''Cihan değer arkadaş''; Veli Devecioğlu


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

12 Haziran 2015, 18:02

 Silivri’den çıktıktan sonra iki büyüğümü ziyaret ettim. Annemi ve Veli Devecioğlu ağabeyi. İkisi de hastaydı. Veli ağabeyin hastalığının son yıllarda epey ilerlediğini de duymuştum. Bursa’dan Metin Şimşek ve Volkan Türkyılmaz arkadaşlarımla birlikte Bozüyük’e geldik. Yolda arkadaşlarıma; “Bakın” dedim, “Veli abi ne durumda olursa olsun, bizi mutlaka ayakta, tıraş olmuş, takım elbisesini giymiş olarak karşılayacaktır.”
Öyle oldu. Veli abi ilerlemiş hastalığına rağmen titizlikle tıraş olmuş, tertemiz giyinmiş, yeğeni Fatma öğretmenin yardımıyla ayakta güler yüzle bizi karşıladı.
Tanıdığım en kibar, en nazik, büyük küçük herkese saygıda son derece titiz kişilerin başında geliyordu.
Sağlığının henüz bozulmadığı zamanlarda, gazete ve dergilerde tanıdığı kişilere ait yazıları okuduktan sonra mutlaka telefon açar ve kutlar. Düşüncelerini söyler.
Hapse düşen dostlarını mutlaka arar. Arkadaşının arkasında durduğunu göstermek için her vesileyle hapishaneye veya ilgili başka makamlara telgraflar çeker.
Dünyada Cezaevleri Genel Müdürü olup da mahkûmlar tarafından sevgiyle anılan tek kişidir herhalde.

Büyük uyum dünyasının insanı
Hep düşünmüşümdür. Bozüyük’ün yoksul bir köyünden, yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğan Veli Devecioğlu, nasıl böyle seçkin özelliklere sahip oldu.
Veli Devecioğlu ağabeyin şahsında, Devrimin yarattığı yeni insan tipinin seçkin bir örneğini gördük. Veli abi, Cumhuriyet Devriminin yaratıcı gücünün ete kemiğe bürünmesiydi. Devrimin yeni insanı yaratmadaki mucizevi gücünü somut olarak, Veli abinin şahsında gözlemleme şansına sahip olduk.
Aslında sadece Veli Devecioğlu değil. Cumhuriyet Devriminin henüz bütün canlılığı ile yaşandığı ilk döneminde yetişen kuşak, her bakımdan müstesna insanlarla doluydu. Veli ağabey ise o Devrimci kuşağın en önde gelen temsilcilerinden biriydi.
Kendisini değil, halkı ve ülkeyi düşünen, alçakgönüllü, güleryüzlü, nazik ve saygılı, kurmaya çalıştığımız büyük uyum dünyasının insanı.
Yunus Emre’nin yüzyıllar öncesinden tarif ettiği insandı:
Yunus Emre der Hoca
Gerekse bin var Hac’ca
Hepsinden iyice
Bir gönüle girmektir.
Veli Devecioğlu, kendisini tanıyan bütün insanların gönlünde kendine bir yer bulmuştu.

Kişisel ikbal değil, “Önce Vatan”
Üniversiteden mezun olduğu yıl, okulda asistanı olarak kalmasını isteyen hocasına hayır diyemediği için düşünmek için bir gün ister. Dışarı çıkar, Dikimevi Postahanesine kadar yürüyerek gider ve oradan hocasına telgraf çeker:
“Hocam kusura bakmayın, teklifinizi kabul edemeyeceğim. Anadolu’da bana ihtiyacı olan uzak bir yöresinde Cumhuriyetin savcısı olarak ülkeme ve halkıma hizmet etmek istiyorum.”
Veli ağabeye kurada Gümüşhane’nin Şiran ilçesi çıkar.
Veli Devecioğlu ömrünün tamamını; halkına olan borcunu Anadolu’nun en ücra köşesinde görev yapmaya seve seve giden o genç Savcı’nın ruh hali ve bilinciyle yaşadı.

