banner863

CENTCOM Komutanı’nın Kobani teftişi


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

25 Mayıs 2016, 01:11

Barack Obama’nın Özel Elçisi (Special Envoy) Brett Mcgurk, PYD’nin (PKK) elinde bulunan Ayn-el Arap’ı son altı ay içinde iki kez ziyaret etti.
    Elbette bu “özel” ilginin bir amacı vardı. ABD, en üst düzeyde bütün dünyaya PKK ile işbirliği halinde olduğunu ilan ediyordu.
    Ama anlaşılan ABD bu ziyaretleri yeterli görmedi. Geçen hafta sonu Kobani’yi ziyaret sırası, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Joseph Votel’deydi.
    Votel, bir grup gazeteci eşliğinde Ayn-el Arap’a geçti, 11 saat kaldı, çeşitli görüşmeler yaptı ve dönüşte ziyaretini bütün dünyaya açıkladı.
    Yapılan açıklamada, ziyaretin amacının; ABD’nin oluşmasına önayak olduğu Suriye Demokratik Güçlerini ve onları eğiten ABD özel kuvvet görevlilerini yerinde görmek olduğu söylendi.
    Çeşitli basın yayın organlarında ise amacın, ABD’nin PYD aracılığıyla başlatmayı düşündüğü Rakka operasyonu öncesinde sahadaki durumu yerinde görmek olduğu yazıldı.
    Gerçek bundan mı ibarettir?



Ziyaretin temel mesajı
    Vogel’in ziyaretini; Türkiye’nin PYD ile ilgili olarak yaptığı açıklamalar, ABD’ye yaptığı çağrılar ve ABD’nin değişmeyen hedefi “Kürt Koridoru” çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.
    Türkiye en yetkili ağızlardan (başta Cumhurbaşkanı Erdoğan) ABD’ye defalarca çağrıda bulundu: “PYD bir terör örgütüdür. Eeeyyy ABD, söyle bakalım; müttefikin biz miyiz yoksa PYD mi?”
    ABD, her seferinde anında cevap verdi. “PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz, işbirliğimiz sürecek!”
    Şimdi bölgedeki savaşı yürütmekle görevli karargâhının Komutanını, PYD bölgesine göndererek çok daha net bir cevap vermiş bulunuyor.
    “Bütün gücümle askeri olarak PYD’nin (PKK) arkasındayım. Türkiye’nin PKK’ya karşı yürüttüğü savaşta da tarafım. Ve Suriye’ye ilişkin ‘Kürt Koridoru’ hedefimden vazgeçmedim. Bunun için gerekli olan “sahadaki kuvvetim” hazır ve ben o ‘kuvvet’in arkasındayım.”
    Olay budur ve şimdi düşünmek ve gereğini yapmak sırası Türkiye’yi yönetenlerdedir.

Gerçeğin diğer boyutu
    Joseph Votel’in ziyareti bir gerçeği daha olanca çıplaklığı ortaya koymuştur:
    Dünyanın en kanlı emperyalisti, bölgemizde 1990 yılından bu yana yaklaşık üç milyonun üzerinde (Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Sudan, Somali ve diğer İslam ülkeleri) insanın ölümünden sorumlu olan ABD; “sahadaki kara gücüm” dediği PKK’yı ileri sürerek Kürtler başta olmak üzere bölgenin onbinlerce, belki de yüzbinlerce yeni insanını katletmeye hazırlanıyor.
    Tıpkı 24 Temmuz’dan bu yana Güneydoğu Anadolu’da ölüme sürülen binlerce Kürt gencinin ölümünden sorumlu olduğu gibi…
    Suriye’deki “Kürt Koridoru”na razı etmek için, Türkiye’nin içini karıştırma planının bir parçası olarak binlerce Kürt genci ateşe sürüldü. ABD kanlı bir satranç oynuyor. Onunla işbirliği yapanlara “feda edilen piyon” rolü düşüyor.
    Şimdi ise ABD Suriye’de de, kaybetmeye baştan mahkum olduğu bir kumarı oynamaya devam ediyor. Kumar masasına ise PKK eliyle bölgenin binlerce Kürdü sürülmüş durumda. Elbette Bölgenin bütün diğer milletleri de oynanan kumardan payını düşeni alacaktır.

Türkiye ne yapacak?
    En önemli konu, Türkiye’nin Votel’in ziyaretine vereceği tepkidir.
    Türkiye’yi yönetme makamında oturanlar, bu ziyareti sessizlikle geçiştiremezler. ABD Türkiye’ye meydan okumuştur ve bu meydan okumayı en üst düzeyden ve hiçbir kaçamağa şans tanımayacak bir şekilde yapmıştır.
    ABD bir kez daha, “Stratejik Müttefik” değil “Stratejik Düşman” olduğunu ilan etmiştir.
    Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve devlet egemenliğini korumakla yükümlü olanlar, bu meydan okumayı görmek ve gereğini yapmak göreviyle karşı karşıyadırlar.
    Aksi taktirde Türk Milleti, Vatanını ve geleceğini savunmak görevini herhalde yapacaktır ve sorumluluklarının gereğini yapmayanlarla ilgili olarak ise gereğini yapmayı bilecektir.
    Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın…


Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.