Cephe gerisindeki iki mesele…


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

21 Şubat 2016, 11:36

İster terörle savaş deyin, ister düşük yoğunluklu savaş deyin, isterseniz iç savaş deyin, savaştayız.

İçerdeki savaşı dışardaki savaşla birleştirmek, her iki savaşı da, kaybetmek anlamına gelir.

Buna askeri stratejilerde “yığınakta hata” deniyor.

Beş aydır süren ve her geçen gün, yeni cepheler açan iç savaşı bitirmeden, Suriye’de yeni bir cephe açmak; savaş stratejisinin en önemli hatasını yapmak demektir.

Tüm savunma savaşlarında (meşru müdafaa) temel unsur; halkın kendisini savunma kararlılığı içinde olmasıdır.

Savunma savaşlarında halkın önderine “tam güveni” şarttır.

Dünyadaki tüm savunma savaşlarına baktığımızda, halkların yöneticilerine güveni tamdır. Hedefte bir bulanıklık yoktur. Örnek; Kurtuluş Savaşı…

Halk bilir ki, önderinin verdiği savaş kendi savaşıdır. Ve desteği liderinin arkasındadır.

Saldırı savaşlarında, halkın önderine desteği tam değildir. Saldırı savaşına çıkan devletlerde, iç birlik dağılabilir. Saldırı savaşı kaybedildiğinde, lider artık yerinde olamaz.

Siyasi iktidarın liderlerinin Suriye ilgisi ve taşıdığı ideoloji, Türk halkının savunulması ile ilgisi olduğu ölçüde destek alır. Mezhep çıkarları ya da başka emeller taşıdığında, destek bulanıklaşır.

Siyasi iktidarın geçmişteki Suriye ilgisi; hep saldırgan bir izlenim yaratmıştır.

Üç ay içinde Emevi Camiinde namaz kılmak gibi söylemler, Türk halkında, Suriye ilgisinin savunmadan kaynaklanmadığını, hep bir mezhep çıkarından kaynaklandığına dair duygular biriktirmiştir.

Suriye iç savaşının başlatılmasında, saldırgan sicili tescil edilmiş ABD ile hareket edilmiş olması; Halk nezdinde, girilecek olan bir savaşın, savunma savaşı olmadığına dair kanaatler edinmesine sebep olmuştur.

Ülke halkının laik ve antiemperyalist damarı ile çatışan Suriye ilgisi; etnik PKK terörü ile savaşta yöneticilerine güveni yok etmiştir.

Açılım Sürecinde, ABD’nin talepleri gereği, PKK ile yapılan görüşmeler, bölünmeye karşı olan kitlelerde iktidara karşı büyük bir güvensizlik yaratmıştır.

İç cephede güven bunalımı birinci meseledir.

Gelelim ikinci meseleye…

En az birinci mesele kadar önemli olan ekonomik durum.

Kapitalist ekonominin olmazsa olmazı güvendir. Güvenin olmadığı ortamlarda para sahipleri yatırım yapmazlar, mevut paralarını değer kaybetmeksizin muhafaza etmek isterler.

Bırakın yatırımcıların güvensizlikten ötürü yatırım yapmamasını, tüketicinin yaşam korkusu onu tüketimden alıkoyar.

Yatırım ve tüketimin güvende olmadığı bir ortamda, büyüme olmaz. İşsizlik olur. İşsiz kişi zaten tüketimi iyice kısar. Vs.

Kibarlaştırılmış adı ile söylesek, jeopolitik risklerin olduğu yerde ekonomi yavaş yürür.

Bir de, bunların üstüne üstlük, borçların faizi artmışsa, borç almakta zorlanırsınız.

Acil alınması gereken kararlar.

*Halkın güvenini kazanmak gerek.

*İç savaşa karşı sıkı yönetim ilan etmek.

*İncirlik Üssünü yabancı devletlere derhal kapatmak.

*Suriye’ye terör ihracına derhal son vermek.

*Suriye devletine karşı her an savaş ilan edecek gibi söylemlerden derhal vaz geçmek.

*Rusya’ya karşı savaş kışkırtıcılığından vaz geçmek.

*Bölge ülkeleri ile PKK terörüne karşı ittifaklar geliştirmek.

Bunları gerçekleştirmek demek; meşru müdafaa yapmak demektir.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali İKBAL - 10 ay önce
Bülent Bey devlet aklını ne güzel ifade etmişiniz... Umarım kaale alırlar.. Selamlar...