“Cihan değer arkadaş”
Bozüyükte son yıllarını geçirdiği evin duvarında çerçeveleştirilmiş iki resim bulunuyor.
Birincisi Aziz Nesin’in “Cihan değer arkadaşım Veli Devecioğlu”na sözleri ile imzaladığı kitabın ithaf sayfasının fotokopisi. Büyük Yazarın, Veli Devecioğlu ağabeyi tanımlamak için kullandığı ifade, rastgele seçilmiş bir övgü sözcüğü değil.
Eskiler çok saygıdeğer bir kişiyi anlatırken, “Dünya falanca kişi gibi insanların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor” derlermiş.
Veli Devecioğlu işte böyle bir insandı. Varlığı ile dostlarına, arkadaşlarına güç ve umut verdi. Aziz Nesin Veli Devecioğlu için “Cihan değer” derken kesinlikle bir abartma yapmıyordu.
Ancak “Cihan değer” olanlar Cihanı ayakta tutma şansına sahip olurlar.

“Kulak çekme hakkı”
Veli Ağabey, evdeki duvarda çerçeveli ikinci fotoğrafı Doğu Perinçek’le çektirmiş. İkisi de dolu dolu gülüyorlar fotoğrafta. Veli Devecioğlu Doğu Perinçek’in kulağını çekiyor.
O fotoğrafın çekildiği anı hatırlıyorum. İşçi Partisi’nin 2003 yılında Ankara Dedeman otelinde yapılan Kongresinde bir sohbet sırasında Doğu Perinçek, beraber olduğumuz arkadaş grubuna şaka yollu; “Bu dünyada benim kulağımı çekme hakkına bir tek Veli Ağabey sahiptir. Bakın uygulamalı olarak gösterelim” demiş ve o duvardaki fotoğrafı çektirmişti.
Doğu Perinçek o iltifatı laf olsun diye yapmadı. Veli ağabeyi çok yakından tanıyan Doğu Perinçek biliyordu ki, eğer Veli Devecioğlu bir kişiyi eleştiriyorsa, mutlaka eleştiriyi yapmadan önce bin kez ince elemiş sık dokumuştur. Kimseye haksızlık yapmaz.
Eğer Veli Devecioğlu bir kişiyi eleştiriyorsa, eleştirilen kişinin mutlaka üzerinde durup düşünmesi gereken bir durum vardır. Bir devrimci olarak Doğu Perinçek de, sözleriyle böyle bir eleştirinin değerini bildiğini ifade etmektedir.
Eleştiriyi “kulak çekmek” olarak tarif etmek ise Doğu Perinçek’in bir yandan Veli, Ağabeye verdiği değeri, bir yandan da Veli Devecioğlu ağabeyden öğrenmenin önemine yaptığı vurguyu gösterir.
Aslında Veli Devecioğlu gibi bir devrimci aydının eleştirisine muhatap olabilmek, eleştirinin hedefi olan kişi için her zaman bir şans oldu.

Sorumluluğumuz
Veli Ağabeyin vefat haberini Tunceli’de aldım. Beklediğim bir haberdi. Ama Veli ağabeyin, ölüm için neden 7 Haziran sonrasını beklediğini de anlıyorum.
Veli Ağabey ölüm tarihiyle omuzlarımızdaki büyük sorumluluğu bize hatırlatarak ayrıldı aramızdan.
Biz Vatanımıza ve Halkımıza karşı sorumluyuz. Veli ağabey gibi büyük değerlerimize karşı da sorumluyuz.
Biliyoruz ki Vatan, Veli Devecioğlu gibi değerlerle gerçek Vatan oluyor.
Hayatımızın ve mücadelemizin bizler açısından gerçek anlamı, Veli Ağabey gibi büyük değerlerimizin devrimci anılarına layık olmaktır.
Veli Ağabey’e bir kez daha söz veriyoruz. O’nun özlemini duyduğu “Atatürk Türkiyesi” yeniden kurulacaktır.



Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.