyuldu?

Cemaat ise uzun yıllar Amerikan desteği sayesinde çok akıllı ve zeki olmasa da kurnaz, becerikli, laf dinleyen, iyi taşeronluk yapan bir ekip oluşturmuştu. Cemaat entelektüel eksiğini de kimi dönme eski komünistler ve yüzlerinde liberal maskesi olan faşistlerle kapatma becerisini gösterdi.
İktidar bu potansiyeli kullandı aslında.
Cemaatin yargıda, poliste, devlet bürokrasisinde yuvalanmalarına göz yumuldu. Sonuçta iktidar cemaati bir maşa olarak görüyordu, elini hiç yakmadan ateşin içine sokabileceğini biliyordu. Nitekim bu plan çok da iyi işledi. Cemaat iktidarın işine gelen her türlü kirli işi hiç sakınmadan yaparken iktidar da gayet mutlu biçimde Türkiye’nin aydınlarının, vatanseverlerinin, gazeteci ve yazarlarının, üniversite rektörlerinin, akademisyenlerinin, sanatçılarının; işçilerinin ve askerlerinin zindanları doldurmasını adeta şehevi duygularla alkışlıyordu.
Şimdi başta Başbakan ve yandaşları kalkmışlar “Bunlar paralel yapı kurdular, orduya kumpaslar, tezgâhlar yaptılar, insanları dinlediler, her türlü yalanla dolanla riyayla bizi de kandırdılar” diye yaygara yapıyorlar ya, hepsi palavra.

Çocuk musunuz siz?

Siz çocuk musunuz ki kandırılacaksınız? Ayrıca özellikle son 6 yıldır aklı başında olan herkes cemaatin yaptıklarını biliyor ve söylüyordu. F tipi lafı sanki yeni çıkmış gibi şimdi buna sarılanlar, yıllardır F tipini anlatanlara, bu nedenle başlarına olmadık işler gelenlere hep kulaklarını tıkadılar. Bırakın bizleri sadece polis müdürü Hanefi Avcı’nın kitabını okumuş olsalar bile her şeyden haberleri olacaktı. Ama zamanında ne yaptılar, o polis müdürünü yaka paça hapse atmaktan derin bir haz duyarak saldırdılar da saldırdılar. Sonra gün döndü, devran döndü, aynı polis müdürü iktidarın yandaş gazetelerinin manşetlerine çıktı. Sanki ilk defa duyuyorlarmış gibi Hanefi Avcı’nın kitabından aldıkları cümleleri başlıklarına koydular. Saçma sapan sözde yazarları bu kitapta anlatılanları hayretler içinde okurlarıyla paylaştılar.
Şimdi sevgili izleyiciler, cemaate yönelik ağır saldırılarla birlikte toplumda da bir ayrışma oldu. Kimi cemaate yönelik operasyonları çok haklı ve yerinde bulurken kimi de iktidara karşı cemaati koruma telaşına kapıldı.
Hepiniz oradaydınız be

Benim bu konudaki görüşüm ve tavrım ilk günden beri net. Ben diyorum ki, tıpkı başbakan Erdoğan’ın dediği gibi “hepiniz oradaydınız be.” Başbakanın kullandığı kelimeyi kullanmak istemiyorum, rahmetli babam o kelimeye çok kızardı, bir kere kullanmıştım yanlışlıkla bir yayında, “sana hiç yakışmadı, sen ailenden böyle gördün” diye beni bir güzel azarlamıştı.
“Hepiniz oradaydınız!” sözüne bir örnek göstereyim. Başbakan’ın oğlu ile yaptığı telefon konuşmalarından öğrendiğimiz bir gerçek var. Hani şimdi Bolu’ya sürülen, Ergenekon’un baş tezgâhçısı cemaatçi bir savcı var, neydi adı, hah Zekeriya Öz. Bu savcı gökten düşmedi. Erdoğan’ın
“Bize gözü kara adamlar lazım” arayışı sonunda bulunup çıkarıldı.

Zekeriya Öz nasıl bulundu?

Telefon konuşmalarından öğrendiğimize göre Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu Zekeriya Öz’ü bulup Başbakan’a getirmiş. Bir bürokrat neden Başbakan’a bir savcıyı tavsiye edip onunla buluşturur? Nedeni basit, Başbakana maşa olarak kullanacağı gözü kara adamlar lazımdı.
Yine o telefon konuşmalarından öğreniyoruz ki, 17 Aralık operasyonu başladığında Başbakan oğluna “Git Hamdi Topçu’ya söyle, Zekeriya Öz bu soruşturmayı durdursun” diyor. Hani yargı hesapta bağımsız ya. Biz biliyorduk ama bir telefon konuşması sayesinde Başbakan’ın savcılarla toplantılar yaptığını, onlara işler verdiğini ve arkalarında durduğunun belgesini öğreniyoruz.

Ortak amaçları Atatürk’ü silmekti

Yani diyeceğim, Türkiye’nin başına musallat olarak 1923 ruhunu yok etmek, Atatürk sevgisini ve devrimlerini öldürmek isteyenler Türkiye’yi dönüştürmek için kısa bir süre öncesine kadar iç içeydiler. Şimdi rant paylaşımı nedeniyle aralarında maraza çıkması beni hiç ilgilendirmiyor. Bu konuda haklı haksız ayırımı yapmamı da kimse benden beklemesin.
Ancak şunu da söylemeliyim. Cemaat bir paralel yapı değildir, bütünün ortağıdır, ama etkin bir gücü vardır ve bunun mutlaka tasfiye edilmesi gerekir. Şimdi düşünüyorum da, devran dönse, Türkiye’nin yönetimi tekrar aydınlık insanların eline geçse, bu cemaati tasfiye etmek çok güç olacaktır. Çünkü iktidarda aydınlık insanlar varken, istedikleri kadar kanıtlarıyla suçları ortaya koysunlar, kamuoyunun bir bölümündeki algı “işte geldiler ve Müslümanlara zulüm ediyorlar” şeklinde olacaktır.

Operasyonu seyretmek daha zevkli

Oysa sizin de dikkatinizi çekiyordur, cemaate yönelik saldırılar ilk başlarda “Müslüman müslümana bunu yapar mı” gibisinden bazı söylemlere neden oldu ama bunun etkisi çok çabuk geçti. AKP’nin cemaate saldırması artık “Müslümanlara yönelik bir zulüm” olarak nitelendirilmiyor. Hatta tam tersine AKP’nin tabanında cemaat neredeyse “İslam dışı” gibi bile algılanacak. Düne kadar AKP tabanının bile bir peygamber gibi saygı duyduğu Fethullah Gülen yerin dibine batırılırken dinci kesimden hiçbir tepki gelmiyor. O halde bunları kendi başlarına bırakmak ve birbirlerini yemelerini seyretmekten daha iyi bir şey olabilir mi?
Peki, bundan sonra operasyonlar nasıl yürür? Çok sayıda kişiyi aynı anda toplamak ve aynı potaya atmak için makul bir suç bulunması gerekiyor. Şu ana kadarki uygulamalardan bu suçun “darbeye teşebbüs ve casusluk” olduğunu anlıyoruz.Ama şu andaki duruma göre sadece MİT TIR’larına yönelik operasyonla sınırlı tutuluyor gibi görünüyor soruşturma. Sanıyorum nasıl Danıştay cinayeti bir katakulli ile Ergenekon davasına bağlanmış ve Ergenekon sanıklarının tamamı “terör suçu” kapsamına alınmışsa, Suriye tapelerinin sızması da bu şekilde kullanılacak ve çok sayıda kişi hakkında “casusluktan” dava açılabilecektir.

Şahin kanadın hedefi büyük

AKP çevrelerinden edindiğim bilgiye göre iktidar içindeki şahin bir grup operasyonun sadece cemaat üyeleri ve onlara yakın duran kimi gazeteci, yazar, polis, savcı, hakim, bürokrat ve din adamıyla sınırlı tutulmayıp, başta cemaatin kontrolündeki holdinglerin, finans kurumlarının, okul ve hastanelerin yöneticileriyle birlikte, bu süreçte cemaatçi olmadıkları halde cemaatten yararlanmaya çalışan herkesin kapsam içine alınmasını tavsiye ediyor.
İktidara yakın kimi yazarların iddialarından anladığım kadarıyla bu şahin grup 17 Aralık’tan bu yana cemaatten yana tavır koyan, hükümeti eleştiren, operasyonlara karşı çıkan başta medya patronları ve gazeteciler olmak üzere iş dünyasının kimi ünlü isimlerini de hedef tahtasına koymak istiyor.
Hani dün akşam size Ankara’da AKP kulislerinde dolaşan bir dedikoduyu söylemiştim. “Cemaate Cuma günü saat 19.30’da çok büyük bir darbe vurulacak” diye. Kim bilir, şimdiden Cuma gününü yani yarını şişirmeye başladıklarına göre hiç aklımıza gelmeyen gelişmelerle karşı karşıya kalabiliriz.
Sonuçta testiler çarpışıyor. Kişisel kanım Erdoğan’ın konum olarak çok daha güçlü olduğu ve cemaati darmadağın edeceği yönünde. Benim için bir mahsuru yok, cemaat testisi kırılır bu süreçte. Ama iktidarın da çatlamaması mümkün değildir. Birini hayırlısıyla bitirelim, ondan sonrasına hep birlikte bakacağız.

Yarın Çift Vuruş da var

Evet bu sohbetimizin de sonuna geldik. Yarın biliyorsunuz günün yorumundan sonra Halil Nebiler’le birlikte sunduğumuz Çift Vuruş da var. O programda haftanın tüm gelişmelerini birlikte değerlendireceğimiz gibi cemaate yönelik operasyonların ayrıntılarına da gireceğiz. Çift vuruş saat 20.00’de başlayacak. Hem bakarsınız dedikodular gerçekleşir ve bizim programdan yarım saat önce o büyük darbe neyse vurulmuş olur, o zaman sıcağı sıcağına onları da konuşuruz.
Hepinize iyilikler dilerim. Hoşça kalın.

CAN ATAKLI İLE GÜNÜN YORUMU. 10.4.2014.PRŞ. paylaşan: ulusalkanal
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Pelin yaprakli - 3 yıl önce
sayin can atakli olaylari daima yerinde vede cok dogru gozlemliyerek anlatiyor.yasananlar ortada bu tur yazarlarimiza sahip cikmaliyiz cunku onlar tarihe isik tutuyorlar....iyi ki varsiniz